Sosyal medyada paylaş

Yaklaşık iki senedir yurtdışında yaşıyorum. Bunun 1.5 senesi ise ailemi, dostlarımı, arkadaşlarımı ve anılarımı yaşatan yerleri hiç göremeden geçti. O kadar zamandan sonra onlara kavuştuğum anki sevincimi ve burukluğumu (tekrar gidecek olacağım için) en iyi anlatan şarkı herhalde Yeni Türkü’nün “Dönmek” adlı şarkıdır. Gitmenin bu sefer içten içten daha zor olacağını hissetmiştim.

Her ne kadar dışardan bakıldığında yurtdışında yaşamak çok cezbedici bir şey olarak görünse de bunun kendine has zorlukları var. Ve en önemlisi Türkiye’deki politika bizim oradaki yaşantımızı maddi ve/veya manevi olarak etkiliyor.

Velhasıl, günlerden, gecelerden, masalardan sonra bir başka veda anı gelmişti. Fakat bu veda çok başka bir veda olacaktı; çünkü bir pandemi sürecinde sevdiklerime ve değer verdiklerime bilemediğim bir süre kadar veda edecektim. İşin bu boyutu oldukça stresliyken buna ek olarak AB ülkelerinden herhangi birine giriş yapmak için zorunlu olan Covid-19 testinin stresi var. İşte işler burada biraz değişiyor. Çünkü Türkiye’de Covid-19 testi ile alakalı oldukça yanlış bilgilerin olduğunu uçuşumdan önce bizzat kendim deneyimledim. Test yaptırmak gerçek bir imtihan, biraz bundan bahsetmek istiyorum.

Test İçin Farklı Fiyat Uygulaması

Yukarıda bahsettiğim gibi AB ülkelerinden herhangi birine giriş yapabilmek için Covid-19 testi yaptırılması lazım. Bu testi internetteki haberlere göre havaalanlarında yaptırabilirsiniz; fakat bütün havaalanları değil. Mesela başkent Ankara’da bulunan Esenboğa havaalanında test yaptıramıyorsunuz.

Neyse ki uçuştan bir gün önce gelip test yaptırmak istedim de gerçekleri görme imkânım oldu. Bu bilgi kirliğinden dolayı birçok insan uçuşunu ertelemek zorunda kalıyor. Dahası bu testin maksimum 48 saat geçerliliği var. Eğer bu 48 saatlik süreyi bir dakika bile geçerse sizi uçağa almıyorlar. Buna bugün (24 Ağustos) gözlerimle şahit oldum. Test yaptırılan hastanede rapora testin yapıldığı saati yanlış yazdıkları için yolcuyu uçağa almadılar.

Bir diğer bilgi kirliliği ise testin ücreti ile alakalı. Çünkü Ankara Şehir Hastanesi’nde çalışan görevli dahi testin ücreti ile ilgili net bir bilgiye sahip değil. Ben test için 250 TL ödedim. Fakat havaalanında konuştuğum bazı yolcular farklı fiyatlar ödemişler. Mesela Ankara Üniversitesi Hastanesi’nde test yaptıran biri 300 TL ödemiş, özel bir hastanede yaptıran biri 600 TL ödemiş. Testin ücreti ile ilgili net olarak ücret politikası yok. Buna ek olarak ise paranla rezil olma fikrinin ortaya çıktığı canım ülkede, parasını yatırdıktan sonra test için sıra bekleyenler olmuş, saatlerce.

Test için ödediğim 250 TL’nin makbuzu.

Testin Sonuçlanma Süresi

Bir başka bilgi kirliliği ise testin nerede yapıldığı ve ne kadar sürede çıktığı ile alakalı. İnternette ‘Covid-19 testi ne kadar sürede sonuçlanır?’ olarak arattığınızda karşınıza Sağlık Bakanlığı’nın web sitesinden bir haber çıkacaktır. Bu habere tıkladığınızda ise Covid-19 testinin 15 dakikada çıktığına dair haber göreceksiniz. Bu haber Mart ayından kalma ve bakanlığın sitesinde güncel bilgi bulunmuyor. Hâl böyle olunca hastaneleri aradım; kimisi dört günde, kimisi 36 saatte, kimisi ise 24 saatte çıktığı bilgisini verdi. Buna ek olarak hastanede kit olup olmadığını dahi bilmeyenler vardı.

Bütün bu bilgi kirliliklerinin sonucu testimi 13:10 da yaptırdım ve sonucumu ise 18:33 de aldım. İşte bu noktadan sonra işler daha da kötüleşiyor. Çünkü sonuç belgesini ıslak imzalatmak ve mühür bastırmak gerekiyor. Bunun için ise mesai saatlerinde test merkezine, mesai saatleri dışında ise acile gitmek gerekiyor. Ben mecburen acile gitmek zorunda kaldım.

Ankara Şehir Hastanesi’nin acil bölümüne gittiğimde gördüklerim beni şoke etti. Çünkü ne bir sosyal mesafe ne de bir önlem vardı. Akla hayale sığmayan bir yoğunluk vardı. Çoğu doktor ve görevlinin gözlerine kan oturmuştu. Sağlık çalışanlarının bu bilgi kirlilikleri yüzünden mesailerinin daha da zorlaşmış olması üzücü bir durum. Bu anlattıklarımı teyit etmek isteyenler şehir hastanelerine gidebilir ve kendi gözleri ile gerçekliğe şahit olabilirler.

Bütün bu olanlar pandemi sürecindeki veda halini daha da zor hale getirdi benim için. Çünkü giderken Covid-19’dan değil, sinirden ve stresten bedenime zarar gelebilirdi. Bir kere daha anladığım şey şu: Aynı gemide değiliz!

Görsel: amp.dw.com.tr

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Fatma Kızılırmak

Fatma Kızılırmak
Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. Şu anda Wroclaw Ekonomi Üniversitesi’nde yüksek lisansını yapmakta. Özellikle ekonomi, politika ve feminizm üzerine okumalar yapmayı sever. Ursula Le Guin diyarını ziyaret etmek hobilerinden sadece biri. Şu sözü her daim aklında ‘…küçük ama derin bir umudunun bilincindeydi.’ Queer feminist bir hak savunucusu. Ukulele çalıyor.
Categories: COVID-190 Comments

Leave A Comment