Sosyal Medya Platformları Uluslararası Suçların Kanıtlarını Siliyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 10 Eylül 2020’de sosyal medya sitelerinin savaş suçlarına dair kanıtları kaldırdığını ortaya koyan bir rapor yayınladı. Rapora göre sosyal medya platformları şiddet içeren ve şiddete teşvik eden içerikleri kaldırma konusundaki hassasiyetlerinde haklı olsa da, kaldırdıkları içeriklerin saklanmasını ve yargılamalarda kullanılabilmesini sağlayan önlemleri almadıkları için kanıtların yok olmasına sebep oluyor.

Rapora göre, sosyal medya platformları, yalnızca yayınlanan şiddet içeren veya şiddete teşvik eden içerikleri kaldırılmakla kalmıyor; aynı zamanda yapay zeka teknolojini kullanarak daha paylaşılmadan veya paylaşıldıktan hemen sonra da içerikleri kaldırabiliyor. Böylece potansiyel suç kanıtları hiçbir suç bildirme mekanizması devreye girmeksizin öylece ortadan kaldırılıyor. Bu ise cezasızlık politikalarını besleyerek durumu çok daha vahim bir hale sürüklüyor.

Kaldırılan İçeriklere Yargılama Esnasında Bile Erişilemiyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2020 mayısında, Facebook, Twitter ve Google’a bir mektup yazarak kaldırılan bazı içeriklere arşivleme amacıyla tekrar erişim talep etti. Ancak erişim talebi bu platformlar tarafından cevapsız bırakıldı veya reddedildi. 

Hak örgütleri, 2017’dendir sosyal medya platformlarını şiddet görüntülerine ve kanıtlarına yer veren içeriklerin saklanması için önlemler alınmadan kaldırılması konusunda uyarıyor. Sosyal medya platformlarının bu uyarıları dikkate almamasının pratik sonuçları görülmeye başlandı bile. Rapor kapsamında görüşülen Avrupalı bir kolluk görevlisi, kaldırılan içeriklerin mesleki yaşamının bir parçası haline geldiğini, neredeyse günlük olarak bu durumla karşı karşıya geldiğini dile getiriyor. 

Oysa sosyal medyada failler tarafından yayınlanan içerikler, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve ulusal mahkemeler tarafından yapılan yargılamalarda kritik kanıtlar oluşturuyor. Bu durumun bir örneği, Myanmar’da Müslüman bir etnik grup olan Rohingyalara karşı gerçekleştirilen soykırımda, Facebook’ta paylaşılan ve soykırıma kışkırtan içeriklerin 14 Kasım 2019 tarihinde Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından açılan soruşturma için kanıt oluşturmasıdır. Henüz yargılamanın gerçekleşemediği hallerde ise, medyanın ve sivil toplumun belgeleme ve arşivleme çalışmalarına katkı sağlıyor. Bu çalışmalar, ihlallerin gündeme getirilmesini ve ileride yapılacak yargılamalarda kullanılmasını sağlıyor. Hatta birçok halde, gazetecilerin ve sivil toplumun çalışmalarının soruşturmaların açılmasını tetiklediği de görülüyor.

Sosyal Medya Platformları Cezasızlığın Önüne Geçmek İçin Şiddetin Kanıtlarını Tamamen Silmemeli

Raporda çözüm önerisi olarak, çocuk istismarına karşı ABD’de alınan önlemler örnek gösteriliyor. ABD yasaları, ülkede kayıtlı sosyal medya platformlarına çocuk istismarını yansıtan içerikleri sitelerinden kaldırmalarını, bir yandan da bu içerikleri, yayınlayan kişi, yayınlanma tarihi gibi bilgilerle birlikte federal olarak yetkilendirilmiş bir organizasyon olan National Center of Missing and Exploited Children ile paylaşmalarını düzenliyor. Böylece organizasyon bu bilgilerle, ulusal ve uluslararası kurumlara hukuki prosedürleri başlatmaları konusunda bildirimde bulunuyor. 

Ağır insan hakları ihlallerini ilgilendiren uluslararası hukuki rejim dikkate alındığında, bu ihlalleri gerçekleştiren kişiler er ya da geç cezalandırılabilir. Bunun sebebi ise, diğer suçlardan farklı olarak uluslararası suçlara (savaş suçları, soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar) zamanaşımının işlememesidir. Bu suçlar, uluslararası toplumun en ağır şekilde kınadığı, cezalandırarak tekrarlanmasını önlemek istediği suçlardır. Ancak bu suçlar mevcut rejim ya da başka uluslararası güçler tarafından korunan kişilerce işlendiğinde, bunların soruşturulması için uzun süreler beklemek gerekebilir. Bu uzun süreler ise, özellikle delillerin karartılması, tanıklarla iletişimin kaybedilmesi gibi sebeplerle mağdurlar açısından zorlayıcı olabilir. Bu noktada devreye sivil toplum girer. Ağır insan hakları ihlallerine karşı mücadele eden sivil toplumun amaçlarından biri de, toplumsal hafızanın bir parçası olarak ileride ulusal ve uluslararası yargılamalarda kullanılabilsin diye arşiv çalışması yapmaktır. Bu sebeple de ağır insan hakları ihlallerinin kanıtı olabilecek nitelikteki dokümanların sivil toplumla paylaşılması kritik önem taşımaktadır. 

Öte yandan, günümüzde dünyada birçok yerde ulusal nitelikte ve uluslararası nitelikte sıcak çatışmalar yaşanıyor, ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştiriliyor ve birçok kişi güvenilir olmayan koşullarda tehlike altında yaşıyor. “Ateş düştüğü yeri yakar” sözünün yerini medyada ve akademide görünürlüğe bırakması ve kamuoyu baskısının denkleme girmesi için de, uluslararası suçlara ait kanıtların silinmemesi gerekiyor. Ulusal veya uluslararası mahkemelerde bu suçların soruşturulması zaman alabilir. Ancak bu kanıtların gazetecilerin, akademisyenlerin erişiminde olması, bu konuların gündeme getirilmesini sağlayarak benzer olayların gerçekleşmesini engelleyebilir. 

Bu sebeplerle, kullanıcılarının verileri sayesinde devasa ekonomik kazançlar elde eden sosyal medya platformları, sosyal sorumluluk alarak kanıt oluşturacak verileri saklayacak ve gerektiğinde paylaşacak mekanizmaların kurulmasına öncülük etmek durumunda. 


Görsel: Istanbul, Turkey, July 18, 2019. © 2019 AP Photo/Emilio Morenatti

Kaynak: https://www.hrw.org/news/2020/09/10/social-media-platforms-remove-war-crimes-evidence

Begüm Acar
Begüm Acar
"Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, ENT Dergi yazarı ve Ekoloji editörü. Çocukken hayali belediye başkanı olmak iken, Hukuk Fakültesi'nin getirdiği şok ile ileride üzüm bağı işletmek istiyor. Özellikle, uluslararası ceza hukuku ve insan hakları hukukuyla ilgileniyor. Tek bir şeyle ilgilenmeye bünyesi elvermediği için aklı daima birden fazla projeyle meşgul. Boş zamanlarında çevresindeki insanlara MBTI ve Enneagram testleri yapıyor. Hukuk dışında psikoloji ve mimari ile de ilgileniyor."

Rastgele Yazılar

Stockholm Sendromu

Yazıma başlamadan önce en sevdiğim müzik grubu olan Muse’un en güzel şarkılarından biri olan “Stockholm Syndrome”u buraya bırakayım ki okurken size eşlik...

Ah O Toksik İlişkiler…

Her birimiz hayatımızın bir döneminde uzun yada kısa süreyle, hafif yada ağır atlatmışızdır bu zehirlenmeyi.

Adaleti Beklerken: Kaybedenler Kaybedecek!

“En iyi hikayeleri ölüler anlatır, ölülerin anlattığı hikayeler İnşirah suresi gibi insanı ayartır.” 27 Mayıs 1995’ten beri Cumartesi Anneleri,...

MEB’in algı ekibine ara tatil yok!

Milli Eğitim Bakanlığı, rehber öğretmenlerine “Psikososyal Destek Programı Uygulayıcı Eğitimleri” adı altında öğretici seminer verdi. Seminerin sonucunda öğretmenlere “Uygulayıcı Eğitmen”...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz