Bilinen en eski tarihlerden itibaren çeşitli kutlama, dini törenler ve türlü etkinliklerde insanlar bedensel aktivitelerde bulunmuştur. Antik çağlarda duvar resimlerinden anlaşılanlara göre kadınlar türlü bedensel etkinliklerde yer almıştır ancak kadının bu etkinliklerdeki yeri zamanla sınırlanarak daraltılmıştır. Cinsiyetçi toplumlarda bedensel etkinlikler neredeyse tümüyle erkeklere ait hale gelmiş, kadınlar nazik ve kırılgan varlıklar olarak nitelendirilmiştir. Bu toplumsal kalıpların sonucu olarak da; kadınlar spor yapmak için güçsüz, spor yapmak kadınlar için ahlaksız görülmeye başlamıştır. Kadınların spordaki mevcut durumu hemen hemen her şey için olduğu gibi uzun ve zorlu bir tarihsel mücadelenin sonucudur. sporda cinsiyetçilik

 OLİMPİYATLARDA KADIN 

Baron de Coubertin, ilk Modern Olimpiyat Oyunlarını başlatırken kadınların katılımını düşünmemiş ve hatta katılmak için uğraşan kadın gruplarının da karşısında yer almıştı. Baron de Coubertin, kadınların hassas, kırılgan, duygusal yapıda oldukları, dolayısıyla da spor müsabakalarında yarışmalarının da mümkün olmadığı kanısındaydı. Eşitlik adı altında kadınların da erkeklerle aynı sporları yaptığında erkek otoritesinin aile içinde ve toplumda sarsılacağını ve toplumsal çöküşün yaşanacağını düşünüyordu. Atina’da düzenlenen ilk olimpiyatlara kadın sporcuların katılmasına olanak verilmedi. sporda cinsiyetçilik

Coubertin’in karşı çıkmasına rağmen kadınlar, golf ve tenis dalında 1900 yılında Paris’te ikincisi düzenlenen  olimpiyatlara katıldılar. Kadınlar 1900 yılından itibaren olimpiyatların çeşitli branşlarında yarıştılar. 2012 yılında Londra’da düzenlenen olimpiyatlarda tarih boyunca ilk kez kadınlar bütün spor branşlarında yer almış oldu. 2020 yılında Tokyo’da düzenlenen olimpiyatlarda ise yarışacak sporcuların  %49’u kadınlardan oluşuyor. 

 SPORDA CİNSİYETÇİLİK DEVAM EDİYOR

Son yıllarda her ne kadar değişim rüzgârı esiyor olsa da, kadınların spora katılımı ne yazık ki halen teoride mücadele isteyen, kültürel olarak kabul edil(e)meyen ve toplum içerisinde baskılara neden olan bir durumdur.  

Toplumların çoğu hala kadını ev ve aile ile ilişkilendirirken erkeği sosyal hayat ve güç ile ilişkilendirmektedir. Toplumda erkeğin güçlü olduğu kabul görüyor ve bu nedenle spor gibi bir alanda erkek egemenliği normal karşılanıyor.   sporda cinsiyetçilik

Tenisçi Büşra Ün kadın sporcuların erkeklere oranla daha güçsüz olduğu şeklindeki yorumlara şöyle cevap veriyor: 

“Bizim hissettiğimiz ayrımcılık, kadın tenisçilerin yeterince güçlü olamadıklarından ve bu sebeple maçların çok daha temposuz ve sakin geçtiği yönündeki eleştiriler oluyor. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta rakibimizle hemen hemen yakın bir güce sahibiz ve baktığınızda aslında kadın tenisçilerin çoğunun çok güçlü olduğunu ve erkek sporculara göre daha akıllı bir oyun oynadığını da görebiliyoruz. O yüzden ben bu işin tamamen cinsiyetle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Evet, güç önemli bir faktör ama gücü en iyi şekilde yönetebilmek daha önemli. “

Fasting ve Pfister Türkiye’de Kadınların Spora katılırken yaşadıkları zorlukları araştırmıştır. Araştırmaya göre; kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmeleri, kadınların ev işleri ve çocuk başta olmak üzere bakım hizmetlerini üstlenmiş olmaları, spor faaliyetlerinde aktif rol alan kadınların baba ve kocanın hayatlarındaki kontrollerinin artması, kadınları spordan vazgeçiren başlıca sebepler olarak belirlenmiştir.  

Yani kadınlar yüzyıllardır aynı düşünce ile mücadele ediyor. Bugün kadınların spordaki eşitsizliği hala Baron de Coubertin’in fikirlerine dayanıyor. Yüzyıllar boyunca kadınların hak mücadelesinde önlerine bir duvar gibi örülen aile içindeki sorumluluklar ve aile kurumunun kadının özgürleşmesi ile sarsılacağı düşüncesini bugün hala ısrarlı bir bağnazlıkla savunanların olduğunu görmek ise gerçekten hayret verici.  

Kadın sporcuların giyimleri ve vücut ölçüleri kimi zaman yaptıkları spordan daha çok konuşuluyor. Erkek sporcular başarıları ile gündeme gelirken kadın sporcular kıyafetleri, saçları, tüyleri ile sıklıkla haber sayfalarına manşet oluyor.  sporda cinsiyetçilik

KADIN SPORCULAR ERKEK MESLEKTAŞLARI İLE EŞİT ÜCRETE ÇALIŞMIYOR 

Fırsat eşitliği ve eşit muameleden söz ettiğimizde karşımıza çıkan en bariz gösterge eşit işten eşit ücretin kazanılmasıdır. Üzülerek belirtmekte fayda var ki kadın sporcular ile erkek sporcuların kazançları eşit olmadığı gibi yakın dahi değil. 

2014 yılında , LPGA Tour’da (Kadın Golf Turnuvası) verilen ödül 62 milyon dolarken, PGA Tour (Erkek Golf Turnuvası)340 milyon dolar olarak belirlendi. 

Basketbol, son birkaç yılda popülaritesi artan, önemli kadın varlığına sahip olan bir spor. Amerika Birleşik Devletleri’nde her iki cinsiyet için de profesyonel basketbol müsabakası düzenliyor. Erkekler NBA’de, kadınlar WNBA’da oynuyor . 2021 itibariyle; bir WNBA oyuncusunun asgari maaşı 57.000 dolar iken, NBA oyuncusunun asgari maaşı ise 898.310 dolardır. Ortalama bir NBA oyuncusu 5 milyon dolardan fazla kazanırken, ortalama bir WNBA oyuncusu 72.000 dolardan fazla kazanıyor. 

Futbol Dünya Kupası’nda da kazançlar açısından eşitlik söz konusu değil. FIFA, Dünya Kupası’nı kazanan ülkenin futbol federasyonuna önceden belirlenmiş para ödülü veriyor. Ancak bu kadın ve erkeğe göre büyük farklılıklar gösteriyor. Dünya Kadınlar Kupasında, para ödülü 2019’da 30 milyon dolardı.  Kadın takımı turnuvayı kazanarak yaklaşık 4 milyon dolar kazandı. Buna karşılık,  2018 Erkekler Dünya Kupası için para ödülü yaklaşık 400 milyon dolar olarak belirlendi ve şampiyon olan erkek takımına 38 milyon dolar verildi. sporda cinsiyetçilik

 KADIN SPORCULAR ANLATIYOR 

2016 Rio Paralimpik Oyunları’na katılma başarısı göstererek kendi branşında Paralimpik oyunlarda mücadele eden Türkiye’den İlk Kadın Sporcu olan Büşra Ün: 

“Kadın sporcular sadece bizim toplumumuzda değil dünya genelinde bir sıkıntı çekiyor. Kadın sporcuların tam anlamıyla yeterince güçlü olmadıkları, spor konusunda kas kitlesi açısından yetersiz oldukları gibi şeyler duyuyoruz ama ben bir kadın olarak yaptığım sporla ve bu sporu yapış şeklimle gurur duyuyorum ve hayali ve ideali olan her sporcu gibi elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.” 

 Afrika Kupası’nda sprint mesafede birincilik elde eden Milli Triatlet Esra Nur Gökçek: 

“Ben bu ülkede kadın sporcu olmakta gurur duyuyorum ve çok mutluyum. Ülkemizde ne yazık ki hala hayallerinin peşinde koşamayan ve istemediği hayatları yaşamak zorunda kalan kadınlarımız var. Ben örnek bir insan olmaya çalışıyorum. Kadınları cesaretlendirmeye ve destek olmaya çalışıyorum. İstedikten sonra her şeyi başarabiliriz.” 

 Malak Abdelshafi, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na katılmaya hak kazanan 17 yaşındaki Mısırlı Paralimpik Yüzme Şampiyonu: 

“Kız olduğumuz için hiçbir şey bizi durduramaz. Hepimiz insanız ve bir kız veya bir erkek arasında hiçbir fark yoktur. En sevdiğim alıntılardan biri: ‘Her zaman başka bir yol vardır’. Hedefinize giden yolun tıkalı olduğunu öğrendiğinizde pes etmeyin. Başka bir yol bulmaya çalışın ve kararlılığınızla hedefinize ulaşacaksınız.” 

 İlk FIFA Kokartlı Kadın Hakem, İlk Kadın Futbol Antrenörü ve Maç Spikeri Doç. Dr. Lale Orta: 

“Hakemlik yaptığımızda bize “hakem” demek yerine “kadın hakem” dediler, bu bile ciddi bir ayrımcılık…” 

“Küçükken sokakta top oynayanları izler ve top kaçsa da ben de vurabilsem diye kenarda beklerdim.” 

 Galatasaray Kadın Basketbol Takımı Yardımcı Antrenörü Nevriye Yılmaz: 

“Spor dünyasında kadınlar olarak yalnızız. Kadınlar kendi mücadelesini kendileri veriyor. Sporcu olmak ve ülkesini temsil etmek isteyen, bu yönde hayal kuran çok sayıda kız çocuğu var. Ancak birçoğu da imkanlardan yoksunlar. Biz kadınlar olarak bu yolda onlara destek olmazsak, yalnız kalacaklar. Bu nedenle onlar için mücadele etmeye devam ediyorum.”  

 2016-2017-2018 Avrupa Güreş Şampiyonası Altın madalya, 2017 Dünya Güreş Şampiyonası altın Madalya alan Milli Güreşçi Yasemin Adar: 

“Kadından güreşçi olmaz, sen neden bu güreşi yapıyorsun, bırakmalısın, elinin hamuruyla erkek işine karışıyorsun gibi yaklaşımlar çok oluyor. Ama ben bunların hepsine kulağımı tıkadım ve duymamazlığa gelerek Avrupa ve Dünya Şampiyonu oldum. Bu başarılardan sonra, kız çocuklarının güreşe olan ilgisi çok ivme kazandı. Ve ben de benim yaşadığım zorlukları ve eleştirileri onlar almasın, yaşamasın diye mücadele ediyorum.”  

 

KAYNAKÇA: 

https://en.wikipedia.org/wiki/Women%27s_sports#Battle_for_equality 

https://celalgursoy.com/2016/02/20/dunyada-ve-ulkemizde-olimpiyatlardaki-ilk-kadinlar/ 

https://www.unwomen.org/en/news/stories/2021/7/compilation-women-in-sport-are-changing-the-game 

http://plasedergi.com/hikaye/kadin-ve-erkek-futbolcular-arasindaki-kazanc-farki-tartismasi/ 

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/292508 

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/846569 

http://esitlikadaletkadin.org/tenisci-busra-un-anlatiyor-kadin-ve-paralimpik-sporcu-olmak/ 

https://medium.com/imeceplatformu/sporda-kadın-kızlar-sahada-d04de8f8bdfe 

 

 

 İlginizi Çekebilir: Spordayım Aşkım!

Sosyal medyada paylaş

Güleycan Söner

1996 doğumlu. Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İnsan hakları üzerine okumayı, yazmayı sever. İstanbulda yaşıyor. Her canlının yaşam hakkına saygılı bir hayat sürmeye çabalıyor.
Published On: Temmuz 31st, 2021Categories: Gündem, Kadın, Yaşam0 Yorum

Leave A Comment