Ofislerde uygulanan tasarruf ve iyileştirme programı olan ‘’Yeşil Ofis’’, WWF’ nin (Dünya Doğayı Kuruma Vakfı) insanlığın doğal kaynaklar üzerindeki baskısını, ekolojik ayak izini azaltmak için oluşturduğu yaklaşımların bir parçasıdır. Programın en önemli başlıkları tasarruf ve iyileştirme olmakla beraber karbon emisyonu başta olmak üzere enerji tasarrufu, yenilenebilir kaynaklar, doğal kaynakların bilinçli kullanımı ve yaşam tarzının değiştirilmesi için çalışanlarda farkındalık yaratmakta en önemli hedeflerinden bazılarıdır.

Yeşil ofis, çalışanlarının zamanlarının çoğunu geçirdiği ofislerde bir taraftan tüketim kültürünü değiştirmeyi, diğer taraftansa kurumların doğa üzerindeki baskısını azaltmayı hedefliyor.

Bu programa dahil olan şirketler, kaynaklarını bu programın amacı olan ekolojik ayak izi içerisinde değerlendirmektedir ve bu değerlendirmelerle beraber çeşitli tasarruf yöntemleri belirlenmektedir. Şirketlerin çevreci tasarruflarla maddi yükü hafifletilirken çalışanların sebep olduğu doğa tahribatı önleniyor.

Program katılımcısı çalışanlara aynı zamanda gündelik hayatta da çevreci alışkanlıklar kazandırmış oluyor. Bu sistemle hem çalışanlar hem de diğer insanlar doğa dostu ürünler kullanırken artı olarak çevreci özellikler kazanıyor. Bu bir nevi içten başlayan kitlesel bir ekolojik bilinç oluşmasına da öncülük etmektedir.

Bu gibi düzenlemeler çalışanların sadece gündelik hareketlerini değil aynı zamanda bulundukları psikolojik durumları, işte ve hayatta maruz kaldıkları stresi de iyileştirici etkiler göstermektedir. Çalışılan iş yerlerinde, ofislerde ekolojik yaklaşımların olması, bitkilerin yetiştirilmesi onların hem stresini azaltmada hem de sosyal ilişkilerini iyileştirmede büyük rol oynar. Bu konuyla ilgili yapılmış deneylerde bitkilerle aynı ortamda çalışmanın alfa ve beta beyin dalgalarında (Stres seviyesindeki düşüş ve bilişsel yeteneklerde artışa neden olan dalgalara denir.) artış olduğu gözlenmiştir.

Hızla evrilen bir dünyada doğaya döndükçe çoğalmakta ve iyileşmekteyiz. Değişimi hayatın her noktasına taşımak artık bir seçimden çok bir borçtur. Bizim bu dünyaya borcumuz var, bu borçta doğa dostu bir değişim kazanımı elde etmektir. Değişimle var olacağız, bu düzeni inceliklerle yeniden var edeceğiz.

Kendinizi doğanın iyileştirici değişimine bırakın. İnceliklerle kalın.

Kaynakça

https:/www.wwf.org.tr

ekolojist.net

Sosyal medyada paylaş

Leyla Can

Kjersti Skomsvold’un “Ben turuncuyum ve hiçbir şey turuncuyla kafiyeli değil.” alıntısında kastettiği renktir Leyla. Biraz yoldur, biraz şiir; nitekim Başak Köklükaya’nın iki kaşı arasındaki gölgesine razı fesleğendir. Yolda olmayı ve rastlaşmaları önemser. Kelimeler, cümleler, jestler ve anlar biriktirir. Kendine has zarifliği ile akar sokaklara. Daima öfkeli baktığı çocukluk fotoğraflarının ardında güzel bir kız çocuğu durur geleceğe karşı. Serpilirken sımsıkı sarılıyordur tutkularına. Detayları sever, gizlenmiş olanda bulduğu bağlar onu sıradanlığa. Pencere pervazına çiçekler gibi kitaplar dizer. Yakasına her sabah bir umut, evden çıktığındaysa yüzüne muzur bir gülümse iliştirir. En güzel mahiyeti dostluktur. Ruhu her an alıp başını gitmeler çekerken zaman akmıyormuş gibi dingindir aynı zamanda. Turuncu gibi hiçbir şeyle kafiyeli olmayan bir yaşayışın umut dolu naifliğini hayata döken şiirin başıbozuk hallerine benzer. Düşlerini gerçeğe dökmektir uğraşı. Bir nevi hep mujer naranja.
Published On: Mayıs 20th, 2020Categories: Ekoloji0 Yorum

Leave A Comment