Doğa talanının durmak bilmediği ülkemizde bugünlerde yıllardır süregelen davalara konu olan Yeşil Yol Projesi çalışmalarına yeniden başlandı. Bölgedeki birçok yayla şimdiden iş makineleri tarafından talan edilmiş durumda. Bir hukuksuzluk ve ekolojik yıkım örneği olan projeye itirazlar sosyal medyada #YaylamaDokunma hashtagiyle gündemde.

Yeşil Yol Projesi Nedir?

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığınca sürdürülen, Samsun, Tokat, Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize ve Artvin illerine bağlı turizm merkezlerinin üst kottan birbirine bağlanmasını hedefleyen bir projedir.

Projenin, turizm alanlarını birbirine bağlayarak bölgenin turizm potansiyelini artırmayı amaçladığı belirtiliyor. Samsun, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere 8 ilin önemli yaylalarını ve turizm merkezlerinin birbirine bağlanması planlanan Yeşil Yol Projesi’nin, Doğu Karadeniz’e canlılık ve yeni bir şekil kazandıracağı iddia ediliyor.

Yargıda Yeşil Yol Projesi

Yeşil Yol Projesi’nin hukuka aykırılığı ve ekolojik yıkıma yol açacak olması, hem halkın hem de sivil toplum kuruluşlarının projeye karşı tavır almasına sebep oldu. Orman izinlerinin eksikliği ve projenin ÇED sürecinden adeta kaçırılmasının yanı sıra Çevre Kanunu’nu da ihlal eden proje hakkında hem ceza yargısında hem de idari yargıda uzun süreçler geçirildi. Projenin 5 yılı aşkın süredir devam eden davalarında, gerek halk direnişi gerek STK’lar tarafından gösterilen çabalar sonucu nihayet bazı olumlu sonuçlar alındı. Bazı davaları özetlemek gerekirse;

2015 yılında ÇEHAV tarafından Rize İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Mahkeme, başvuru üzerine ‘Orman kesim izninin yürütmesini durdurma’ kararı verdi. Ancak, değişen mahkeme heyeti yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı, yapılan itirazı da reddetti. Üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu bilirkişi keşfi yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle dosya iade edildi. Dosyayı yeniden ele alan Rize İdare Mahkemesi bölgede bilirkişi keşfi yapılmasını kararlaştırdı. Raporda, Yeşil Yol Projesinde kamu yararı olmadığına, planlama ilke ve esaslarına aykırılığına vurgu yapıldı; bölgenin, hiçbir inşaai faaliyete konu olmaksızın mutlak surette korunması gerektiğine yer verildi. Rize İdari Mahkemesi tarafların savunmalarını aldı, dava ile ilgili kararını açıkladı. Mahkeme, açılan Yeşil Yol Projesi iptal davası için bilirkişi raporuna rağmen ret kararı verdi. Mahkeme kararında, Yeşil Yol Projesinde kamu yararı olduğuna dikkat çekti.

2011 yılında, aynı proje hakkında TEMA, Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin  1/100.000.lik  Çevre Düzeni Planı tadilatının  kısmen iptali için yürütmeyi durdurma istemli olarak 07.12.2011 tarihinde dava açmıştı (Danıştay 6. Daire E.2011/9150). Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bilirkişi raporunda bölgedeki önemli doğa koruma alanları, su havzaları ve tarım alanlarını korumadığına vurgu yapılan 6 ilin Çevre Düzeni Planı’nın yürütmesini durdurma kararı verdi. Bu karar üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 1/100.000 ölçekli 6 ilin Çevre Düzeni Planı’nı yeniden düzenleyerek onaylamıştı. 2016 yılında Tema ikinci kez ‘Çevre Düzeni Planı’nın iptali istemiyle Danıştay’a dava açtı.

2016’da açılan ikinci dava 2019 yılında olumlu kararla sonuçlandı. Önce Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bu proje hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Ardından Samsun İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi de Danıştay’ın kararını örnek göstererek yol yapılmasına izin veren Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun kararını iptal etti.

Mahkeme kararlarında; “… yolların, Kaçkarların ekolojik yapısını merasıyla, ormanıyla, dereleriyle büyük bir yıkıma uğrattığını; doğal sit alanı ve milli park olan bölgenin tehlike altında olduğuna…”, “… kendi özgün koşulları ve doğal çevresi ile yayla yerleşmelerinin öne çıkmaları yerine, yaylanın tanımı ve niteliğine aykırı bir biçimde yaylalar arasında yatay bir ilişki yaratarak yayla yerleşmelerinin özgünlüklerinin zayıflamasına sebebiyet vereceği…” ifadelerine yer verildi.

Yargı Kararları Yok Sayıldı

Yargı sürecine karşın DOKA (Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı) “Yeşil Yol güzergâhındaki Kültür – Turizm Yatırımlarının Desteklenmesi Mali Destek Programı 2. Etap” kapsamında 30 Aralık 2019’da kâr amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlara çağrıda bulundu. Program amacının “Bölgenin kültür ve turizm potansiyelini harekete geçirmek, bölgedeki ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlamak” olduğu belirtildi. Rize İl Özel İdaresi de bu çağrı kapsamında bütçeye başvurmak için 6 Mart’ta karar aldı. 

Danıştay’ın yürütmenin durdurulması kararına rağmen alınan devam kararı üzerine bölgede çalışmalara yeniden başlanması, siyasetçilerin ve yerel belediyelerin de desteğiyle sosyal medyada tepkilere yol açtı. Nitekim senelerdir çeşitli aksaklıklarla uzayan yargı sürecinde de çalışmalara devam edilmişti. Bölgedeki birçok yayla şimdiden iş makineleri tarafından talan edilmiş durumda. #YaylamaDokunma etiketi ile yeniden gündem olan Yeşil Yol Projesi’ne tepkiler gün geçtikçe artıyor.

Hem Doğa Talanı Hem Anayasal Hak İhlali

Anayasa’nın 56. maddesini Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir…” hatırlatılmak gerektiği açık. Yeşil Yol Projesi’nin hukuka aykırılığı sadece bu maddeyle bile görülebilir.

Resmiyette görünen amaçlar farklı olsa da Yeşil Yol; tabiatın bir ticari meta gibi, kapitalist sömürü altında bir alışveriş malzemesi haline getirilmesi projesidir. Doğa katliamının; hizmet, yatırım, ekonomik kalkınma gibi süslü ifadelerle meşrulaştırılmasıdır. Yeşil Yol Projesi; sermaye odaklı kaygılarla el değmemiş toprakların şirketlerin eline oyuncak diye verilmesidir.

Yalnızca anayasal haklarını savunan; temiz bir çevrede, Karadeniz’in el değmemiş yaylalarında hayatlarını sürdürmek isteyen halkın, senelerdir süregelen bu doğa katliamında hukuksal süreçlerle oyalanması, kendi toprağını savunmak için bu projeye tepki gösteren vatandaşlar hakkında yaptırımlar uygulanması aynı zamanda insan haklarının da ihlalidir.

Toprak bir gün insanlığa tabiatın efendisi olmadığını hatırlatacak, zira bu topraklara bu kadar yük fazla.

“Yeryüzüne ve doğaya sahip olunabileceğini düşünmek kibirden başka bir şey değildir.”


Görsel: DHA

http://bianet.org/bianet/cevre/227331-danistay-yesil-yol-a-dur-dedi
  http://www.firtinainisiyatifi.com/sayfa/yesil-yol-nedir–/84
  https://www.evrensel.net/haber/367490/yesil-yol-projesinin-iptali-icin-acilan-davaya-ret-karari-verildi
http://www.tema.org.tr/web_14966-2_1/neuralnetwork.aspx?type=78
  https://siyasihaber4.org/danistay-yesil-yola-bir-kez-daha-dur-dedi
  https://gazetekarinca.com/2020/07/danistaydan-yesil-yol-projesine-durdurma-karari/
  https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/11/yesil-yol-projesi-bolgenin-ekosistemine-zarar-veriyor/
  https://t24.com.tr/haber/danistay-in-durdurdugu-yesil-yol-projesinin-ikinci-etabina-butce-ayrildi,897209

https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tc_anayasasi.maddeler?p3=56
  Joel Kovel, Doğanın Düşmanı, Metis Yayıncılık, İstanbul, 2005

Sosyal medyada paylaş

Tuğçe Berber

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olup İzmir’de kurucusu olduğu Lotus Hukuk Bürosu’nda avukatlık mesleğini sürdürmektedir. Çocukluğundan gelen hayvan sevgisi “Türk Hukuk Sisteminde Hayvan Hakları ve Uluslararası Hukukun Hayvan Hakları Mevzuatına Etkisi” isimli tez yazısından sonra hayvan hakları aktivistliğine evrilmiştir. Vegan ve sürdürülebilir bir yaşam mücadelesiyle birlikte, türlerin eşitliği için de hak temelli mücadelesine gerek mesleki gerek sosyal alanda devam etmektedir. Hayvanlara Adalet Derneği, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu üyesi olarak çeşitli sosyal projelere destek vermektedir. Sokaktayken bütün hayvanların, evdeyse bir kedi annesidir. Adalet mücadelesinin karanlık dünyasına renk katmak için yoga ve müzik alanlarıyla da ilgilenmektedir.
Published On: Ağustos 20th, 2020Categories: Gündem, Politika0 Yorum

Leave A Comment