Pandemi koşullarında yaşam dünyamızı her anlamda olumsuz etkiledi. Bir yandan yeni hayatın şartlarına alışmaya çalışırken, bir yandan da psikolojimizin bozulmaması için kendimize yeni şeyler aramaya gayret gösterdik. Kimimiz evimizi farklı sosyalleşme alanlarına çevirirken, kimimiz de yaratıcı fikirlerimizi daha ileri seviyeye getirdik ve “Yok artık” denilecek düzeyde ilginç gelişmelere imza attık. Yani işin özetine bakacak olursak, salgın kavramını filmlerde görürken, bir anda kendi filmimizi çeker duruma geldik. Peki bu süreçte bizim görmediğimiz yerlerde başka neler oldu? Toplumsal

Biz dışarı çıkamama, bir takım sosyal aktivitelerimizi gerçekleştirememe gibi durumlarla uğraşırken, başka mekanlarda daha farklı sorunlar vardı ve çoğu zaman bu sorunlar fazla gündeme gelemediği için perde arkasında kaldı.

Bu yazımda engelli bireylerin pandemi şartlarında yaşadığı sorunlara kendi çerçevemden değineceğim ve toplumsal olarak bir şeylerden engellendiğimiz bu virüs sürecinde engelli bireylerin ne tür problemler yaşadığını göreceğiz: Pandemi öncesi dünya şartlarında fiziksel yahut zihinsel düzeyde engel durumu olan bireyler, hayatını rahat sürdürmeye alışmış, başka insanların, onların varlığından habersiz olan bireyler sayesinde fiziki yaşama erişmekte bir takım sorunlar yaşıyorlardı. Bu sorunlar çoğu zaman hak temelli çalışmalar sayesinde çözüme kavuşuyor olsa da, insan düşünce sistemi değişmediği müddet yarın bir başka erişim problemi mutlaka ortaya çıkıyordu. Fakat şimdiki durum biraz daha farklı. Bu süreçte insan faktörünün yanında bir de Pandemi hayatımıza müdahale ediyor ve engelli bireyler de normal sürece oranla bu günlerde daha farklı sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Örneklendirerek gidecek olursak: Eski yaşamda eğitime erişim konusunda problem yaşayan engelli birey; ilgili birimlerle görüşüp sorununu çözme yollarında bir takım prosedür durumlarıyla karşılaşabilirken, pandemi döneminde birçok şey uzaktan yürütüldüğü için buna birde yetkili mercilere zor ulaşma, hatta zamanında ulaşamama gibi durumlar da eklenmiş oldu.

Peki Buna Benzer Birçok Durum Nasıl Çözüme Kavuştu?

Hepimizin bildiği gibi pandemi süreci halen devam ediyor ve bu demek oluyor ki dünyanın herhangi bir noktasında çevrimiçi yapılan eğitim, sosyal aktivite gibi unsurlara erişim problemi yaşayan engelli bireyler mutlaka mevcut. Eğer toplumsal düzlemde sorun varsa, burada da devreye sivil toplum kuruluşları giriyor.
Engelli bireyler için hak temelli çalışmalar da gerek bireysel, gerek toplumsal anlamda bu kuruluşların desteğiyle yürütülebiliyor. Kendi sorununuzu çözemiyorsanız, hele de pandeminin vermiş olduğu ek zorluklar da hayatınıza müdahale ediyorsa, bu tür kuruluşlardan destek almanız yükünüzü hafifletebiliyor doğrusu. Bu durumu da örneklendirerek gidecek olursak. Pandemi şartlarında eğitime erişim sorunu yaşayan engelli birey, ilgili mercilere ulaşıp sorununu kendi başına çözemiyorsa, eğitim kapsamında destek rolü üstlenmiş bir STK sayesinde kamuoyu yaratarak problemin üstesinden gelmeye çalışabiliyor.

Sadece STK’ler değil, “bilinçli toplum bireyleri” bu konuda engellilere gerekli desteği sağlayabiliyor.

Yukarıda bahsettiğim bilinçli toplum bireyleri kavramını biraz daha açacak olursam, yazımda anlatmak istediğim önemli detayı da sizlere aktarmış olacağım.

Bilinçlenmek dediğimde, toplumdan yardım sever kişiliğe bürünmelerini, engelli bir birey gördüklerinde acıma duygularının kabarması gerektiğini ve ihtiyaç temelli yaklaşıp sorunu anlık çözmeleri gerektiğini ifade etmiş olmuyorum.
Aksine ek sorunlar ortaya çıkartmamayı, daha kalıcı çözümler ortaya koymayı ve hak temelli çalışmalara imza atmayı hedeflemek gerektiğini düşünüyorum.

Bu nedenle daha erişilebilir bir dünya için engelli – engelsiz tüm bireylerin kendi üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini savunuyorum.

Özellikle pandemi şartlarında sosyalleşmek için birlikte hareket etmenin, ayrımcılığa ve haksızlığa yol açtırmamanın tüm engelleri kaldırmada büyük rol oynayacağı kanısındayım.

Unutmayalım! Toplumda engelleri ortaya çıkaran biz insanlarız. Bu engelleri kaldıracak olan da yine biz olacağız. Dayanışmayla!

 

 

İlginizi Çekebilir: Aşılmayı Bekleyen Engeller

Sosyal medyada paylaş

Kadir Ahiska

1997 yılında sivas merkez'de doğdu ve yaklaşık 6 yıl boyunca orada yaşadı.Eğitim hayatının başlaması ile birlikte ailesiyle Istanbul'a gelerek ilk ve orta okul eğitimimi tamamlamak için Türkan Sabancı Görme Engelliler okuluna kayıt oldu. Burada 8 yıl boyunca eğitim aldıktan sonra Çobançeşme Anadolu Lisesi'nde lise eğitimimi tamamladı Eğitim hayatı sürerken bir yandan da projelerle uğraşmaya başladı ve liseler arası fikir festivaline katılıp aldığı derece sayesinde hayatının yoğun zamanlarının başlamasındaki ilk adımı attı. Lise süreci tamamlandıktan sonra iki hedeflerinden birisi olan Sosyoloji bölümüne odaklanıp üniversite sınavına girerek Istanbul Esenyurt Üniversitesi "Sosyoloji" bölümüne yerleşti ve lisans eğitimine başladım. Şimdi 4. sınıfta ve genel çizgisi üzerinden toplumsal yazılar yazmayı kendisine hedef edinerek hayatına devam ediyor. "Sosyoloji bölümüne başladıktan sonra yazmak artık bir hobi değil görev haline geldi" diyen Kadir toplumun kendinden bahseden yazılara çok ihtiyacı olduğunu düüşünüyor.
Published On: Haziran 6th, 2021Categories: COVID-19, İnsan Hakları0 Yorum

Leave A Comment