Kategoriler
    More

      Soframızdaki Pestisit

      Sanırım pazar kahvaltısının keyfini sevmeyen yoktur. Özellikle de akşam olduğunda aile, eş dost ve tüm sevdiklerimiz yemekte hep berabersek tadından yenmez, evet yenmez… Maalesef artık yenmiyor çünkü günümüzde göz ardı edilen tarım uygulamalarının bir sonucu olarak sofralarımızın tadı eskisi gibi değil. Sebebi ise pestisitlerdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı sınıflandırmada en çok kullanılan 700 civarındaki pestisitin 33’ü insan sağlığına çok zararlı, 48’i oldukça tehlikeli, 118’i orta derecede tehlikeli ve 239’u daha az tehlikeli grupta yer alıyor. Peki nedir bu pestisit ve neden kullanıyoruz? Pestisit özellikle zirai amaçla kullanılan zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan maddelerden oluşan karışımlardır.

      İnsanların besin kaynaklarına zarar veren hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar,  yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar olabilir. Her ne kadar pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da insan ve hayvanlar için toksisiteleri nedeniyle birçok sorun yaratabiliyor. Bağımsız küresel bir organizasyonun hazırladığı bir rapora göre; Türkiye’de 1979 yılı ile 2018 yılları arasında pestisit kullanımı 7 kat artış göstererek 59 bin tona ulaşmıştır. Toplam pestisit miktarının %40’ı 5 ilde; Antalya(%10. 1), Manisa(%9),Adana(%5.7), Mersin(%5.7) ve Aydın(%5) illerinde kullanılmaktadır. Özelikle Antalya’daki pestisit kullanımı, Avrupa’da kullanımı en fazla olan Hollanda’dan bile 2 kat daha fazladır. Bu değer yaklaşık hektar başına 26 kg ediyor.

      Dünya çapında kullanılan pestisitlerde binden fazla etken madde bulunuyor. Etken madde ise
      bir pestisitin toksik etki göstermesine neden olan kimyasal moleküllerdir.
      Bunun yanında yardımcı kimyasallar da içeriyor. Örnek olarak emülgatör
      çözücüler, taşıyıcı, kokular, boyalar, yapıştırıcılar verilebilir. Şimdi bu
      saydığım kimyasallar hormonal sistem bozukluğu gelişimsel nörolojik toksisitesi
      ve genotoksik gibi önemli sağlık sorunlarına yol açmasına rağmen toksikolojik
      güvenlik testlerinde dikkate alınmıyor.

      Sonuç olarak pestisit aktif maddesinin yanı sıra  ticari üründe bulunan kimyasallarınında gıda ve çevresel kalıntılarının izlenmesi gerekiyor. Pestisit kullanımı en başta bebek ve çocuklarda olmak üzere insan sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturuyor. Biyoçeşitlilik kaybından toprak kaybına,toprak kaybından su kirliliğine kadar önemli çevresel sorunları da beraberinde getiriyor. İnsan sağlığı açısından yarattığı en önemli sorun bu ilaçların kullanım sonrasında kalıntı bırakmasıdır. Özellikle de Pazar kahvaltılarının olmazsa olmazı menemenin başrol oyuncuları domates ve biberde bulunmaktadır. Tabii şimdi ‘’Hani bunun soğanı?’’ diyeceksiniz. Menemen soğansız olur mu? Olur, ama bu ciddi tartışma konusunu bir kenara bırakarak sadece domates ve biberde değil birçok sebze ve meyve de ciddi oranda kalıntı bıraktığını gözlemlediklerini söyleyebiliriz.

      Analiz edilen 90 gıda örneğinin %40’ında (44 örnek) sucul canlılar, arılar, algler ve faydalı böcekler açısından çok zararlı olan pestisitlerin kalıntısı tespit edilmiş. Kalıntı dediğimiz şey, bir bütünden arta kalan parçalar, yani kullanılan ilaçların vücudumuza besin olarak aldığımız yiyeceklerde belli oranlarda kalması. Şimdi bunun yarattığı ya da yaratabileceği sonuçları düşünebiliyor musunuz? Toplamda 30 adet domates, yeşil biber ve salatalık ta tespit edilen pestisit sayısı; Ağustos ayında 56, Ekim ayında 96, Kasım ayında ise 139 dur. Siz, siz olun besinleri mevsiminde tüketmeye özen gösterin.

      Tarım ile uğraşan ve pestisitlere maruz kalan insanlarda yapılan çalışmalarda bu bireylerin yapısal ve sayısal kromozom anomalileri gözlenmiş. Kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerin de birçok genetik hastalığın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür. Bu ilaçlar plasentadan fetüse geçerek cilt sorunlarının olduğu bebek doğumları görülüyor. Türkiye’de yapılan çalışmalarda anne sütünde bile belli oranlarda bu ilaçlarda bulunan zehirli kimyasallar (kalıcı organik kirleticiler)  KOK tespit edilmiş. Ayrıca bu tarım ilaçlarının kan hücreleri üzerindeki olumsuz etkileri de mevcuttur. Organo fosforlu insektisitler kırmızı kan hücrelerinin membran özelliklerini değiştirerek eritrosit fonksiyonunu engelliyor. Diğer bir etkisi antioksidan sistem enzimlerinin aktivitelerinin değişmesine sebep oluyor. Son olarak alt beyin kökünde solunum kontrol merkezlerinin baskılanması ile canlı ölüme kadar götürüyor.

      Yapılan hayvan deneylerinde ise (Hayvan deneylerinin doğru olmadığını ve desteklemediğimi teyit etmek isterim.) radyoaktif olarak işaretlenip anneye verilen pestisitin 5 saat sonra plasentadan fetüse geçtiği ve bunun göz, sinir sistemi, karaciğere yerleştiği gözlenmiştir. İnsektisitler, yani böcek ve haşerelere karşı kullanılan ilaçlar, doğrudan merkezi sinir sistemi üzerinde canlı yaşamını tehdit ediyor.

      Gerisini siz düşünün: Sevdiklerimiz için ve yine sevgimizi katarak hazırladığımız yemekler ne kadar sağlıklı olabilir?

      Kaynakça: https://storage.googleapis.com/planet4-turkey-stateless/2020/01/a314cc16-soframizdaki-tehlike-pestisit-greenpeace-rapor.pdf

      https://www.google.com/amp/s/www.sozcu.com.tr/2017/gundem/pestisit-nedir-ilaclarda-kullanilan-pestisit-zararlari-turleri-ve-etkileri-nelerdir-2081115/amp

      Şeyda Tangüner
      Şeyda Tangüner
      Muş Alparslan üniversitesi Fen bilgisi öğretmeni mezunu. Şu an kendi işini yapmıyor. Aslen Diyarbakırlı ama Akdeniz'in gözdesi Antalya'da yaşıyor. Mental olarak akla uygun, makul biri. En özgür hissettiğinde ise biraz deli. Daha çok kendi kafasında yaşayan biri. Ortaokul sıralarında yazmaya başladığı şiirlerine sırasıyla aşkı, psikolojiyi, insan ilişkilerini, toplumsal ve bilimsel konuları, kendi ütopyasını yazan bir kadın oldu kendisi. Ayrıca evde yetiştirdiği çiçeklerin annesi. Şarkı söylemek, müzik dinlemek yegane zevki. Deli kızın türküsünde bulabilirsiniz kendisini.

      Rastgele Yazılar

      Ne Kadar Kendimiziz?

      Çizim: Helena Perez Garcia Gün içinde kullandığımız kelimeler, yaptığımız eylemler ve düşüncelerimiz ne kadar bize ait? Bu soru için...

      Gülistan Doku Nerede?

      Dersim’de 87 gündür kayıp olan Gülistan Doku hakkında konuşmaya başlamadan tarihsel sürecine göz atalım. Üniversite öğrencisi Gülistan Doku 5 Ocak günü kaldığı...

      Uluslararası Kurumlar ve Örgütler İnsanlık Dramı Karşında Ne Yapıyor?

      Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin İdlib saldırısı sonrası uzun süredir Avrupa Birliği’ne karşı koz olarak kullandığı kapıları açarım kartını kullanarak sınırları açtı. Buradan şunu bir...

      Neredeyse 2 Bin Yıllık En Zor Soru!

      Günlük yaşamın getirdiği koşuşturma ve hızlı olma gereksinimi çoğu kez zorlayıcı soruları sormamızı engeller. Kimimiz bu soruları belki yastığa kafayı koyduğu anda,...

      İlgili Makaleler

      1 Yorum

      1. Evet çok güzel ifade etmişsiniz, anne sütünde bile zararlı etkenlerine rastlaniliyor.. Ne kadarda hızlı tükeniyoruz çok can sıkıcı gerçekten.. Emeğinize sağlık

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz