Kategoriler
    More

      Transhümanizm: Post-İnsana Doğru Giden Yol

      Transhümanizm (ileri, aşkın insan) konusunu teknolojiden ayrı tutamayız, bu sebeple ilk olarak teknolojinin ne işe yaradığına kısaca değineceğiz.

      Teknoloji, insanların zihinsel ve fiziksel limitlerini aşmalarını sağlayan bir araçtır. Bir yerden bir yere ağır bir yükü taşımak çok zor mu geliyor? Aranızda hiç “Hulk” yok mu? İşte siz sokak sokak Hulk aramayın diye vinç icat ediliyor.

      İnternet sayesinde yaklaşık 7.5 milyar insan istediği bilgiye istediği zaman ulaşabiliyor. 1.5 milyar insan ise bilgiyi internet ortamında aktif olarak paylaşıyor. Dolayısıyla paylaşım ekonomisi ve komünal demokrasi çoktan geldi diyebiliriz. Bilgisayarlar ve diğer teknolojik aletler sayesinde bilgileri depolayıp fiziksel ve zihinsel sınırlarımızı aşabiliyoruz fakat felsefe bize yıllar önce bir şey söylemişti: Bir canlıyı diğerinden ayıran şey sınırlardır. Bu sebeple transhümanizm akımını yani teknoloji yoluyla insanları kâmil insana, olgun insana dönüştürme akımını insanın sınırları dışında görmemiz mümkün değildir.

      O zaman şöyle bir soru sormak yerinde olacaktır: Teknoloji, insanların sınırlarını aşmalarına yardımcı oluyorsa insanlar bütün sınırlarını aştıklarında ne olacak? İnsan olmaktan çıkacaklar mı? Engelli bireylerimiz ya da uzuvları eksik doğan insanlarımız için halihazırda üretilen protezler, transhümanizm yolunda atılan ufak adımlardan bazılarıdır.

      Yarın, teknolojinin daha da ilerlemesiyle insanlara sadece kaybolan motor hareketlerini geri kazandıracak değil, aynı zamanda fiziksel kapasitelerini de geliştirecek çözümler sunabiliriz. Bunları Ironman’de ya da Marvel’ın daha nice süper kahramanında görüyoruz ve bayılarak izliyoruz. Bunlara ek olarak Mars’a giden astronotların az miktarda oksijen bulunan düşük basınçlı alanlarda bile koruyucu kıyafete ihtiyaç duymadan nefes almalarını sağlayabilen birtakım kök hücre destekli genetik tedaviler söz konusu olabilir.

      Bu fiziksel sınırları aşmanın yanında yaşlanmanın durdurulması, hastalıklara karşı tam koruma sağlayan sistemler ile efsanelere konu olan ölümsüzlük kavramını hayata geçirmek gibi zihinsel sınırları aşmak isteyenler de olacaktır. Bunların gerçekleştirilmesine yönelik ilk adımlar da çoktan atıldı ve atılmaya da devam ediyor. Örneğin, beyne takılan bir kontrol çipi vasıtasıyla iki insan arasında bilgi aktarımı yapılabilmesini mümkün kılabilecek olan “telepatik internet” teknolojisi son birkaç yıldır test ediliyor. Telepatik internet sayesinde Malta’daki ve Fransa’daki arkadaşlarınız ile size aynı tür kontrol çipi takıldığı zaman aynı hareketleri gerçekleştirebileceksiniz ya da sevgilinize atmayı düşündüğünüz mesajı sadece zihin yoluyla ona gönderebileceksiniz.

      Elon Musk’ın kurmuş olduğu ve transhümanizme giden yolda atılan büyük adımlardan biri olan “Neurolink” girişimi, sibernetik implantlar aracılığıyla insan beyni ile elektronik cihazlar arasında bağlantı kurmayı hedefliyor. Bu sayede felçli bir hasta, kendisinin beyin kabuğuna yerleştirilen implantlar ile kablosuz internete bağlanıp telepatik interneti kullanacak ve bu sayede hastamız dünyanın her yanını gezebilecek. Daha da ileriye gidip derimize sadece küçük bir yara bandı yapıştırarak telepatik internetin beynimize ulaşmasını sağlayabileceğiz ki bu da ilk süper zeka formunu ortaya çıkarabileceğimiz anlamına gelir.

      Bu saydıklarımın hepsine bilim kurgu filmlerinden zaten aşinayız ya da bir kere de olsa “Cidden, şöyle olsa nasıl olurdu be!” diye düşündüğümüz de olmuştur. Artık bütün bu düşüncelerin gerçekleşmeye her geçen gün daha da yaklaştığı yıllardayız. Transhümanizm de bunu yapmak için “cyborg”lara, her tarafına protez takılmış insanlara, ihtiyaç duymadığımızı söylüyor. Transhümanizmin vadettiği şey, insan beyninin insandan daha zeki bir süper zekaya dönüşebilecek olmasıdır ama sakin olalım, panik yapmak için henüz çok erken. Önümüzde büyük gelişmeleri sakince izlemekle kalacağımız en az 40 yıl daha var ve bu gelişmeleri en çok hissedeceğimiz zamanlara ise en az 80 yıl var ama o günler geldiğinde bir insan altmış ya da yetmiş kişiliğe sahip olabilecek, 800-900 tane işi aynı anda yapabilecek, birkaç bin kariyeri olacak ya da düşüncelerini başka bir vücuda transfer edebilecek.

      Bu gelişmeler, insanoğlu var olduğu sürece gelişerek ve değişerek devam edecek fakat tüm bunları yapmak istiyorsak önce mevcut dünya düzeninin değişmesi gerektiğini de bilmemiz gerekiyor çünkü şu anda kâr odaklı bir dünya düzeni hâkim ve insanlar sadece para kazanmak istiyorlar. İnsanların “ergin insan” olmak gibi bir niyetlerinin olduğu pek söylenemez, bu niyete sahip olanlar ise bunu Metin Hara kitaplarıyla gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

      Salgın günlerinde yazılan bir gelecek yazısının sonuna geldik. Bildiğimiz tek şey, yarının dün ile aynı olmayacağı ve gelişimin asla durmayacağıdır. Ergin insan olma yolundaki adımlarınızın sağlam olması dileğiyle, sağlıkla kalın.

      Tuğçe Ok
      Tuğçe Ok
      96 İzmir doğumlu. küçüklüğünden beri özgürlüğüne düşkün , hayalleri olan bir kız çocuğu. Saçları gibi aklını bazen hiç toparlayamayan , ama istediğini elde etmeden mücadeleyi asla bırakmayan bir başak . Sosyal Hizmet lisans mezunu. Aktif olarak dezavantajlı bireyler için Erasmus+ projeleri yazıyor ve yönetiyor. Ha bir de "Nothing more than human".

      Rastgele Yazılar

      Neden Kadınlar Erkeklerden Daha Az Maaş Alıyor?

      Yazar: Timewise Araştırma ve Danışmanlık Müdürü Dr. Charlotte Gascoigne Çevirmen: Ezgi Şahin Cinsiyetler arası gelir farkı,...

      İklim Krizi: BM Uyarıyor

      Yazar: Harry Cockburn Çeviren: Nail Ceyran IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change: Hükümetlerarası İklim Değişikliği Heyeti)...

      Onur Durdurulamaz!

      8’inci İzmir LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, LGBTİ+ ve toplumsal cinsiyet alanında çalışma yürüten örgütler, okul toplulukları, dernekler ve dijital platformda düzenlenebilir bir etkinlik önermek isteyen herkesin izmironuryuruyusu@gmail.com mail adresine yazmasını talep ediyor.

      Küresel Isınmanın Sessiz Mağdurları

      Küresel ısınma, tartışma konusu olarak masaya yatırıldığı günden beri dünyayı olumsuz anlamda etkilemeye devam ediyor. Mevsimlerin normalin dışında seyretmesi, kuraklık, canlıların iklime...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz