Diri Bir Ülker. Şimdilik…
Uzun süredir yeni bir eser üretmesini beklediğim Seray Şahiner’den diri diri bir roman geldi. Everest Yayınları’ndan çıkan Ülker Abla toplumun çok yakından tanıdığı bir karakteri gözler önüne seriyor.

“İnsan kendini gözden çıkardıktan sonra dünya daha konforlu bir yer haline geliyor,” -Ülker Abla

Kimdir bu Ülker Abla?
Türkiye ve Dünya tarihinin başında beri devam eden ataerkil düzenin varlığıyla kadının daima ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü gerçeğiyle karşı karşıyayız. Tıpkı hayvanların da erkek cinsiyetine sunulmuş varlıklar olarak lanse edilmesi gibi. Peki bu durum neye sebep oluyor oraya gelecek olursam; kocasından yediği dayakların canına tak ettiği bir kadın Ülker Abla.
Çocuğu olduğu için koca dayağına senelerce katlanan Ülker, çocuğu büyüyüp askere gittiği bir dönemde evden çıkıp gidiyor. İlk başta ne yapacağı, nereye gideceği konusunda en ufak bir fikri bile yok. En sonunda geceyi geçirmek için bir devlet hastanesinin acil servisine gidiyor ve etrafı izlemeye koyuluyor. İşte Ülker Abla’nın trajedi dolu hayatta kalma mücadelesine tanık etmeye bu şekilde başlıyoruz.
Evden kaçtığı için kocasının onu aramaya ilk olarak karakol ve hastanelerden başlayacağını bilen Ülker, acil servisten bir an önce çıkması gerektiğini fakat çaresizlikten ne yapacağını bilememesiyle ikileme düşüyor.

Diri kalabilmek için Ülker ne yapabilir?
Şeytanın bile aklına gelmez derler ya işte Ülker kocası onu bulmadan hastanede kalmak için öyle bir yol buluyor.

Hastanede kimler var? Doktorlar, hemşireler, hastalar, hasta bakıcılar, hademeler, stajyerler… Peki çalışan olarak kalabilecek en uygun mertebe hademelik. Vardiyalı sistemle çalışacağını düşünürsek Ülker, paydos ettiğinde nereye gidecek peki? Eve mi? Ev olmaz, eve giderse kocası bu sefer öldürür.
Hasta olarak kalsa… ee kayıt olması gerekecek bu da kocasının onu rahatlıkla bulabileceği anlamına geliyor. Düşünmeye devam edelim o zaman.

Başka…

Başka…

Başka…

E refakatçi olsa ya! Mis gibi kayıt yaptırmıyor. Bu durum kocasının onu bulma ihtimalini de düşürür. Üstelik yemek ve yatacak yer de cabası…

Peki ama kimin refakatçisi olacak? Kimsesi yok ki! İşte cevabı soruda gizleyip önümüze seriyor Ülker Abla ve kimsesi olmayan hastalara refakat etmeye başlıyor. Kimsesizlerin kimsesi oluyor…

Tabii bu serüven oldukça meşakkatli geçiyor çünkü bir yandan kocasına yakalanmamaya çalışırken diğer yandan hayatta kalabilmek için mücadele veriyor. Ülker’in survivor macerasının gidişatını kitabı okuyarak öğreneceğiz tabii.

”Ne sığınabilecek bir geçmişim ne yürüyebileceğim bir gelecek var. Ben burada, sığındığım yerde mahsur kaldım: Şimdide.” -Ülker Abla

Şahiner’i uzun süredir okuyanların yakından tanıdığı Ülker, karşımıza ilk olarak 2014 yılında yayınlanan romanı Antabus’la çıkıyor. Yine bir kadın hikayesi anlatan Antabus’ta kocasından yediği dayaklar yüzünden hastanelik olan Leyla karakterimize refakatçilik eden kadının hikayesi hepimizde merak uyandırmıştı. Antabus’un bazı sayfalarını olduğu gibi Ülker Abla’da karşımıza referans olarak çıkması kitabın orijinalliğini de arttırıyor. Aradan geçen yıllardan sonra Ülker Abla’nın hikayesine tanık olduğum için oldukça mutluyum tabii. Seray Şahiner’in kalemini ustalıkla kullandığı, betimlemeleri ve mizahıyla harmanlaması, Ülker’in tüm o düşünceleri, hislerini başarılı aktarımıyla okuyucuyu kitaba yabancılaşmıyor. Yazım diliyle Şahiner bizleri tam olarak odakta tutmayı başarıyor ve gerçekten tebriği hak ediyor. Kadın meselesini merkezine almasının dışında burjuvazi sınıf ayrımı, göçmenlik ve ırkçılık gibi başlıklarla da okuyucuyu sorgulamaya itiyor.

Toplumda ‘kadının adı yok’ algısını değiştirebilmek için mücadelemize devam ettiğimiz şu günlerde her gün ‘onlarca kadın öldürülüyor, tacize, tecavüze, psikolojik ve fiziksel şiddete uğruyor’ haberleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Türkiye’nin ani kararla ‘İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasının ardından artan olayları korkusuzca her platformda bağıran ve bunu edebiyatla harmanlayıp acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarpan Şahiner, uzun yıllar konuşulacak yapıtı Ülker Abla’yı hepimiz tanıyalım ve kadın mücadelesi için korkusuzca bağırmaya devam edelim.

Görsel: Füsun Turcan Elmasoğlu (Ülker Abla Kitap Kapağı), Elif Çelik (Batuhan Tozkoparan’ın Ülker Abla kitap canlandırması)

Sosyal medyada paylaş

Batuhan Tozkoparan

Okulu bırakıp çocuk kitaplarıyla ilgilenmeye başlayan, Lady Gaga’nın küçük canavarı olup Akademi Ödüllü Parazit gibi her yere sızar. Çok harika müzikler dinler ve paylaşmayı sever.
Published On: Kasım 8th, 2021Categories: Edebiyat, Kadın, Kitap, Kültür & Sanat, Uncategorized0 Yorum

Leave A Comment