Sosyal medyada paylaş

Bir sabah uyandığında, yaşamı birdenbire her zamankinden daha ağır hissetti. Dayanılamaz olan her şeyi, tek seferde, tek gecede, bir anda hissetti. Sanki tüm gece kalbini alıp dünyanın ve yaşamın tüm kötülüklerinin gösterildiği bir odada tutmuşlardı. O sabah, işte tam da böyle uyanmıştı. Kaderinin çizildiği andı o sabah; bütün kararların verildiği, ölüm zamanının dahi kesinleştiği. Tanrıyla ve evrenin bütün güçleriyle görüşmüş, isyan etmiş, ”neden?” diye defalarca haykırmıştı, ”neden?” diye defalarca sormuştu. ”Tanrım!” demişti. ”İnsanların kalbinin kirlenmesine neden izin verdin? İnsanların gözlerinin kapanmasına neden izin verdin? O gece otobüste, o kadın niye öldürüldü? O kadın, kendi olduğu için hayatından neden nefret suçuyla koparıldı? Dünyaya barış getirmek isteyen o kadın neden öldürüldü? O ruhları kirli insanlar, kadınlara neden tecavüz etti? O kadını neden plazadan aşağıya attılar ve bu duruma intihar dediler? Tanrım insanlar bunu neden yapıyor? O çocukları neden öldürüyorlar?” ”Tanrım!” diye haykırdı, ”Bana bir neden ver.” diye fısıldadı. Ruhları kirli insanların öldürdüğü her şeyi geri istedi. Sadece insanları değil, kırılan kalpleri, kaybedilen yaşama sevinçlerini, kaybedilen saygıları, kaybedilen özgürlükleri… Yaşı büyük gösterilerek idam edilen o daha ufacık çocuğu geri istedi. İyilik, güzellik, herkesin mutlu ve eşit olduğu bir yaşam uğrunda verdikleri mücadeleler yüzünden öldürülen o gençleri istedi. ”Tanrım,  savaşlar olmasın, askerler olmasın, sınırlar olmasın, ırklar olmasın, dinler, cinsiyetler, devletler, açgözlülük, hırs, öfke, egemenlik olmasın.” dedi. ”İnsanları ayrıştıran ve birbirine düşüren hiçbir şey olmasın.” dedi. ”Sonsuz barış ve sevgi, egemen olan tek şey olsun.” dedi. Tanrı konuşmadı hiç, evrendeki tüm güçler susuyordu. Kız ise “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…[1]” ağlamak istedi.


[1] Adnan Yücel

Sosyal medyada paylaş

Serenay Sabırlı

Serenay Sabırlı
Okumayı öğrendiği ilk andan itibaren kendini edebiyata, daha fazla okumaya, araştırmaya, öğrenmeye adamış. Henüz ilkokuldayken okuduğu Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt kitabını asla unutamaz. Türk edebiyatına ayrı bir hayran, doğunun büyüsüne inanıyor ve hep eskiyi özlüyor. Yaşamının anlamını barış ve sevgide bulmuş. Sanata ve doğaya aşık; gerçek ve sonsuz özgürlük peşinde. Hayatının dönüm noktası vejetaryen ardından da vegan olmasıymış. Gelecek kuşağa inanıyor, insan ve hayvan özgürlüğü için mücadele ediyor, mücadelenin zaferle sonuçlanacağına, güzel günlerin geleceğine inanıyor.

Leave A Comment