Louise Erdrich’in romanı Shadow Tag, bakışların önemine ve etkisine değiniyor ve onların gücünü yarattığı Irene ve Gil karakterleri ile gösteriyor. Erdrich, çözülmemiş sorunları olan evli bir çiftin etrafında bir hikaye yaratırken, Kızılderili kültürü hakkında bir takım eleştirilerde bulunurken okuyucularına Batı etkisinden başlayarak Amerika Yerlileri hakkında tarihi bilgiler sunar.

Roman, Kızılderili bir  ressam olan Gil’in sona gelmiş evliliği ve resimlerinin nihai konusu Irene etrafında gelişiyor. Ressam-model ilişkisi ikisini bir araya getirip başlangıçta mutlu bir evliliğe yol açsa da, bu evlilik bir aile olarak kümülatif sefaletlerinin temel nedeni haline gelir.

Sartre’ın “Görünüm” kavramı, Irene ve Gill arasında meydana gelen olayların geçerli bir açıklaması gibi görünüyor. Sartre’a göre, utanç deneyimi dışarıdan bir gözlem ve gözlemlenen tarafından gözlemin onaylanmasını gerektirir. Başka bir deyişle, gözlemlendiğimizi fark ettikten sonra utanıyor veya huzursuz hissediyoruz.

Sartre’ın Görünüm kavramı, Hegel’in Efendi-köle diyalektiğini birçok önemli şekilde yansıtıyor. Hegel gibi, Sartre da zemini oluşturmak için küçük bir hikaye anlatıyor. Bir anahtar deliğinden bakıyoruz ve kendimizi gözlemlemeye kaptırıyoruz. Arkamızda birini fark ettiğimizde hemen utanç içinde geri dönüyoruz, gözlemlenmekten utanıyoruz.

Hiç parkta tek başınıza rahatlarken koşucuların veya köpek gezdirenlerin gelip geçmesinden rahatsız oldunuz mu?

Sarte’a göre birey gözlemlendiğinde, bireyin dünyası kendinden sıyrılıp yeni gelenlere doğru akar. Daha önce sadece bireyle ilgili olarak var olan nesneler şimdi bu diğer bireylerle ilgili olarak var; onları yargılıyor ve gözlemliyor. Dahası, bireyi de gözlemliyor, sanki manzaranın bir parçasıymış gibi. Bu deneyime olumsuz tepkimiz utanç duygusudur.

Hegel’den farklı olarak Sartre, iki insanın birbirlerine rahatlık ve karşılıklı tanıma içinde Bakabileceğini düşünmüyor. Ona göre, insan ilişkileri bir çatışma ile tanımlanıyor. Bu yüzden cehennemin diğer insanlar olduğunu yazar.

Shadow Tag senaryosunda, nesne olan Irene, Gil’in eserlerinin konusu olduğu gerçeğinin her geçen gün daha fazla farkına vardığı için rahatsız hissetmeye başlar. Buna ek olarak, bireyin görüntüsünü yakalamanın ruhunu yakalamak anlamına geleceğine inanan yerli Amerikalıların kanını taşıyan biri olarak Irene, Gil’in her resmiyle ruhunun ondan sıyrıldığını hissediyor.

“Gölgesine basıyor”; fırçası ruhunu resimlere kazıyor.

George Catlin’in bufalo avını resmettiği bir eseri.

Irene’in akademik tezinin konusu 18.yüzyılda yaşamış gezgin ve ressam George Catlin’dir. Kızılderili yaşam tarzına ilgi duyan beyaz bir ressam olan Catlin, canlıları resmetti ve aynı zamanda yolculukları boyunca topladığı birçok Kızılderili eşyasını sergilediği bir müze açtı. Ancak, yerli Amerikalılara ve doğaya karşı kötü muamelesi nedeniyle eleştirilen bir sanatçıydı. Kitapta, onu boyayabilmek için sabit tutmak amacıyla bir bufalo vurduğu iddia edilmektedir. Bir başka örnekte ise, iki yavru ayıyı annelerinden uzaklaştırır ve Avrupa’daki bir sergi için diğer birçok hayvanın yanı sıra bir gemiye koyar. Roman, sergideki hayvanların bakım şekillerinden ötürü değil, insanların ezici bakışları altında öldüklerini iddia eder. Bakışların odağı olmanın yükü, Irene’in Gil ile olan ilişkisinde de yaşadığı durumdur.

Resim yaparken Gil, Irene’i zaman zaman ifadesiz, üzgün, incinmiş veya acımasız göründüğü belirli pozlara yerleştirir. Resimlerinde bu pozları seçmesi,  Irene’e kanla daha yakın olan ve beyazlarla etkileşiminden sonra hayatları dramatik bir şekilde değişen Kızılderililere ses vermesini sağlar. Gil, eşini resmettiği eserleri ile Kızılderili deneyimlerine ışık tutarken ironik bir şekilde Irene’i gölgede bırakıyor.

Irene yavaş yavaş bir nesneye dönüşür ve Gil için bir sevgili olmaktan çıkar. Tüm resimlerini duygudan yoksun bir şekilde üretir. Tıpkı bir tedarikçinin üretiminden uzaklaştıkça ve seri üretime geçtikçe ürünlerini sistematik bir şekilde adlandırdığı gibi, Gil de eserlerini “Amerika 1” ve “Amerika 2” şeklinde adlandırarak karısının tuvallerini genelleştirir.

Benliğinden ve Irene’den uzaklaşan Gil için duyguları keşfetmek ve onları benimsemek gittikçe zorlaşır. Sevgi, sadakat ve vicdan yerini nefrete, otoriterliğe ve öfkeye bırakır. Bu, ikilinin çocukları Stoney’nin doğduğu sahnede açıktır.  Gil, doğum sırasında eşinin yanında olmak yerine yan odadaki televizyonda verilen İkiz kulelerin düşme görüntülerini izlemeyi seçer. Ev içerisinde sadece Irene’e değil, aynı zamanda kendisinden korkan çocuklara da kötü davranmaktadır. Bazen alkolün etkisi altında, çocukları hem fiziksel hem de sözlü olarak istismar eder. Alkol ve şiddet ikilisi ile Erdrich bizlere Kızılderili basmakalıplarını hatırlatırken sağlıklı iletişimin ve aile içi dinamiğin ne denli önemli olduğuna da değiniyor.

Özetle, Shadow Tag, izlenme, resmedilme ve görüntünün yakalanması gibi kavramlar üzerinde yoğunlaşarak bakma eyleminin derinlerine iniyor. Buna ek olarak Kızılderili yazar, mirasının peşinde getirdiği bir takım olguları eleştirerek günümüz Kızılderili toplumlarının durumu hakkında yorumlar yapar. Sartre’ın Görünüm kavramı, Erdrich’in romanının merkezi gibidir. Bakma eyleminin getirdiği rahatsızlıkların bolca örneğini bulunduran Shadow Tag, kişinin özgürlüğünün bu eylemle nasıl kısıtlandığını gösterir. Gil’in resimlerinde Irene’i ve ruhunu yakalama konusundaki ısrarı, beyazların Kızılderili topraklarını ele geçirme konusundaki kararlılığına benzer.


Görseller:

Behance

George Catlin, Biography of Painter of Native Americans (thoughtco.com)

 

İlginizi Çekebilir: Kitap İncelemesi: Stefan Zweig – Mecburiyet

Sosyal medyada paylaş

Aleyna Kaltalıoğlu

Ent Dergi İdari Koordinatörü. Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünden taze mezun. Freelance çevirmenlik ve editörlük yapmakla birlikte Ent Dergi ve çeşitli mecralarda içerik üretmektedir. Yeraltı edebiyatı, ütopik/distopik romanlar ve sanat filmleri ile ilgileniyor. Ekoeleştiri alanında akademik çalışmalar yapmayı planlıyor. Bu nedenle doğa, hayvan ve yeşilliğin korunması ve iyileştirilmesi konularında okur-yazar, aynı zamanda TEMA Vakfı gönüllüsü.
Published On: Temmuz 16th, 2021Categories: Kitap, Kültür & Sanat0 Yorum

Leave A Comment