Sosyal medyada paylaş

Koronavirüs’ün hayatımıza girdiği 6 aylık sürecin başından itibaren en çok tartışma konularından biri pandemi ile mücadelede siyasal iktidarların çözüm yöntemleri ve pandeminin yayılmasını durdurmada sergiledikleri performans oldu. Pandeminin yayılma sebebini siyasal iktidarların sorumluluğuna yükleyenler ağırlıkta olduğu gibi bunun kontrol dışı gelişmesini bireysel sorumlulukların yerine getirilmemesine bağlayan bir nüfus da çoğunlukta. Pandeminin siyasal iktidarların mücadelede ve salgına müdahalede geç kalmasından kaynaklı bu kadar yayılmış olması toplumun büyük çoğunluğunun enfekte olmuş olmasına sebebiyet vermiş durumda. Dünya’da farklı siyasal görüşlere ait bir çok parti iktidarları ellerinde tutarken, birçoğunun olası bir salgın hastalık, doğal afet veya felakete karşı hazırlıksız olduğu da su götürmez bir gerçek. Bu siyasi iktidarları kıyaslama noktasında bir birinden ayırabileceğimiz turnusol kağıdı ise yönetim biçimleri. Birçok sol, demokrat, sosyal demokrat hükümet virüsle mücadelede daha katı kuralları işletmesi nedeniyle insan haklarını ihlal ediyor olarak eleştirilse de sağ ve liberal hükümetlerin pandemiyle mücadelede solun çok geride kaldığı gözler önüne seriliyor. Öte yandan Almanya, İsveç, Norveç gibi birçok hükümetin de pandemi ile mücadelede yürüttüğü çalışmalar dünya çapında takdir toplamış durumda.

Ent Dergi editörlüğünde hazırlamış olduğumuz bu yazıda aşağıdaki birkaç örnek ile koronavirüsle mücadelede sağ ve sol hükümetlerin ne gibi tedbirler aldığını, tedbirlerin ne kadar etkili olduğunu derledik.

Kuzey ve Güney Amerika

ABD: Pandeminin etkisini hissettirdiği ülkelerin başını çeken ABD’de pandeminin ilan edildiği 11 Mart’dan bu yana Toplam Vaka Sayısı 6 milyona yaklaşırken pandemi kaynaklı resmi olarak yaşamını yitirenlerin sayısı ise 180 bine yaklaşmış durumda. Pandeminin yayılmasında Trump hükümeti veya ABD sağlık sisteminin etkisi oldukça büyük. Özellikle New York’ta toplu mezarların açılması görüntüleri sosyal medyada yayılmaya başladıktan sonra sağlık sistemi en çok merak edilen konular arasında oldu. ABD’de yaşayan yatırım danışmanı Turgan Zülfikar Sputnik’e verdiği demecinde sistemi şu şekilde tanımlıyor: “Abd’de işleyen sistemde toplumun en düşük gelirli kesimi bu statülerini ibraz ve ispat ettikten sonra, her ne kadar hizmet kalitesi tartışmaya açık olsa da ‘medicaid’ denen federal sağlık şemsiyesi altına girerek ücretsiz sağlık hizmeti alabiliyorlar. Bu gruba, mahkumlar ve evsizler de dahil. Toplumun en zengin kesiminin zaten özel sağlık sigortası satın alma noktasında hiçbir problemi yok. Büyük firmalarda tam zamanlı çalışanların da sağlık harcamaları kanunla güvence altında. Peki geriye kimler kalıyor? Küçük firmalarda çalışanlar, ya da serbest çalışanlar. İşte çarpıklık tam da bu gruplarla ilgili. Bu gruptakiler, sağlık sigorta primlerini kendi ceplerinden ödemek zorunda ancak bu bedel çok yüksek olduğu için pek çoğu düzenli vergi vermelerine rağmen sağlık sigortasına sahip olamıyor. En düşük gelir düzeyinde olmadığı için medicaid hizmetinden de faydalanamıyor. Yani ABD’de en diptekiler değil, söylediğim gruplar bir açmazla karşı karşıya ve sağlık sigortası firmalarının kucağına düşmüş durumda. Çözümsüzlük ise özel sağlık sigortası firmalarının çok güçlü olmaları ve lobiciliğe aktardığı büyük paralardan kaynaklanıyor.

Brezilya: Pandeminin son dönemlerde hızlıca yayıldığı Brezilya’da yalnızca günlük vaka sayıları bile 40 binlere çıkmış durumda. Aşırı sağcı Başkan Bolsonaro’nun, pandeminin yayılmasına yönelik kendisine yöneltilen eleştirilere “Ne yapabilirim ki?” cevabıyla tepki toplarken, öte yandan geçtiğimiz günlerde kendisinin Covid-19 testi de pozitif çıktı. Nüfusu 210 milyona yaklaşan Brezilya’da toplam vaka sayısı 3 buçuk milyonu aşarken, virüs kaynaklı yaşamını yitirenlerin sayısı da 115 bin civarında.

Bolsonaro’nun salgına genel yaklaşımı ve kısıtlama uygulayan eyaletlerden bunları kaldırmalarını istemesi eleştirilere neden olmuş ve Sağlık Bakanı Nelson Teich, Mayıs ayında bu nedenle istifa etmişti. Bolsonaro’nun pandemiyi “hafif bir grip” olarak nitelendirmesi ise Brezilya halkında tepki toplamıştı. Brezilya favelalarında henüz virüse karşı Covid-19 testleri yapılmamış olduğu için toplam vakanın gerçekte ne olduğu henüz bilinmezken, muhalefetin iddiaları toplam vaka sayısının 15 milyonu aşkın olduğu yönünde.

Küba: Koronavirüsle mücadelede en yakından takip edilen ada ülkesi Küba’da ise dayanışma temelli bir mücadele sürüyor. Ücretsiz sağlık sistemi ve kalifiye sağlık personeli ile dünya çapında oldukça yakından tanınan Komünist Küba yönetimi şu anda pandeminin en çok yaygın olduğu İtalya, İspanya ve Venezuela gibi birçok ülkeye de pandemiyle mücadele etmede yardım etmeleri için sağlıkçı (doktor, hemşire, biyogenetik uzmanı) gönderiyor. Nüfusunun 12 milyon civarında olduğu ada ülkesinde bu zamana kadar ortaya çıkan vaka sayısı 3 bin 500 civarında olurken virüs kaynaklı yaşamını yitirenlerin sayısı yalnızca 88 kişide kaldı.

1 Mayıs öncesi kutlamaların iptal edilmesi ile kameralar karşısına geçen devlet başkanı Miguel Díaz-Canel, virüsün yayılmasına yönelik tedbirlerin gevşetilmesini sağlıkçıların emeklerine yapılmış birer saygısızlık olarak nitelendirmiş ve şunları belirtmişti: “Bu yıl Küba halkı 1 Mayıs 1959’dan beri yaptıkları geçit törenini yapamayacaklar, Küba’yı özgürleştiren ve büyüten işçiler ambargolara, savaşlara ve tehditlere rağmen iktidara geldiler ve 1 Mayıs’ın onlar için ne anlam ifade ettiğinin farkındalar. Fiziksel mesafeyi korumak zorunda olduğumuz için her bir Küba’lı yurttaşımız evlerini birer 1 Mayıs meydanına çevirecekler, bu 1 Mayıs’ta hep birlikte evlerimizde sabah 8 buçukta Enternasyonal Marşını okuyacağız ve görevlerinin başında, evlerinde veya dünyanın uzak köşelerinde olan her bir işçinin hak ettiği alkışı onlara vereceğiz. Daha sonra salgını yenmek için her şeylerini verenlere, korkunun üstüne gidenlere, yorulmak bilmeyenlere, dayanışma içinde olanlara, ve tünelin sonundakilere teşekkür edeceğiz.”

Venezuela: Ekonomik krizler ve darbe girişimleriyle mücadele eden Venezuela’da her ne kadar pandemi çok hızla yayılmaya başlamış olsa da Küba ile yakın dayanışma içerisinde olarak, ambargoya rağmen ihtiyacı olduğu desteği Küba’dan bulabildi. Toplam vakanın 40 bin civarında olduğu Venezuela’da vaka sayısı Ağustos başlarında yeniden tırmanışa geçmiş olsa da, Maduro hükümetinin hızlı müdahalesi ile yeniden rakamlar düşüşe geçmiş durumda. Venezuela’da bu zamana kadar kaydedilen toplam ölüm sayısı ile 337 olarak açıklandı.

Avrupa

İtalya: Sol Parti ve Liberallerin koalisyon hükümeti ile yönetilen İtalya koronavirüs ile mücadelede eleştirilerin merkezi olan ülkeler arasındaydı. Pandeminin ortaya çıktığı birkaç gün içerisinde hükümetin müdahalede geç kaldığı yönünde eleştiriler yöneltilen İtalya’da koronavirüsle mücadele 3 aşamalı olarak sürdürülüyor. Birinci aşamada hükümet seyahat kısıtlamaları ve işyerleri kapatma gibi tedbirler alırken, ikinci aşamada yalnızca bölgeler arası seyahate izin vermekteydi. İşyerlerinin açılması ve yurtdışı dahil ülkede seyahat kısıtlamaları ise üçüncü aşamada geçtiğimiz Haziran ayında kaldırıldı. Birinci aşamada pandemiyle mücadelede ciddi kazançlar elde eden İtalya’da toplam 260 bin kişi virüsten etkilenirken, 35 bin kişi virüs kaynaklı yaşamını yitirdi.

İspanya: Koronavirüs İspanya halkı 3 aydan daha fazla bir süre evde kalarak dünya çapında evde “kilitli” kalmış en uzun ülke oldu. Diktatör Franco döneminin ardından 42 yıl sonra ile defa iktidara gelen sol parti yönetimi İspanya’da göreve gelişinin hemen ardından virüsle mücadele etmek zorunda kaldı. Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) öncülüğünde kurulan sol koalisyon hükümeti virüse karşı ülke çapında OHAL ilan etmiş, ilan edilan OHAL ise sol hükümetin muhalifi aşırı sağcılar tarafından protesto edilmişti. 14 gün boyunca OHAL’e rağmen sokaklara çıkan muhalefete herhangi bir polis müdahalesi olmazken, yalnızca maske vb. tedbirleri uygulamayan 13 kişi para cezası aldı. Toplam vaka sayısının 405 bin olduğu İspanya’da bu zamana kadar yaklaşık 27 bin kişi pandemi kaynaklı yaşamını yitirdi.

Son dönemlerde tedbirlerin gevşetilmesi ile yeniden artışa geçen vaka sayısının ardından İspanya Sağlık Bakanlığı yeni vaka sayısını 19 bin civarında olduğunu ilan etti. Avrupa’da COVID-19 vakalarının en fazla olduğu ülke İspanya’da yeni vaka artışlarından dolayı, merkezi hükümet ve Sağlık Bakanlığı ile koordineli olsa da 17 özerk yönetim farklı önlemler alınacak. Maske takma zorunluluğu ve sosyal mesafeye uyulması dışında, son iki haftadır alınan diğer önlemlerde disko ve barların kapatılması, sosyal mesafenin korunamadığı yerlerde sigara içilmesinin yasaklanması, en fazla 10 kişinin toplanmasına izin verilmesi, akşam saat 22.00’dan sonra plajların kapatılması, COVID-19 vakalarının görüldüğü ilçelerde halka mecbur olmadıkça sokağa çıkılmamasının tavsiye edilmesi ve toplu PCR testlerinin yapılması gibi ek önlemler açıklanıyor. Yeni eğitim öğretim yılının Eylül ayının ikinci haftasından itibaren başlayacak olmasından dolayı okullarda alınacak COVID-19 önlemleri de tartışılan konuların başında geliyor. Katalonya özerk yönetiminin bugün açıkladığı, okullarda 500 bin PCR testi yapılması, 12 yaş altındakilere maske takma zorunluluğu getirilmesi ve sınıflardaki öğrenci sayısının 20’nin altına indirilmesi kararlarının benzer şekilde ülke genelinde de uygulanması bekleniyor. Ayrıca Covid-19 vaka sayılarındaki artıştan sonra ordu salgınla mücadele için göreve çağrıldı. Açıklamayı İspanya Başbakanı Pedro Sanchez katıldığı basın toplantısında yaptı. Açıklamaya göre ordu artan vakalar karşısında bölgesel yönetimlere destek verecek. İspanya merkezi yönetimi, bölgesel yönetimlere vaka takibi ve sağlık hizmetleriyle ilgili yardım edilebilmesi için 2000 askerden oluşan birlikler yollayacak.

Fransa: Liberal hükümetin lideri Emmanuel Macron tarafından yönetilen Fransa’da koronavirüs tedbirlerinin hızla yayılması ve artan vaka sayıları eleştirilerin odağında olmuştu. Tedbirlerin alınmasında geç kalmakla eleştirilen Macron hükümeti COVID-19 salgınının ilk vakasını 24 Ocak 2020’de Bordeaux şehrinde görüldüğü yönünde doğruladı. 14 Şubat 2020 tarihinde Paris’te, ülkedeki ve Avrupa’daki COVID-19’dan ilk ölüm gerçekleşti. 13 Nisan’da halka seslenen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, kısmi sokağa çıkma yasağının 11 Mayıs’a kadar uzatıldığını açıkladı. 2 ay süren kısmi sokağa çıkma yasağı, 11 Mayıs 2020 tarihinde sona erdi ve 1. normalleşme süreci başladı. Sokağa çıkmak için izin kağıdı gerekliliği ortadan kalktı. 28 Mayıs 2020 tarihinde 2. normalleşme sürecine dair yapılan açıklamada, 2 Haziran 2020 tarihinde ülke genelinde pek çok hizmet işletmesinin faaliyete geçeceği duyuruldu. 24 Ağustos 2020 itibarıyla Fransa’da 244.854 onaylanmış vaka, 85.199 iyileşen varken virüs nedeniyle 30.528 hasta hayatını kaybetti.

Almanya: Toplam vaka sayısının 235 bine yaklaştığı 83 milyonluk Almanya’da bu zamana kadar 9 bin 277 kişi pandemi kaynaklı yaşamını yitirdi. Hristiyan Demokratlar (CDU)’nun öncülüğündeki koalisyon hükümetinde Almanya’nın almış olduğu tedbirler yakından takip edilirken, pandemiye müdahalede hükümetin ekonomideki 9,7’lik küçülmeyi göz önünde bulundurarak önlemleri gevşetmesi ülke çapında tepkilere neden olmuştu. Sağlık kapasitesinin yetersizliğine dair Şansölye Merkel’in açıklamalarının da tepki topladığı Almanya’da virüs son bir kaç hafta içerisinde yeniden artışa geçmiş durumda. Pandeminin ilan edildiği ilk günden bu yana hala etkinlikler ve kutlamaların yasak olduğu ülkede sosyal mesafe kuralları, kamu alanları ve toplu taşımada maske zorunluluğu devam ederken, kültürel ve turistik etkinliklerin yanında kilise ve camii gibi alanlarda toplu ibadetler de hala yasak durumda. Ayrıca Almanya hükümeti 41 Ağustos’a kadar Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkeye dair risk raporu hazırlayarak gidilmesi sakıncalı ülkeler listesi açıkladı. Bu rapora göre yurtdışından Almanya’ya turistik girişler kapalıyken, Alman vatandaşlarına da Avrupa dışına seyahat edilmemesi gerektiği yönünde uyarılarda bulunuldu. Geçtiğimiz hafta ise Türkiye’den Almanya’ya giden 501 kişide PCR testlerinin pozitif çıkmasının ardından Türkiye’de seyahat öncesi yapılan testlerin güvenilirliği eleştirilerin merkezinde oldu.

Birleşik Krallık: AB’den ayrılmasıyla dikkatleri üzerine çeken aşırı sağcı Boris Johnson hükümeti koronavirüsle mücadelede eleştirilerin odağında olan hükümetler arasında. 326 bin toplam vakanın olduğu ada ülkesinde 41 binden fazla kişi pandemi sürecinde virüs kaynaklı yaşamını yitirdi. Muhalif İşçi Partisi hükümeti pandemiyle mücadelede yetersiz olmakla suçlarken Commons Public Accounts Committee hazırladığı raporda hükümetin “dersler öğrenmesi” ve “enfeksiyonlarda ikinci bir artış – ya da yeni bir hastalık salgını durumunda hatalarını tekrar etmemesini sağlaması” gerektiğini belirtirken “Hükümetin bir pandeminin ekonomik etkileriyle nasıl başa çıkacağını önceden düşünmemesi bizi hayrete düşürüyor” denildi.

Ortadoğu

İran: Son zamanlarda koronavirüs vaka sayısının artışa geçtiği ülkelerden biri olan İran’da ABD ile yaşadığı diplomatik ve askeri krizlerin getirdiği amborgalarla ilaç kıtlığı gibi sorunlar baş gösterirken koronavirüs vakalarına dair rejim dışında bir bilgiye ulaşmak imkansız durumda. Bu zamana kadar toplam vaka sayısının 361 bini geçtiği 81 milyonluk İran’da bu zaman kadar kaydedilen can kaybı sayısı ise 20 bin 776 olarak bildirildi.

Hükümetin getirdiği seyahat kısıtlamalarına rağmen turistik seyahatlerin tedbirlere uyulmayarak devam ettiği İran’da belirli aralıklarla türbeler, dükkanlar ve okullar ile AVM’ler ve pazarlar da kapatılıyor. Hükümet okulları, üniversiteleri ve ibadethaneleri kapatmasına, kültürel ve dini toplantıları yasaklamasına rağmen şu ana kadar tam kapsamlı bir tecrit uygulamadı.
Dışişleri Bakanı Mohammad Javad Zarif yaptığı açıklama ile İran’ın sağlık hizmetlerinin ABD’nin yaptırımları nedeniyle tehlikeye girdiğini belirtirken “İran’ın kendi ekonomik kaynaklarını pandemi ile tükettiklerini” söyledi.

Irak: Toplam vaka sayısının 208 bine dayandığı Irak’ta bu zamana kadar 6 bin 500’den fazla insan yaşamını yitirdi. Özellikle kabine üyeleri, milletvekilleri ve yöneticilerin enfekte olmasıyla gündeme çok gelen Irak’ta hükümet tedbirleri uygulamada yetersiz. Irak’ın tamamında yalnızca (Kürdistan Bölgesel Yönetimi dahil) 28.414 test yapıldı ve bunlardan 1202’si pozitif çıktı. Bu testlerden 12.143’ü Kürt Sağlık Bakanlığı tarafından yapıldı, yani diğer 16.271’i Irak Sağlık Bakanlığı tarafından yapıldı . KBY nüfusunun yalnızca % 0,25’i test edilirken, ülkenin geri kalanının da yalnızca % 0,05’i test edildi ve böylelikle bölgeler arasındaki toplam pozitif vaka sayıları arasındaki olası eşitsizlik dikkat çekiyor. Irak, savaşlar ile Birleşmiş Milletler yaptırımları ve son otuz yıldaki mezhep çatışmaları nedeniyle “tahrip edilmesinden dolayı salgına karşı özellikle savunmasız” olarak görülüyor.

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Ent Yaşam

Ent Yaşam
Okumuş olduğunuz bu yazı Ent Dergi Yaşam Editörlüğü'nün seçkisidir.

Leave A Comment