Kategoriler
    More

      Susturamadığın Sesler

      Gürültü büyüdükçe insan kulağını daha çok kapamak istiyor. Savaşa giden biri anlatmıştı. En kötüsü ölmek korkusu değilmiş, “en kötüsü…” demişti, “hiç bitmeyen gürültü. O delirtiyor insanı.” Gürültüde insan kapıyı pencereyi kapatıp kapanmak istiyor. Hiç başa çıkamazsa gitmek istiyor. Ama vicdani ödevimiz var, kaçmayacağız. Her gece kulaklarımda onların sesleriyle uyumaya çalışıyorum, ıssız köşe başında takip edilme korkusuyla eve ulaşmaya çalışan 19 yaşındaki bir kadının kalp atışlarını duyarak uyumaya çalışıyorum bazen, isteklerini  yerine getirmediği için öldürülesiye dövülen, henüz yeni anne olmuş bir kadının üzerine basılan sigara izmaritinin verdiği acıyı hissederek dalmaya çalışıyorum uykularıma. Ötekileştirilmeyi dibine kadar hissetmiş ve bunu en yakınlarından aldığı ağır hakaretlere bir anlam vermeye çalışarak “bu bir hastalık”, “helak olacaklar “, “toplumu buna özendiriyorlar” nidalarıyla uzanıyorum her gece yatağıma. Her sabah doğduğundan beri kurşun sesi olmadan, evinin üstüne bomba düşmemesi için dua eden Affan ve Aden ile oturuyorum kahvaltıya, hiç yemedikleri beyaz peynirin tadını almaya çalışıyorum. Bir değil, yüzlerce kadın gömdüm. Çıldırmış kadınlar öyle ya da böyle. Yenilmiş yerinden yurdundan edilmiş, bazen satılmış, sadece yüz koyuna, bazen sevdiğine kaçtığı için vurulmuş, bazen de sırf  “öteki” olduğu için iş verilmeyip seks işçiliğine zorlanmış kadınlardı bunlar. Bir başka gürültüde kaybetmişlerdi hikayelerini. Hataydı belki ama hayatın anlamını onlara sordum: “Çıldırma” dediler, demişlerdi, “ne yaparsan yap çıldırmamanın bir yolunu bul.” Zira kaybolacaksın sen de diğerleri gibi; gömdüğün bir cenaze olacaksın en nihayetinde. Gürültüde insan bir balığın sessizliğine, bir çiçeğin durup duruşuna, bitmeyen dizinin birbirini sıkıntıyla takip eden bölümlerine ve bazen de kendi aksine öylece aynada dalıp gitmek istiyor, donuk bir kare olmak istiyor. İnsanların pervazı manolyalarla dolu, o pembelikler içindeki hayatında olmak istiyor bazen. O suç sayılır mı? Esasında biliyorsun ki, sen bağırmazsan, o bağırmazsa kim konuşacak? Kim kaybolan, kimseye anlatılamayan kayıt dışı ölümlerin hesabını verecek? Kim anlatacak bu gürültünün hepimize bir haksızlık olduğunu? Bıkkınlık değil, öyle sanıyorlar. Çaresizlik hissi insanı gürültüde kahrediyor. Her şeyin bu kadar farkında olup bir şey yapamama hissi, denizin dibine dalıp kalp atışını duymaya çalıştığındaki oksijensizliğin ciğerlerini yakışıyla eşdeğer işte. Her gün bu yangın yeriyle uyanıyorum. İşin düşünmek mesela, yazmak. Yazmazsan çıldıracaksın. Durmalı mısın gürültüde? Çıldıracağını bile bile. Öleceğini bir hayli bildiğin halde. Düşmana değil gürültüye yenileceğini bile bile. Ama pes etmeyeceğim ben. Bu yazıyı okuyup, satırların arasında içinden bir şeyleri bulabilen her kim varsa pes etmeyecek çünkü unutma ki, anahtarlıktaki son anahtar her zaman kapıyı açan anahtardır. Düşünerek kalın, gürültüleriniz bol olsun; böylece ışığı görebilelim.

      Görsel: https://www.sott.net/article/360148-Hearing-voices-Your-brain-may-just-be-better-able-to-pick-up-hidden-sounds

      Tuğçe Ok
      Tuğçe Ok
      96 İzmir doğumlu. küçüklüğünden beri özgürlüğüne düşkün , hayalleri olan bir kız çocuğu. Saçları gibi aklını bazen hiç toparlayamayan , ama istediğini elde etmeden mücadeleyi asla bırakmayan bir başak . Sosyal Hizmet lisans mezunu. Aktif olarak dezavantajlı bireyler için Erasmus+ projeleri yazıyor ve yönetiyor. Ha bir de "Nothing more than human".

      Rastgele Yazılar

      Mitolojik Bir Öykü

      Köy halkının hepsi bütün köyde yankılanan yıkım sesinden sonra telaşlı bir şekilde kendilerini sokağa atmışlardı. Köy meydanındaki bütün çınar ağaçları yıkılmış, başka...

      Masumane Çocukluktan Düşüncesiz Geleceğe

      Biz öğrenciyken deprem tatbikatı yapılırdı okullarımızda. Çocuktuk efendim; afet nedir, nelere yol açar ve nasıl ortaya çıkar sorularına yeni yeni cevaplar bulmaya...

      Bir Taşla 4 Kuş: Barolar, İşçiler, Basın Ve ‘İbneler’

      Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya yürüyen barolar il girişinde polis müdahalesiyle engellendi. Ardından yaşananlarsa "Yeni Türkiye'nin" kısa bir özeti.

      Dede Korkut Hikayelerinde Kadın Mitleri

      Edebiyat toplumların kültürünü, örf ve adetlerini, yaşayış ve düşünüş biçimlerini yazı yoluyla nesiller ve toplumlar arası aktarılmasıdır. Çoğunlukla tamamen...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz