Küresel iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklık, dünyamızı yaşanılabilir bir ortam olmaktan gittikçe uzaklaştırıyor. Bunun en büyük sonucu, yaşanabilecek olası bir su krizidir. Yapılan araştırmalara, projeksiyonlara ve raporlara bakacak olursak bu ortamdan pek uzakta olduğumuz söylenemez. Dünya, politikaların, sermayenin, kapital düzenin selametine kurban edilmekte. Suyu bunlara peşkeş çekmekteyiz.

Peki felaket ne kadar uzakta? Dünya bir su küresi olmasına rağmen, bu suyun %97.5’ni okyanuslar ve denizler oluşturmaktadır. Yani insanların, kara canlıların ve tatlı su balıkların yaşamını karşılayacak olan su oranı %2.5’dir. Mevcut düzende yürütülen politikalara baktığımızda bu oranın git gide azaldığını, tatlı su kaynaklarının neredeyse tükenme noktasına eriştiğini görmek pek zor değil.

Su Krizinin Sebepleri

Su krizinin başlıca sebebi olarak iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklığı verebiliriz. Peki, küresel iklim değişikliğine yol açan sebepler nelerdir?

İklim bilimcilerinin, çevre aktivistleri ve örgütlerinin yayınladığı raporlara bakacak olursak eğer; enerji tüketimi, fosil yakıt kullanımı, madencilik, orman yangınları gibi faktörlerin bu krizde başlıca rolü olduğunu görürüz. Ancak BM raporlarına, hayvan hakları aktivistlerinin ve vegan çevre örgütlerinin araştırmalarına baktığımızda bu durumun aslına bakarsak pek de öyle olmadığı görülüyor. Bu raporlar bize, küresel iklim krizinin ve bunun neticesinde doğan su krizinin ana sebebinin “Endüstriyel Hayvan Besiciliği” olduğunu söylüyor. Peki nasıl olur da hepimizin yakından takip ettiği, eylemlerine destek verdiği, önerilerini harfiyen ve koşulsuz bir şekilde uyguladığı, dünyanın önde gelen büyük çevre örgütlere bu konuya değinmez? Tek bir kelime dahi yer vermez? Bunun en büyük sebebi tabii ki gıda pazarının neredeyse tümüne hakim olan et ve süt endüstrisinin sektörel baskısı ve fonlama çalışmalarıdır. Biz yine de bunları dillendirmeye devam edeceğiz.

Besi Hayvancılığı Küresel İklim Krizinde Başrolü Oynuyor

Besi hayvanı yetiştirmek, dünyadaki bütün ulaşım araçlarının yaydığından daha fazla sera gazı emisyonu yaymaktadır. Hayvancılık dünyadaki nitroz oksitin %65’ini üretir. Bu gaz karbondioksite göre, metreküp başına 296 kat daha fazla küresel ısınma riski taşımaktadır. Enerjiyle ilgili karbondioksit emisyonunda 2040’a kadar %20 artış görülmesi bekleniyor. Ama tarımın emisyonunda 2050’ye kadar %80 artış bekleniyor. Bunun sebebi de et ve süt ürünü kullanımıdır. Bu araştırmalar bile hayvan besiciliğinin küresel iklim krizinde başrolü oynadığını görmemizi sağlamaya yeterlidir.

Bugün, gezegenimizin kalbi olan, nefes almamızı sağlayan Brezilya’daki yağmur ormanlarında her yıl, endüstriyel olarak besi hayvancılığı yetiştirilmesi sonu 55 miyon hektar alan yok oluyor. Bu sebeple, tahminlere göre her gün 100 bitki, hayvan ve böceğin sonu yağmur ormanlarında yok oluyor.

Endüstriyel hayvan besiciliğinin su krizine olan etkilerini şöyle örneklendirebilir;

  • Amerika’da her yıl 378,5 milyar lt su doğalgaz çıkarma için kullanılır. Besi hayvanlarının tükettiği su ise yılda 128,7 trilyon ltdir.
  • 110 gramlık bir hamburger için 2500 lt su tüketilir. Bu 2 ay boyunca aralıksız duş almaya eşdeğerdir.
  • 450 gr sığır eti 9500 lt, yumurta 1800 lt, peynir için ise 3400 lt su harcanıyor.
  • 1 lt süt için 3700 ltden fazla su gerekiyor.
  • BM raporuna göre dünyadaki balıkçılık alanlarının 3/4’ü fazla kullanılmış, tamamen kullanılmış ya da fazla avlanma nedeniyle tükenmiş. Bunun önüne geçilmezse 20408 yılında balıksız bir okyanus göreceğiz.
  • Insan nüfusu her gün 19.6 milyar lt su tüketir, 9.5 milyon ton yemek yer. Ama dünyadaki 1. milyon inek her gün 170 milyar lt su içer, 61 milyar ton yemek yer.

Bunlar sadece basit araştırmalarla ulaşabileceğimiz veriler. Elbette ki su krizine sebep olan başka etmenler de vardır. Suyun bilinçsiz kullanımı, tüketim çılgınlığı, su havzalarının yapılaşması sonucunda doğan su kirliği, tarımsal sulamanın fazla kullanımı, uygun tarımsal ürünlerin yetiştirilmemesi, madencilik sektörü, HES’ler gibi politik, sektörel ve bireysel sebepleri de ele alabiliriz.

Türkiye Su Fakiri Olma Yolunda İlerliyor

Türkiye’de sanılanın aksine “Su Zengini” değil, “Su Fakiri” olan ülkeler arasındadır. TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin nüfusunun 2030 yılında 100 milyonu aşması bekleniyor. Bu nüfus artışı yine Türkiye’nin su krizi yaşamasını hızlandıracaktır. Türkiye’deki suyun durumunu öğrenmek için, 7 Aralık 2020 tarihinde www.entdergi.com adresinde yayınlanan Beyza Genç’in yazısını okuyabilirsiniz. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Dünya projeksiyonlarına göre şu an 7.5 milyar olan dünya nüfusunun, 2030 yılına gelindiğinde 8 milyarı geçeceği öngörülüyor. Mevcut koşullarda bile suya erişimin az olduğu ve gün geçtikçe azaldığı düşünüldüğünde, 2030 yılında yaşanacak olan su krizlerini ve bu sebepten doğacak olan su savaşlarını, iklim göçlerini düşünmeye başlasak iyi olacaktır.

Su Krizine Karşı Neler Yapılabilir?

Bireysel olarak su tasarrufu için gerekli adımların atılması elbette önemlidir. Ancak bu başlı başına felaketi engellemeye yetmeyecektir. Yüksek basınçlı bir vanada sızıntı olduğunu hayal edin. Vanayı kapatmak yerine, sızıntı olan bölgeye yara bandı yapıştırmaya çalışmak gibi olur bu önlemler. Öncelikle sera gazı emisyonu ve karbondioksit salınımını engellemenin yolları bulunmalı. Bunun için mutlaka endüstriyel hayvan besiciliğinin sınırlandırılması gerekmektedir. Bunun haricinde fosil yakıt kullanımını sınırlandırmak, hatta tamamen ortadan kaldırmak gerekmektedir. Bununla birlikte atık su arıtımı, bölgeler arası su aktarımı yapmak ve nüfus oranındaki artışı durdurmak, stabilize etmek olası krizini engellemek adına mühim önlemlerdir.

Paris İklim Anlaşması Onaylansın

Suyu sermayeye, sektöre, kapital düzene kaptırmamak için bugün herkes elini taşın altına sokmalıdır. Yine bununla ilgili yapılan anlaşmalara, bağlı ülkelerin kayıtsız şartsız uyması zorunla hale gelmiştir. Özellikle tüm ülkeleri “Paris İklim Anlaşması”nı onaylama ve uymaya buradan davet ediyoruz. Türkiye’nin de bu anlaşmayı onaylaması için bir imza kampanyası başlatıldı. https://www.change.org/p/tbmm-t%C3%BCrkiye-paris-anla%C5%9Fmas%C4%B1-n%C4%B1-onaylas%C4%B1n?utm_source=share_petition&utm_medium=custom_url&recruited_by_id=88c403a0-76ce-11eb-8183-b3f0d6d0e454 Bu linke tıklayarak kampanyayı desteklemek için imzacı olabilirsiniz.

Suyu, yaşamı, doğayı korumak için geç değil. Tüm türlerin suya erişim hakkını sağlamak için gerekli adımlar atılmalıdır.

Kaynaklar

https://parstoday.com/tr/radio/programs-i140082-d%C3%BCnya’da_su_krizi_endi%C5%9Feler_ve_umutlar_13
Cowspiracy

 

Sosyal medyada paylaş

Ömer Aygül

Ent Dergi Genel Yayın Yönetmeni. Meslek lisesi bilişim teknolojileri mezunu. IT uzmanlığı ve satın alma uzmanlığı alanlarında çalıştı. Taze veganlardan. Şiir ve öykü alanında yazılar yazıyor. Ruh ve beden sağlığını muhafaza etmek için yoga / meditasyon yapıyor. İran sineması ve Abbas Kiarostami ile alakalı onunla ters düşmenizi tavsiye etmem.
Published On: Mart 22nd, 2021Categories: Ekoloji, İklim ve Su0 Yorum

Leave A Comment