Sosyal medyada paylaş

“Hayat en iyi öğretmendir ve doğa sizin için eşsiz bir okul olabilir”

Hayatımız boyunca en başta karnımızı doyurmak için; sonra iyi bir araba, güzel bir ev, pahalı kıyafetler ve son model bir cep telefonu almak için saatlerce kendimizi yıprattığımız ofis köşelerinde veyahut vaktin nakte dönüştüğü herhangi bir yerde bir ömür tüketiyoruz. Kendi sakinliğimize gömüldüğümüz bu günlerde parkların, ormanların, denizin ve sahillerin de bize eşlik etmesini az arzulamadık. Yapımız gereği her insanın içinde dağ, ağaç, toprak sevgisi olduğu kanısındayım. Doğa ile uyum içinde mutualist bir yaşam arzusu o kadar da ütopik değil.

Köy yaşamı gibi ama her açıdan alternatif bir köy kavramı: Ekoköy*

Ekoköyler, ekosistemin önemli bir parçası olarak dahil olduğumuz alanda bize canlı ve doğa ile ruhsal bağlarımızı sunan oluşumlardır. Tatmin edici bir yaşam tarzı sürdürmeyi isteyen tüm canlılarla uyum içinde yaşayan, şehir yaşamından uzak, rekabetten ve yoğun tüketimden uzaklaşmak isteyen, kendi kendine yeten insanlar tarafından kuruluyor. Esasen biraz da özerk, kolektif, sürdürülebilir yapısı ve üretken yaşamı desteklemesi de ekonomik bağımlılığa karşı bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.

Ekoköy toplumlarında insanlar sosyal anlamda destek alıyorlar ve sorumluluk hissediyorlar. Bu kolektif insana derin bir ait olma arzusu da veriyor. Herkes eşit, değerli, görülür ve duyulur hissediyor. Doğal alemle bütünleşme olanağına sahip olan insanlar, doğanın ve evrenin bağlarının bilinçli olarak farkına varıyor.

Genel anlamda prensiplerine değinirsek;

  • Doğa ile uyumlu mimari ve sosyal odaklı yapılar
  • Yaşam boyu eğitim ve doğadan öğrenme anlayışı. Bir nevi yaparak ve yaşayarak öğrenme durumu
  • Kişilerin gelenek ve ilgilerine uygun işlerle meşgul olma şansı
  • Mümkün olduğunca topluluğun alanları içinde organik gıdaların yetiştirilmesi
  • Biyolojik çeşitliliği korumak ve teşvik etmek, kırsal alanları korumak
  • Besin atıklarından gübre ve organik atıklardan bioyakıt üretmek, enerji tasarruflu lambalar, şarj edilebilir piller kullanmak gibi doğa dostu çözümler; güneş panelleri, rüzgâr türbinleri gibi sürdürülebilir ve doğa dostu enerji kaynakları
  • Mekanik düşünmeye sevk ederek mühendislik dizayn süreci ve teknolojiden tam yarar sağlanan süreçler. Bunun sanatsal yaratıcılığı da doğru orantılı olarak artırdığını söyleyebiliriz.

Bana öyle geliyor ki ekoköyler 22. yüzyıldaki insan yerleşiminin planlanabilmesi, yeniden doğayla beraber düzenlenebilmesi için geniş çapta uygulanabilecek bir çıkış yolu olarak görülebilir.

Değerli okuyucular siz de evde, saksıda domates yetiştirmeye başlayarak ufak bir adım atabilirsiniz.


*Ekoköy kavramı ilk kez 1930’lu yıllarda İzlanda’da kurulan Sclheimar Ecovillage ile kullanılmaya başlanmıştır. Bu köylerin gelişimi ve ön plana çıkışları ise 68 hareketleri sırasında gerçekleşmiştir.

Kaynak:

Fotoğraf: http://comuntierra.org/site/blog_post.php?idPost=214&id_idioma=2

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Şeyda Tangüner

Şeyda Tangüner
Muş Alparslan üniversitesi Fen bilgisi öğretmeni mezunu. Şu an kendi işini yapmıyor. Aslen Diyarbakırlı ama Akdeniz'in gözdesi Antalya'da yaşıyor. Mental olarak akla uygun, makul biri. En özgür hissettiğinde ise biraz deli. Daha çok kendi kafasında yaşayan biri. Ortaokul sıralarında yazmaya başladığı şiirlerine sırasıyla aşkı, psikolojiyi, insan ilişkilerini, toplumsal ve bilimsel konuları, kendi ütopyasını yazan bir kadın oldu kendisi. Ayrıca evde yetiştirdiği çiçeklerin annesi. Şarkı söylemek, müzik dinlemek yegane zevki. Deli kızın türküsünde bulabilirsiniz kendisini.

Leave A Comment