Uzun zamandır merakla beklediğim Pripyat kitabını nihayet okudum ve çok geçmeden sizlere bu kitaptan bahsetmek istedim. Pripyat, Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu oyuncusu Oğuz Han Ayaz’ın kaleme aldığı bir tiyatro metni. Pandemi sürecindeyken Dramatik Yayınları tarafından piyasaya sürülen bu kitap, ismini Ukrayna’da Çernobil bölgesinde bulunan Pripyat şehrinden alıyor. Ukrayna sınırları içerisinde, ülkenin kuzeyindeki Kiev oblastında bulunan Pripyat, 1970 yılında Çernobil Nükleer Santrali çalışanlarının yaşaması için kuruluyor. 1986 yılında yaşanan nükleer faciadan sonra boşaltılan şehir hala kimsenin yaşamasının mümkün olmadığı bir radyasyon seviyesine sahip. Hikayemizde tam bu noktada facianın otuz yıl sonrasında yani 2016 Aralık ayında geçiyor.

İnsanlığın dünyada yarattığı sayısız felaketlerin en bilinenlerinden olan Çernobil felaketinin anlatıldığı Pripyat’ta; Do Lakis isimli bir erkek intihar etmek için gizlice şehre geliyor. Gelişinin ardından kendine kurduğu yeni yaşamında, Matilda isimli bir kadınla yolları kesişiyor. Hikâye de bu iki insanın yollarının kesişmesini anlatıyor.

Hayatın Gerçeklerinin Tükettiği Karakter: Do Lakis

Biraz Do Lakis karakterinden bahsetmek istiyorum. Neticede kendisi ana karakterimiz. Do Lakis, dünyanın karmaşasından boğulmuş, sürekli televizyonlarda gösterilen cinayet, savaş, taciz/tecavüz haberlerinden bıkmış biri. İnsanlığın davranışlarıyla günden güne dünyanın sonunu getiriyor olmasından dolayı git gide içine kapanıyor. Kendi hayatını nasıl huzurlu bir şekilde sonlandıracağını keşfettiğinde ise kendisini Pripyat’ta buluyor. Mutlu ve kısa yaşamın, mutsuz ve uzun bir yaşamdan daha iyi olduğunu düşünen Do Lakis, birkaç parça eşyasıyla Pripyat’a geliyor ve bulduğu bir apartmanda yaşamaya başlıyor. Pripyat, insanların radyasyon yüzünden terk ettiği bir şehir olsa da doğa yavaş yavaş kendisini tamir ediyor.

Acı Bir Gerçek: İntihar

Hikâyeye ilk andan kendinizi kaptırabilirsiniz o yüzden dikkatli olun Oğuz Han Ayaz gerçekten de iki karakterin de içsel yüzleşmelerini ustaca yansıtmayı başarmış. Do Lakis’in intiharı kabullenmesi ve tek başına geçirdiği kısacık sürenin kalabalıkta uzun yıllar geçirmekten daha iyi olduğunu kabullenişi, okurken boğazınızın düğümlenmesine sebep olacak. Yazmanın çok zor olduğu bir konudur intihar. Ülkemizde de sık sık karşılaştığımız en acı gerçeklerden biri olduğunu düşünürsek eğer empati yapmanın ne kadar zor olduğunu anlayacaksınız. Hikâye kurgusu oldukça güzelce şekillenmiş ve serim-düğüm-çözüm üçlüsünü yormadan yapılmış. Daha fazla kitabı anlatıp heyecanınızı baltalamayacağım. En yakın kitapçıya gidin ve Oğuz Han Ayaz’ın ustalık eseri Pripyat’a sahip olun. Ha unutmadan Dünya’yı güzelleştirmek elimizde bunun için yapacağımız en ufak şey bile bizi bir adım öteye götürecektir ve güzel yaşam alanımızın yok olmasını erteleyecektir.

Görsel Kaynak:

https://listelist.com/hayalet-sehir-pripyat/

About the Author: Batuhan Tozkoparan

Batuhan Tozkoparan
Eskişehir’de Medya ve İletişim okurken aynı zamanda Misery Tiyatro’yu kuran yazar, tiyatroyla ilgilenir. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında Herdem Dergi’de gönüllü yazarlık yapmaktadır. Lady Gaga’nın küçük canavarı olup Akademi Ödüllü Parazit gibi her yere sızar. Çok harika müzikler dinler ve paylaşmayı sever.

Leave A Comment