“O günden sonra hayatımızı tarif
edebileceğim tek şey acı bir
bekleyişti ve bu şarkı sonsuza dek
sürecekti.” (Mehtap Ceyran, Bekleyişin Şarkısı)

 

Zorla kaybetmelere ve faili meçhul cinayetlere dikkat çekmek, kayıplarına ulaşmak ve
bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla ilk kez 27 Mayıs 1995 Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde buluştular.
Cumartesi günü tatil değil, Galatasaray önü mektep değil.

Sivil itaatsizliğin şiddetsizlik felsefesine ve ruhuna uygun, slogansız ve sessiz şekli ile
insanların vicdanlarına seslenerek, hakikatin ortaya çıkarılmasında toplumsal mücadele alanı yaratmak istediler. Kendi yaşamlarında deneyimledikleri ve atlatamadıkları yetim travmayı, toplumsal hale getirmenin yolunu, bu ahlaki ve meşru protesto ile gündeme getirip haklılıklarını duyurdular.

Kulak verin bu en sesli mücadelenin en sessiz haline.

Yaşlı ellerinde yitik yüzlerle “kayıplar sorunu” nun toplumsal hafızada canlı tutulmasını
sağladılar. Bunu başardılar. Hatırlattılar.

Olağan bir yas ritüelini deneyimlemek, acıyı hafifleten son görevlerini yerini getirmek
ve kayıp çocuklarının kemiklerini bir mezara yerleştirmek istiyorlardı. Tutamadıkları yas eyleme bağlılıklarını artırdı.

Zorla kaybetmelerin kayıt altına alınmasının imkânsızlığı, ölümü ve yası hem askıda,
hem sonsuz tuttu ve geçmişe taşınmasını, gelecekte unutulmasını engelledi.

Büyüyen kalabalıklarında kayıplarının ölü mü? diri mi? olduğunun çaresizce yanıtını
ararken, geri dönecekleri umudu son kez çıkıp gittikleri bahçe kapılarının boyanmasını
engelliyordu.

Söndü sokak lambaları, yağmurlar aynı sokakları ıslatırken, çocuklar büyüyordu ve
gidişlere tanıklık eden ekili ağaçlar aynı yerde yaprak dökmeye devam ediyordu. Usulca.

Dünyanın dört bir yanına ulaşan sessizlikleri ile aynı hikayeye sahip Arjantin’de Plaza
de Mayo annelerinin sesleriyle karışarak, adaletsizliği, kayıtsızlığı, şiddeti besleyen ve
barındıran erkler karşısında en güçlü çağrı ile ahlaki ilkelerini savunmaya devam ettiler.

“Birlikte burada olma” hali ve sessiz dilin bütünleşmesi ile Galatasaray Meydanı’ndan
geçerken, Cumartesi Anneleri orada olmasa dahi, simgeledikleri sonsuz arayış , haykırış ve
adaleti hatırlatan ruh hep o meydanda vücut bulmaya devam edecektir.

Sosyal medyada paylaş

Şilan Engin

Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olup İzmir’de kurucusu olduğu Engin Hukuk ve Danışmanlık ofisinde avukatlık mesleğini sürdürmektedir. Toplumsal tabuları yıkan, özgür ruhlu yazarların eserlerini okumayı seviyor. Yaşamsal farkındalık kazanmak için yoga ve meditasyon yapıyor.
Published On: Aralık 11th, 2021Categories: İnsan Hakları, Yaşam0 Yorum

Leave A Comment