Solan Bütün Gülüşlere

Çizim: Yana Vodiak

“Dışarıdaki kalabalık ne?” diye soruyor çocuk annesine. Bütün kadınlar sokakta. Hep bir ağızdan “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” diye bağırıyorlar. “Bugün bir gülüşü soldurmuşlar oğlum, daha önce defalarca kez olduğu gibi.” diye yanıtlıyor anne. Sonra devam ediyor, “Buradaki kadınlar da daha fazla gülüş soldurulmasın diye uğraşıyorlar.” Çocuk o sırada düşünüyor, “Demek ki birinin gülüşünü soldurmak kötü bir şey, o zaman soldurmamalıyım.” O anda anlıyor eğitimin ailede başladığını. O anda anlıyor ilerde onun da birilerinin gülüşünün solmaması için mücadele vereceğini.

Akşam haberlere çıkıyor gülüşü soldurulan kadın. Spiker gözleri dolarak sunuyor haberi. Sesi titreyerek sunmaya devam ediyor ve haberin sonunda promptera bir yazı yansıtılıyor. “Katil zanlısının ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.” Spiker daha fazla dayanamıyor. Gözünden bir damla yaş akıyor. Ardından ikinci damla, üçüncü damla ve en sonunda bir göz yaşı seli. Oracıkta yere bırakıyor kendini. Kaldırmıyor yüreği her gün birinin gülüşünün soldurulmasını seyircilere aktarmayı.

Meydandaki kadınlar polisler tarafından geri püskürtülmeye çalışılıyor. Ama hiçbiri biat etmiyor. Ve hepsi bir ağızdan sesi kısılana kadar o cümleyi haykırıyor, “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!” Yüreği titriyor çocuğun bu haykırış karşısında. Aynı cümleyi içinden tekrarlıyor, “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!” Merak ediyor İstanbul Sözleşmesini. Annesine sormaya karar veriyor. “Anne İstanbul Sözleşmesi ne?” Annesi dizlerinin üstüne çöküp çocuğunun gözlerinin içine bakıyor. Kelime kelime, gözlerinin içine baka baka anlatıyor İstanbul Sözleşmesi’ni. Çünkü o da biliyor eğitimin ailede başladığını.

Tıpkı kendinin oğlunu yetiştirdiği gibi anne ve babası da onu bu şekilde yetiştirmişti. Derin bir nefes alıp böyle bir ailede doğduğu için ne kadar şanslı olduğunu düşünüyor. Diğer kadınlar gibi o da haykırıyor, “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” Gurur duyuyor kendiyle. Sonra oğlu bağırıyor, “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” Ve kendini bir kez daha şanslı hissediyor oğluna bu duyguyu aşılayabildiği için.

Birbirlerine kenetlemiş, sonuna kadar birbirinin hakkını savunan kadınlardan geri çekilmelerinin istenmesine rağmen hiçbiri geri adım atmıyor, bunu isteyenlere gülüşü soldurulan bütün kadınlar adına gülüp yürümeye devam ediyorlardı. İstanbul Sözleşmesi için mücadele edenlere “Fahişeler” diyen ahlakını ve vicdanını kaybetmiş insanlara rağmen yürümeye devam ediyorlardı. Sonunda mücadelenin kazanacağını bilerek yürümeye devam ediyorlardı. Emeklerinin boşa çıkmayacağını bilerek yürümeye devam ediyorlardı. “Kızını korusaydın, o saatte orada ne işi vardı, giymeseydi o eteği” diyenlerin tarihe gömüldüğü ve refah içinde yaşayacakları bir devrin geleceğini bilerek, hayal ederek yürümeye devam ediyorlardı.

Ve ben bu yazıyı gülüşü soldurulan, canla başla mücadele eden, her ne olursa olsun yürüdüğü yoldan dönmeyen bütün kadınlara ithaf ediyorum.

SUSMA, HAYKIR! İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!

Ahmet Furkan Tunahanlı
Ahmet Furkan Tunahanlı
Ent Dergi Kültür&Sanat Editörü. Anadolü Üniversitesi Adalet Bölümü Öğrencisi. Kafkaokur Dergisi ile okuma alışkanlığı kazanıp sonradan yazı yazmaya başladı. Rol Modelleri Buket Uzuner ve Franz Kafka.

Rastgele Yazılar

Film İncelemesi: Üzgünüz, Size Ulaşamadık.

Geçtiğimiz günlerde 84. Yaşını kutladığımız, filmlerinde genelde sınıf bilinci ve alt tabakayı gördüğümüz, Birleşik Krallık sinemasının yaşayan en önemli yönetmenlerinden biri olan...

Kadın Hakkı İhlali: Hindistan’da Sati Uygulaması

Hinduizm’de Sati geleneğinin uygulanması, dul kadınların kocaları olmadan bir anlam ifade etmedikleri ve işe yaramadıkları düşüncesine dayanır. Sati uygulamasını dini olarak temellendirebilmek için Kutsal Manu kitabında, koca ölen kadının kendini ateşe atarak çok onurlu bir davranış sergilemiş olduğundan bahsedilmiştir.

Çabuk Tüketilenlerde Bugün: Dünya

 Sürekli olarak medyada yer almasına rağmen asla ciddiye alınmayan konulardan biri de doğal kaynakların nasıl hoyratça kullanıldığı ve yok edildiği. Genellikle haber...

Feminizm 101

Feminizm, kadınların politik, ekonomik ve kültürel eşitliğine inanan, insan uygarlığının ilk çağlarındaki köklerine kadar uzandığı bilinen bir akımdır. Genellikle üç dalgaya ayrılır.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz