Stanley Kubrick

 Kubrick’in kullandığı birçok farklı çekim yönteminden biri de geniş açılı mercekler ile sahne oyunu yaratmasıdır. Bu teknik küçük çaplı bir uğraş vererek ortaya koyulabilecek en etkili çekim tekniğidir. İnsan gözüne eş değer kabul edilen 50 mm’yi düşündüğümüzde bu ölçeğin altındaki merceklerin geniş açılı lens ile aynı olduğunu belirtebiliriz. Geniş açılı mercekte kullanılan ölçü ise 24-35 mm civarındadır. Bu da incelediğiniz alana daha farklı bir açıdan bakmanıza olanak sağlar.

Temelde ayrıntıya odaklanan bir sahnede, farklı olarak bu teknikte daha çok alanın ifşa edilmesi amaçlanır. Ufak alanlarda görüntülenmesi amaçlanan birçok ayrıntıyı bu sayede günyüzüne çıkarabilirsiniz. Bu mercek kullanımı arka plan ve ön plan arasındaki mesafeyi büyüttüğü gibi filme de belli oranda derinlik hissi kazandırır.

Kubrick’in kullandığı dar alanlardaki geniş açılar sahnelerin çerçevesinin kenarlarını oluşturan düz çizgilere yapıcı bir efekt getirir. Bu özellik sinema tarihine “Kubrickian Efekt” olarak geçmiş bir özelliktir.

Bu teknik ile hayata geçirdiği bazı filmleri;

Shining (Cinnet)

Clockwork Orange (Otomatik Portakal)

2001: A Space Odyssey (2001: Bir Uzay Destanı)

 

Xavier Dolan 

Daha çok genç olmasına rağmen çok yetenekli bir yönetmen Xavier Dolan. Filmlerinde anne-çocuk ilişkisini ele alarak toplumsal konulara da çokça değiniyor. Verdiği mesajlar dışında yapıtlarının diğer filmlerden bağımsız olarak çekim tekniğinin şiirsel bir yönü olduğu da söylenebilir. Sahnelerinde kullandığı sıcak ve soğuk tonları, skalası geniş çarpıcı renk paletlerini ve yer yer ağır çekim kullanarak yaptığı ufak dokunuşları başarılı bir şekilde ekrana yansıtıyor. Filmlerinde kullandığı müzikler ile renkleri birleştirerek kendine özgü bir yer ediniyor.

Dolan’ın bazı filmleri;

Annemi Öldürdüm (J’ai tué ma mère)

Mommy

Tom Çiftlik’te (Tom à la ferme)

Wes Anderson          

Bir Wes Anderson filmi dendiğinde akla gelen en önemli detay tekrar eden şekiller ve bu şekilleri tamamlayan olağanüstü renk tonlarıdır. Kubrick’e olan hayranlığı sayesinde özel olarak önem verdiği simetri de bunun bir parçası. Sahneler arası yaptığı hızlı geçişler ve yakın çekimle gösterdiği nesneler bütünü ile oluşturduğu hayal ötesi sinematik evrenler ile akıllara kazandığı şüphesiz. Büyük Budapeşte Oteli (Grand Budapest Hotel) ile bu teknikleri başka bir boyuta taşıdı. Anderson’ın bu zamana kadarki en canlı filmi olabilir.

Sanatsal tarafa ve detaylara titizlikle dikkat ederek oluşturduğu bu evrenler ile izleyicinin kendini kaybetmemesi için hiçbir sebep yok.

Örnek olarak bazı filmleri;

Grand Budapest Hotel (Büyük Budapeşte Oteli)

Fantastic Mr. Fox  (Yaman Tilki)

Moonrise Kingdom (Yükselen Ay Krallığı)

Grand Budapest Hotel

Tim Burton  

Hollywood’un karanlık yönetmeni Burton, filmlerinde ağır olarak siyah, beyaz, yeşil veya kırmızı gibi zıt renkler kullanarak gotik bir görünüm elde etmekte. Yarattığı karakterler karanlık ve uğursuzdur. Farklı, görülmemiş yaratıkları ile kendine has, izleyiciyi ekrana kilitleyen bir tekniği vardır. Bazı zaman ise filmlerini özel müzikaller kullanarak yaratır.

Onun yapıtlarını izlerken kendinizi aniden bir mezarlıkta veya uzaklarda yaşayan bir mucidin karanlık konağında bulabilirsiniz.

Bazı Burton evrenleri;

Edward Scissorhands (Makas Eller)

The Nightmare Before Christmas (Noel Gecesi Kabusu)

Corpse Bride (Ölü Gelin)

David Fincher

Fincher’ı görünmez, duvarlardan ve objelerden geçebilen biri olarak hayal edin. Ne kadar olağanüstü bir varlık gibi dursa da aslında sadece yeterli ekipmanı olan elinde kamerasıyla bir yönetmen. Filmlerinde kullandığı en büyük tekniklerden biri olan nesnelerin içinden geçerek yaptığı çekimler onu özel kılmıştır. İzlerken çok kolay bir olaymış gibi gözükse de bu çekim tekniği ve açısını elde etmek çok zordur. Filmlerinin imzası haline gelen her seferinde farklı bir başlangıç sahnesi ortaya koyma olayı da Fincher’ın pek çok cazibesinden biridir.

25. kare olayını yapıtlarında bol bol yer verir. İlk bakışta anlayamayacağınız ufak illüzyonlar yerleştirir ve geri kalanını seyirciye bırakır.

Renklerin filmlerde ne kadar önemli bir yer aldıklarından bahsettik- peki ya Fincher ne gibi renk kombinasyonları oluşturmuştur? Örneğin; Fight Club’da siyah ve mavi ön plandayken Zodiac filminde ise siyah ve sarı göz önündedir.

David Fincher filmlerinden birkaç tanesi;

Fight Club (Dövüş Klübü)

Seven (Yedi)

Gone Girl (Kayıp Kız) 

Sosyal medyada paylaş

Yaren Ilgın Türk

Lise öğrencisi. Yabancı dil okuyor. Giresun'da yaşıyor. Ortaokul dönemlerinde verdiği kararla, Yabancı dil okumaya karar verdi ve asla pişman değil. Karşılaştığı bütün dillere hayranlık duyar ve araştırmadan duramaz. Bol bol dizi, film izlemeyi sever ve Instagram'da ön eklemelerinde paylaşmayı da unutmaz. Hayvan belgeselleri -özellikle su altı- izler. Film ödül törenlerini kaçırmaz ve kendince eleştirmekten de geri kalmaz. Küçüklüğünde duvar karalamasıyla başlayan resim aşkı tuval -ve yine duvar- boyayarak devam eder. Müzik dinlemeden bir gün bile geçirmez. Kitap okumayı çok sever. Tür ayırt etmeksizin okur. Hayatının geri kalanında da bu alışkanlığından vazgeçmemeyi ümit eder. Zamanının çoğunu hayal kurarak geçirir. Gelecek için güzel hayalleri vardır ama anı yaşamayı da unutmaz.
Published On: Aralık 22nd, 2020Categories: Kültür & Sanat, Sinema0 Yorum

Leave A Comment