Sosyal medyada paylaş

İnsan varlığı Dünya’da var olduğundan beri, düzgün bir şekilde yaşamak için sınırsız istek ve arzulara sahip oldular. Çağın ilerlemesiyle, insan varlığının arzuları da değişmiş ve bu ihtiyaç ve arzuları daha iyi karşılamak için yeni teknikler ve düşünceler ortaya çıkmıştır. Bu düşüncelerin bir sonucu olarak 18. yüzyılda Sanayi Devrimi başlamış, günümüzde de devam etmiştir.

Yeni Bir Düzen: Kapitalist Sistem

Sanayi devriminin ardından, Avrupa’daki sosyo-ekonomik olaylar ve değişken dünya görüşleri birçok ülkede farklı değişim ve dönüşümlere işaret etmiş ve birçok ülkede yeni bir ‘ekonomik düzen’ ortaya çıkmıştır. Bu ekonomik düzene hepimizin bildiği gibi kapitalist sistem denmektedir. Kapitalist sistem, özel mülkiyete dayalı bir ekonomik sistemdir. Bu sistemdeki ekonomik eylemler, özel kişiler ve özel kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Hammadde veya sermaye gibi üretim araçları, büyük kuruluşlara veya bireylere aittir. Kapitalist sistem, insanlara hem gerçek ihtiyaçları karşılayan tüketim mallarını hem de oldukça farklı ihtiyaçlarını karşılayan ürünler sunar.

Genel olarak bu sistem altında genişleyen üretim sonucunda dilekler arzulara, arzular ihtiyaçlara dönüşür, Böylece, bu ihtiyaçlar zinciri ekonomik olarak bir tüketim kültürünü oluşturmaktadır. Bu tüketim kültürü her sektörde daha fazlasını talep etmekle ilgilidir. Belli bir süre sonra, tüketim artık sadece temel ihtiyaçlar değil, temel ihtiyaçların ötesinde bir anlam kazanmıştır. Zaman ilerledikçe tüketim, küreselleşme ve kolektif pazarın da gelişmesiyle birlikte bir tüketim toplumu oluşmuştur. ‘Tüketim toplumu’ kavramı, toplumda yalnızca tüketim miktarındaki artış değil, aynı zamanda tüketimin işlevindeki farklılığa da işaret eden bir yapıyı ifade eder. O yüzden tüketim için 20. yüzyılda insanın yaşam tarzı söylenebilir. Bu yaşam tarzının en fazla hissedildiği yer, moda endüstrisidir. Bu endüstri, tüketimi artırmak ve tüketicilerin dikkatini çekmek için reklam, marka ve alışveriş merkezi gibi yollar denemektedir. Ki bu konuda da başarı sağlamaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki… Moda endüstrisinin doğaya, yaşadığımız dünyaya çok fazla zararı vardır. Buna örnek olarak; su kullanımı, karbon ayak izi, enerji kullanımı, ormansızlaşma gibi örnekler verilebilir.

Su Kullanımı

Genelde ülkelerde üretilen giysilerin çoğu zehirli atık su üretir, bu zehirli su nehirlere boşaltılır. Maalesef atık su, kurşun cıva içerdiğinden, su yaşamındaki canlıları ve insanları etkilemektedir. Bu atık su sonunda denize ulaşır ve tüm dünya yavaş yavaş kirlenmeye başlar. Moda sektörü aynı zamanda çok su tüketen bir alandır. Örneğin giysilerin boyanmasında tatlı su kullanılır. Ve bir tişört üretiminde 2500 Litre, kot pantolon için 10.000 litre su kullanılmaktadır. Aynı zamanda pamuk üretimi için, çok fazla su kullanılır. Stephen Leahy, Guardian gazetesinde Hindistan’daki insanların günlük su tüketiminin pamuğa ayrıldığını belirtmiştir. Bu sebeple Hindistan’da 100 milyon insanın içme suyuna erişimi yoktur. Ve bu hem insan hakları ihlalini hem de doğa tahribatına neden olmaktadır.

Atık Oluşumu – Kimyasal Kullanımı

Giysi atıkları söz konusu olduğunda, insanlar tek kullanımlık süreyi o kadar benimsemişlerdir ki giysiler sadece iki veya üç kullanımdan sonra atılmaktadır. Bu durumda çevresel atık oluşumunu hızlandırır. Üretilen giysilerin ana malzemelerinden biri de kimyasallardır. Bu kimyasallar her giysi işleminde kullanıldığından, atık oluşumu sırasında çevreye çok fazla zarar vermektedir.

Fosil Yakıtlar- Toprak Kaybı- Ormansızlaşma

Giyim üretiminde fosil yakıt kullanılır. Fosil yakıtlarda daha fazla enerji yaydıklarından, sera gazı üretiminde başı çeker. Moda sektörü, dünyadaki toprak bozulmasını hızlandırır. Giysilerin üretiminde kullanılan kimyasallar ya da atık oluşumunda ortaya çıkan zararlı maddeler toprağı verimliliği azaltmaktadır. Bu durumda çevresel felaketi artırmaktadır. Dahası, moda sektörü ormansızlaşmaya da neden olur. Çünkü birçok orman ipek, viskos yetiştiriciliği için kesilmektedir.

Tüm Bu Etkiler Yalnızca İki Şeye İşaret Ediyor: Küresel Isınma ve Kitlesel Yok Oluş

Peki, bu çevreye verdiğimiz zararları nasıl azaltabiliriz ya da bu tüketim çılgınlığına nasıl bariyer çekebiliriz?
Moda endüstrisinin çevreye verdiği zararı azaltmak için, insan varlığının çevreyi kirleten ve kaynak gerektiren bir sektör olan modadan sürdürülebilir modaya, ekolojik modaya geçmesi gerekiyor. Peki nedir bu sürdürebilirlik? Sürdürülebilirlik, geleceğin ihtiyaçlarını feda etmeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir gelişmedir. Sürdürülebilir modada kullanılan giysiler geri dönüştürülür, onarılır, yeniden yaratılır. Giysi üretilirken ekolojik malzemeler kullanılır. Çok fonksiyonlu giysiler tasarlanır, yeni teknolojiler kullanılır, kaynak kullanımı azaltılır, daha uzun ömürlü ürünler yaratılır, mono malzemeler kullanılır. Örneğin; Kenevir tohumu ve keten hızlı büyüdüğü, daha az pestisit gerektirdiği için, uzun lif ürettiği ve hatta toprak yapısına iyi geldiği için pamuk yerine kullanılır. Normal elyaf işlemede çevreye duyarlı bir malzeme bambu kullanılır.

Aynı zamanda, sürdürülebilirlik altında bir diğer moda türü vegan modadır. Vegan moda, hem hayvan refahını hem de doğayı odak olarak ele alan bir türdür. Kürk ticaretine ve hayvan endüstrisinin doğaya verdiği zararlara dikkat eder ve hayvan kürkü yerine giysi üretirken bitki veya sebzeleri seçer. Hayvanlardan elde edilen yünler için hindistan cevizi lifi, kenevir, soya fasulyesi ve mantar gibi bitki bazlı ürünler seçer ve petrol yağı yerine bitkisel yağ kullanır.

Peki Ya Tüketici Olarak Biz Ne Yapmalıyız?

*Mecbur kalmadıkça alışveriş yapmaktan kaçınmalıyız
*İkinci el kıyafetleri tercih etmeliyiz
*İhtiyacımız olmayan giysiler atmak yerine, dönüştürmeli ya da takas etmeliyiz.
*Özel günlerde satın almak yerine kiralamalı ya da ödünç almalıyız.

Tüketirken tükenmemek için sürdürebilir modayı takip etmeli, hem doğayı hem de hayvanları korumalıyız. Biz doğanın bir parçayız “Sahibi” değil.

Kaynaklar:

Leahly, Stephen. “World Water Day: the Cost of Cotton in Water-Challenged India.” The Guardian, Guardian News and Media, 20 Mar. 2015, www.theguardian.com/sustainable-business/2015/mar/20/cost-cotton-water-challenged-india-world-water-day.

Ekenga, Christine C. et al. ‘The global environmental injustice of fast fashion.’ (2018) :17:92 https://doi.org/10.1186/s12940-018-0433-7
https://www.collectmyclothes.co.uk/the-environmental-impact-of-fast-fashion/

Sosyal medyada paylaş

About the Author: İrem Kasap

İrem Kasap
Yazar Çanakkale'de 97 yılında doğdu. 3. sınıf İngiliz Dİli ve Edebiyatı öğrencisi olan Kasap'ın planları arasında yurtdışında çalışmak, ingilizce öğretmeni ya da hostes olmak var. Boş zamanlarında latin dansı ile uğraşan, keman çalan yazar, aynı zamanda veganizm ve feminizm gibi alanlarla ilgilenmektedir.

Leave A Comment