Satürn’ün Halkalarına Oturamazsınız

Birçok yazımda evren, galaksiler, gezegenlerden bahsettim; ilgimi ve tutkumu artık az çok fark ediyorsunuzdur. Bu sebeplerdendir ki galaksimizdeki gezegenleri daha iyi tanıyalım istiyorum zira onları ziyaret etmek zorunda kalacağız gibi görünüyor. Gezegenler serimize heybetli fakat suya bıraksan batmayacak olan SATÜRN ile başlıyoruz. Haydii bakalım, Satürn’ün halkalarına oturalım.

Roma’nın tarım tanrısından ismini alan Satürn, 735 tane Dünya’yı yutabilecek büyüklükte olmasına rağmen isterseniz bütün Satürn Gezegeni’ni koca bir okyanusta yüzdürebilirsiniz çünkü Jüpiter gibi burası da ayakta duracak bir yerin olmadığı bir dünya. Satürn’ün katı bir yüzeyi yok. O, Hidrojen ve Helyumdan oluşan bir dev. Satürn’de bir gün ne kadar sürüyor bilmiyoruz fakat halkalarının genişliğinin toplamda 400 bin kilometre olduğunu biliyoruz. Dünya ile Ay arasının tamamen halkalardan oluştuğunu hayal edin… Bu halkaların bazıları sadece 100 metre genişliğinde. Genişlik deyince bir yüzeyden bahsediyormuşum gibi oluyor fakat aslında bir yüzey bile değil bu halkalar; küçük buz parçaları ya da buzla kaplı kayalardan oluşuyor.

Bu halkaların oluşturduğu yapı o kadar muazzam ki yan yana geldiğinde oluşturduğu o genişlik Dünya’nın çapının 4.5 katı büyüklüğünde ama inceliği ise sadece 10 metre yani eğer biz Satürn’ü küçülterek bir A4 dosya kağıdına dönüştürebilseydik o zaman halkaların inceliği dosya kağıdının inceliğinden 10.000 kat daha az olacaktı.

Bu halkalar toplam 7 gruptan oluşuyor ve bu gruplar da keşif sırasına göre alfabetik olarak isimlendiriliyor. Pekii, bu halkaları oluşturan su ve buz parçaları nasıl oluşuyor, yahu? İşte tam burada sahneye bir hayli küçük Satürn’ün 86 doğal uydusundan biri çıkıyor; Enceladus. Bakıldığında bir kar tanesi kadar parlak bir gezegen bu; üzerinde büyük sıradağlar ve gayzerler var. Bu gayzerler uzaya tam olarak su ve buz fırlatıyorlar. İzlanda’daki o kocaman gayzerlerin 20-25 katının uzaydaki halini düşünün. Gerçekten olağanüstü ama beni asıl heyecanlandıran şey, bu küçücük uyduda tüm yaşam belirtilerinin olması. Fışkıran su ve buz kütlelerine uydunun derinlerinde bulunan bir su akıntısının gelgitlerinin sebep olduğu düşünülüyor.

Su olduğu zaman yaşam için gereken çoğu kaynağa ulaşmış oluyorsunuz. Nitrojen kaynağı, organik madde kaynağı vb. hepsi kontrol edildi ve örnekler uzayın içinde duruyor yani başarabilirsek elimizde olan veriler bunlardır.

Enceladus

Enceladus’tan bu kadar bahsetmişken Titan’dan da bahsetmezsek astronomiye biraz ayıp olacaktır. Merkür ve Plüton’dan daha geniş olan Satürn’ün Titan’ı, hem yer yapısı hem de kalın atmosferiyle Dünya’dan ve Venüs’ten ayrı olan tek yer. Eğer Titan başka bir gezegenin yörüngesinde olmasaydı ona başlı başına bir gezegen bile diyebilirdik.

Titan, sıvılarla dolu bir dünya fakat farklılık şu yönde: O sıvılar su değil, metan. Benzini düşünün, beyaz gaza benzeyen bir sıvıdır yani metan akan nehirler ile doluydu Titan. Burada sıcaklık oldukça düşük, buzdan daha soğuk diyebiliriz bu sebeple akan nehirlerde aslında küçük buz parçaları var.

Titan yaşam için henüz elverişli değil fakat yer yapısı ve rüzgar oluşumu bakımından Dünya’ya en çok benzeyen gezegenlerden biridir öte yandan biz Satürn’e inmek isteseydik inemezdik çünkü gezegende inilebilecek bir yüzey yok. Çoğunlukla gazlar, sıvılar ve amonyak kristallerinden oluşan bir yapısı var. Bunlar gezegen yüzeyinde Güneş Sistemi’nin en büyük ve güçlü fırtınalarına dönüşüyorlar.

Kuzey Kutbu civarında yer alan ve altıgen şeklinde olan bu fırtına, Dünya’nın iki katı büyüklüğünde yani orada olmak istemezsiniz. Ay’a ya da Mars’a yerleşme hayalleri kurabiliyoruz ama Satürn bu konuda bizim için pek de misafirperver bir yer gibi gözükmüyor fakat Satürn’ün halkalarının oluşması bile 100 milyon yıl önceye dayanıyor. Bu da demek oluyor ki dinozorlar Dünya’da yaşarken Satürn’e baktıklarında muhtemelen onun halkalarını göremiyorlardı.

Bu bakış açısıyla baktığımız zaman kendimizi çok şanslı hissedebiliriz. Satürn’ün milyarlarca yıllık ömrünü düşündüğümüzde o, çoğunlukla halkasız bir gezegen. Halkaları sadece bir kaç yüz milyon yıl boyunca varolmuş olacak ve biz, o halkaların tüm ihtişamıyla parladığı bir dönemde yaşıyoruz.


Kaynaklar

O’Donoghue, J. Moore, L. Connerney, J. Melin, H. Stallard, T.S. Miller, S. Baines, K.H. “Observations of the chemical and thermal response of ‘ring rain’ on Saturn’s ionosphere”. Icarus. Nisan, 2019. İnternet. Erişim tarihi: 8 Ekim 2020. <https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0019103518302999?via%3Dihub>.

Belgesel Box. “Gezegen Rehberi – Saturn”. YouTube. 13 Temmuz 2015. İnternet. Erişim Tarihi: 8 Ekim 2020. <https://www.youtube.com/watch?v=b3MKyGHAFz4>.

Tuğçe Ok
Tuğçe Ok
96 İzmir doğumlu. küçüklüğünden beri özgürlüğüne düşkün , hayalleri olan bir kız çocuğu. Saçları gibi aklını bazen hiç toparlayamayan , ama istediğini elde etmeden mücadeleyi asla bırakmayan bir başak . Sosyal Hizmet lisans mezunu. Aktif olarak dezavantajlı bireyler için Erasmus+ projeleri yazıyor ve yönetiyor. Ha bir de "Nothing more than human".

Rastgele Yazılar

Van Gölü Kıyısına Çöp Atık Tesisi

Geçtiğimiz günlerde Van’da, kayyım valinin kararıyla Van Gölü kıyısına çöp atık tesisi kurulması için yapı çalışmaları başlatıldı. Van’ın Muradiye ilçesine bağlı Karahan...

Basın Özgürlüğünün Çığlığı: Sesimi duyan var mı?

Türkiye’de basın özgürlüğünde sorunlar yaşanmaya devam ederken, basın ve özgürlük kelimeleri birbirine daha da yabancılaşıyor Daha önceki yıllarda da...

Transhümanizm: Post-İnsana Doğru Giden Yol

Transhümanizm (ileri, aşkın insan) konusunu teknolojiden ayrı tutamayız, bu sebeple ilk olarak teknolojinin ne işe yaradığına kısaca değineceğiz.

Sosyal İzolasyona Uzanan Görünmez Eller

Çin’in Wuhan şehrindeki canlı hayvan pazarı kaynaklı olarak ortaya çıkan ve hızla tüm dünyaya yayılan yeni tip Koronavirüs, 23 Mart tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü’nün...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz