• “Yemeksepeti İşçi Komitesi, Ekim 2020 ayında Yemeksepeti’nde çalışmakta olan kurye ve depo çalışanlarının kötü çalışma şartlarına karşı sendikal faaliyet için bir araya gelmesiyle oluştu.”

Pandeminin başından beri ara vermeksizin çalışan sektörlerden birisi de kuşkusuz ki gıda sektörü. Salgının en üst boyutlara ulaştığı zamanlarda dahi paket servis aracılığıyla hizmet vermeye devam eden gıda sektörünün kasklı, motorlu “kahramanlarına” söz vereceğim bugün: Kuryeler.

Hepimizin kaygı ve korkuyla kendini eve kapattığı; kapı deliğinden bakmaya bile çekindiğimiz; dezenfektan obsesyonu geliştirdiğimiz ve caddelerin, sokakların bomboş olduğu kısıtlama ve kapanma günlerinde, ihtiyaç duyduğumuz her an kapımızı çalan bu kuryeler kim? Sistem nasıl işliyor ya da işletiliyor? 1,5 yıldır neler yaşıyorlar? Bu soruların cevaplarını alabilmek için Yemeksepeti İşçi Komitesi’yle görüştüm.

 

– Yemeksepeti İşçi Komitesi nasıl ve ne zaman oluştu?

– Yemeksepeti İşçi Komitesi, Ekim 2020 ayında Yemeksepeti’nde çalışmakta olan kurye ve depo çalışanlarının kötü çalışma şartlarına karşı sendikal faaliyet için bir araya gelmesiyle oluştu. İş yükümüzün fazlalığı, iş tanımımızda olmayan sorumluluklarımız, mobbing ve birçok konuda sesimizi şirket yetkililerine duyuramadığımız için böyle bir inisiyatif almak zorunda kaldık.

– Pandemi sürecinin başından bugüne dek Yemeksepeti çalışanları olarak yaşadığınız zorluklar ve mağduriyetler nelerdir?

– Pandemi başından beri aralıksız çalışıyoruz. Kapanmaların başladığı günlerde, bomboş sokaklarda yalnızca biz vardık. Henüz ne olduğunu bile bilmediğimiz bir virüs vardı ama biz ölümüne çalışmak zorundaydık. Hem kendimiz hem de ailemiz için endişe duymakla aç kalmamak arasında kaldık. Birçoğumuz da pandemi öncesinde ya da kapanmalardan sonra işsiz kalmış kişiler. Yani kısacası biz sistemin en zayıf halkaları ve en güvencesizleriydik. Yanımızda tedbir olarak bir eldiven ve bir dezenfektandan başka bir şey yoktu. Bir tarafta açlık, bir tarafta hastalık.

– Komitenin talepleri nelerdir?

– Komitemizin talepleri; öncelikle mobbinge son verilmesi. Sözlü şiddet ve sürgün en büyük sorunlarımızdan biri. Yol ücretimiz yok. Yaptığımız iş, “çok riskli iş” sınıfında olması gereken bir iş. Ücretlerin de buna göre düzenlenmesi gerekli. İşçiler maaşlarını biraz yükseltmek için +4 saat mesai ile risk altında çalışıyorlar. O da her depoda 3-4 kişi. Genellikle asgari ücret ve yemek kartı hariç bir ücret almıyoruz. Ek iş yapmadan geçinebilmek mümkün değil. Bu kadar riskli bir işte 8 saat çalışmak bile fazla. 12 saat çalışmak yahut ek iş yapmak demek, hayatımızı riske atmak demek. Kısacası sendikal haklarımız tanınsın istiyoruz. İnsanca ücret ve iş güvencesi istiyoruz.

– Bu taleplerin gerçekleşmesi adına komitenin çizdiği yol haritası ve eylem planı nedir?

– Biz şu anda sendikalar ile görüşme halinde olmaya çalışıyoruz. Nakliyat İş Sendikası’nın süreci kontrolsüz ve işçilerden bihaber sürdürmesi, Yemeksepeti’nin bu konuda önlemler almasına ve kara propaganda yapmasına neden oldu. Tam bir fiyasko yani. Şu anda şirket, müdürler ve diğer yöneticiler üzerinden sendika karşıtı söylemler yapmakta. İş kolumuz değiştirildi ayrıca. Bu da anayasal hakkımıza düşmanlığın belgesidir. Nevzat beyin demokratlığını ve işçi düşmanlığını da görmüş oldu herkes.

– Son olarak, kamuya bir destek ya da dayanışma çağrınız var mıdır?

– Bizlere özellikle sosyal medyada çok fazla destek olan emek dostu kişi ve kurumlar var. Size de, onlara da buradan teşekkür ediyoruz. Öncelikle kullanıcılardan süre taahhüdü ile ilgili geribildirim yapmalarını ve bu konuda sektördeki firmalara yapılan çağrılara destek vermesini istiyoruz. Sadece Yemeksepeti değil; Getir, Trendyol, HepsiExpress ve restoranlar dahil birçok yerde, canımıza ve ruh sağlığımıza kasıt haline geldi hızlı teslimat konusu. Bu konuda güçlü bir örgütlülük olmadan da bizlerin yapabileceği şeyler kısıtlı.

 

Onun dışında da sendikalar ve meslek örgütlerinden bu konuda daha gerçekçi adımlar bekliyoruz. Yanımızda olan herkese Yemeksepeti işçileri adına teşekkürler. Birleşerek kazanacağız.

 

Görsel: shutterstock.com

Sosyal medyada paylaş

Gizem Yerik

Uludağ Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi / Dramatik Yazarlık bölümünde müzmin öğrenci. Ent Dergi'de Genel Yayın Yönetmenliği yaptı, İz Gazete'de köşe yazarı, dönem dönem drama eğitmeni. Azılı bir feminist, bedbaht bir heteroseksüel, vegan olamamış bir vejetaryen. Kendini insan sanan bi' kız köpeğin annesi. Beyanı kadın, anti-faşist bir dünya vatandaşı.
Published On: Mayıs 3rd, 2021Categories: Emek, Röportaj0 Yorum

Leave A Comment