Şiddetsiz Bir İnanış: Jainizm

Jainizm Nedir?

Toplumlar tarihi boyunca yaşayan bir çok inanış ve din canlı yaşamı tehdit etmiştir. Dini ritüellere, kurallara, ibadetlere dayalı bu inanış biçimleri bugün ekosistemin, canlıların nasıl inanış adı altında tahrip edildiğini gözler önüne seriyor. Peki ilkesinde şiddetsizliğin, tüm canlı yaşama saygının olduğu bir inanış mümkün müdür? Yok diyorsanız eğer size şiddetsiz bir din olan Jainizm’den bahsedelim.

Jainizm M.Ö. 4. yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkan bir inanıştır. Daha çok felsefe ve yaşam biçimi olarak benimsenen bu inanışın kurucusu Mahavira’dır. Jainizme inananlara Jain denir. Jain kelimesi JİNA’dan gelir. Jina, tüm tutkularını fethedenlere denir. Jainlar günümüzde daha çok Katmandu / Nepal’de varlığını sürdürür. Jainizmin temelinde şiddetsizlik yani “Ahimsa” yatar.

En Önemli Felesefesi: Şiddetsizlik

Jainlar’da Budistler gibi yaşam ve ölüm döngüsü olan reenkarnasyondan kurtulmak için çabalarlar. Jinalar o kurtuluşa ermiş kişilerdir. Jinalar beş büyük yemin eder; Dürüstlük, şiddetsizlik, biriktirmemek, bekaret ve çalmamak. Her yemin Jainizmin beş felsefesinden birini temsil eder. Günümüzdeki Jainlar, dinlerini en temel felsefeleri olan “Ahimsa” yani şiddetsizlikle tasvir eder. Jainlar “Duralım ve evrendeki tüm varlıklara şevkat gösterelim” derler. Şiddetsizlik ilkesinde tüm canlı yaşama saygı yatan Jainlar, vejetaryen ya da vegandır. Bunların haricinde ise kök bitkileri dahi tüketmezler. Şiddetsizlik ilkesine bağlı olarak inanışlarında, bu bitkilelerin kökünü öldürmek, o bitkiyi tamamen öldürmektir. Özellikle soğan ve sarımsaktan kaçınan Jainlar, bu bitkilerin tutku, öfke, nefret ve kıskançlığa sebebiyet verdiğine inanırlar. Jainizmin felsefesinde bu duygular tamamen yasaklıdır.

Jainlarda şiddetsizlik uygulamasının başka bir örneği de keşiş ve rahiplerin bir böceği dahi öldürmemesi için sürekli yerleri süpürmesidir. Jainlar oturdukları yeri, yürüdükleri yolu süpürerek canlılara kazara da olsa zarar vermemeye çalışırlar. Bu süpürgeleri de tavuskuşkarının bıraktığı tüylerden yaparlar. Böylece canlılara zarar vermeyen bir süpürge kullanmış olurlar. Jainlar aynı zamanda ağızlarında maske ile gezerler. Bunun sebebi hastalıklardan korunma değil, kasıtsız bir şekilde bile olsa hiçbir canlı organizmayı içlerine çekmeyi istemedikleridir. Bu şekilde dışarıya hastalık yayarak diğer canlılara da zarar verme riskini azaltmayı amaçlarlar.

Jainizmin Diğer Felsefeleri

Jainizmin beş felsefesinden ikinicisi Satya; yalandan uzak durmaktır. Jainler dürüstlük yeminine bağlı olarak yalan söylemekten kaçınırlar. Üçüncü felsefeleri Asteya; hırsızlıktan kaçınmak. Çalmak Jainlarda en büyük günahlardandır. Sadece insanlar değil tüm canlıların haklarına saygı gereği çalmama yemini ederler. Dördüncü felsefe Brahmacharya; seksten uzak durmaktır. Özellikle Jainlar ölümüne yakın dönemlerde tamamen cinselliği keserler. Bunun için bekaret yemini ederler. Beşinci felsefe ise Aparigraha; mülksüzlük, sahip olmamaktır. Bu felsefeye göre Jainlar birikimin, ihtiyaçtan fazla malın kibir ve açlığa yol açtığına inanır ve biriktirmeme yemini ederler.

Jainlar hayatlarının son döneminde ya da ölmeye karar verdiklerinde kendilerini ölüme bırakırlar. Bu süreçte yemez, içmez ve cinsel ilişkiden kaçınırlar. Kendilerini ölüme yatıran Jainlar burada jainizmin çilecilik kuralını uygulamış olurlar. Çile çekerek ölen Jain aziz veya azize ilan edilir. Jainizmin kurucusu Mahavira’da 77 yaşında açlıktan çile çekerek ölmüştür. Jainizmin şiddetsizlik ilkesinden etkilenen birçok lider de olmuştur. Bunlardan önde gelen isimler; Gandhi, Martin Luther King ve Nelson Mandela’dır. Bu liderler jainizmin şiddetsizlik ilkesini hayatları boyunca benimsemiş ve buna göre yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Her tarafımızı saran, antroposen devrinin tümüne hakim olan dinlerin yarattığı yıkımlardan kaçan, buna hizmet etmeyen inanışlar, felsefeler, yaşam biçimleri var. Evrendeki tüm canlıların en temel hakkı olan yaşama hakkını benimsemek çok zor değil. Hiçbir canlıya zarar vermeden, ekosisteme katkıda bulunabiliriz. İnanışların dayattığı “onlar bizim için yaratıldı” olgusundan kurtulup, bir arada şiddetsizlik ilkesiyle yaşayabilmeyi benimseyebiliriz. Jainların şiddetsizlik felsefesi bizim için neden bir ışık olmasın?

Kaynak: Morgan Freeman ile İnancın Hikayesi / www.dinvemitoloji.com

Görseller: www.dinvemitoloji.com / www.gezmekenkolay.com

Ömer Aygül
Ömer Aygül
Ent dergi ekoloji editörü. Meslek lisesi bilişim teknolojileri mezunu. IT uzmanlığı ve satın alma uzmanlığı alanlarında çalıştı. Taze veganlardan. Şiir ve öykü alanında yazılar yazıyor. Ruh ve beden sağlığını muhafaza etmek için yoga / meditasyon yapıyor. İran sineması ve Abbas Kiarostami ile alakalı onunla ters düşmenizi tavsiye etmem.

Rastgele Yazılar

Covid-19 Tekrar Yükseliyor, Gerçek Önlemler Gerekiyor

100 km ile gittiğimiz düzelme yolunda 1000 km ile geri dönüş yaşıyoruz. Dünya, adını tarihte farklı şekillerde duyduğu, sonuçlarını...

Sokakta Kalanlar

İnsan dışındaki canlı varlıkların haklarını savunmak; ekolojiden, çevre haklarından söz etmek ve bu konular uğruna adeta savaşmak... Çok değil, daha bir iki ay öncesine kadar konuştuğumuz konular bunlardı. Ancak hepsini unuttuk; insanlık olarak adeta yaşam savaşı verdiğimiz şu süreçte, dört duvar arasında hasret kaldığımız gökyüzüyle birlikte başka canlıların yaşam savaşlarını da unuttuk. Burada kendimize sormamız gereken tek bir soru var; başka canlıların yaşam hakkı, bizim yaşamlarımız söz konusu olduğunda sona mı ermeli?

Kitap İncelemesi: Stefan Zweig – Mecburiyet

   Yazım aşamasında 'Firari' olarak tasarlayıp kitabın ismiyle huzursuzluğa davet eden yazar, sonrasında kitabın ismini "Mecburiyet" olarak değiştiriyor. Deliren...

Bir Taşla 4 Kuş: Barolar, İşçiler, Basın Ve ‘İbneler’

Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya yürüyen barolar il girişinde polis müdahalesiyle engellendi. Ardından yaşananlarsa "Yeni Türkiye'nin" kısa bir özeti.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz