Küresel ısınma ve iklim değişikliği, son zamanların en çok konuşulan problemleri hâline geldi. Buna bağlı olarak, devletlerin iklim politikaları doğrultusunda aldığı kararlar, özel şirketlerin ve fabrikaların çalışma koşullarını değiştirmesi ve bireylerin de çevreye en az zararı verecek çözümlere ulaşması görüldü. Özellikle teknoloji çağında alınan her önlemde, bilime danışarak hareket etme eğilimindeyiz. Ancak bazı durumlarda, reklamcılık ne yazık ki bilimin önüne geçebiliyor. Tıpkı plug-in hibrit otomobillerin çevre dostu olduğu ve CO2 salınımını minimuma indirdiğine dair iddiaların gerçek sayılması gibi…

Plug-in Hibrit Otomobil Nedir?

İlk çıktığı günden beri büyük ses getiren ve özellikle yurt dışında satışı bir hayli artan plug-in hibrit otomobiller (PHEV), şarj edilebilir bataryalara veya başka bir depolama aygıtına sahipler. Bu batarya veya depolama aygıtları herhangi bir elektrik kaynağına takılarak dolduruluyor ve böylelikle fosil yakıt kullanımı ortadan kaldırılmış oluyor. Bu araçlar hem içten yanmalı bir motora hem de elektrik motoruna sahip olabiliyorlar. Teoride bakıldığında gerçekten CO2 emisyonunu 0’a indirmiş gözüküyor. Bu sebeple birçok ünlü otomobil markası, alıcı bulduğu her ülkeye plug-in hibrit otomobil dağıtımını sağladı. Dünyada en çok satılan plug-in hibrit otomobil ise Chevrolet Volt oldu.

Çevreye Verdiği Zarar Varsa Ne Ölçüde?

En yeni modeller üzerinde, tam dolu aküyle yapılan test sonuçları maalesef tam bir hayal kırıklığı oldu. Emission Analytics tarafından optimum koşullarda yapılan testlerde; BMW X5, Volvo XC60 ve Mitsubishi Outlander gibi markaların reklamlarda belirttiği değerlerden %28-89 daha fazla CO2 salınımı yaptığı ortaya çıktı. Eğer boş bir bataryada test tekrarlanırsa, verilen resmi değerlerin 3 ila 8 katı daha çok salınım gerçekleşiyor.  Avrupa Ulaştırma ve Çevre Federasyonu (European Federation For Transport And Environment) tarafından istenen testlerin sonucunda temiz araçlardan sorumlu kıdemli müdür Julia Poliscanova, “Plug-in hibrit otomobiller, çevre dostu sürüş için değil laboratuvar testleri ve indirimli vergiler için yapılmış sahte elektrikli arabalardır. Testlerimiz, en uygun koşullarda dahi, araçların reklamı yapılandan daha fazla kirlettiğini göstermektedir. Kontrollü sürüş gerçekleştirilmezse karbon emisyonları, belirlenenin daha da üzerine çıkabilir.” şeklinde durumu özetledi.

Batarya tamamen boşaldığında 3 plug-in hibrit aracın, karbon emisyon sınırını geçmeden motor modunda yalnızca 11-23 km gidebileceği tespit edildi. Ancak çoğu otomobil markası, bu araçların uzun sürüşlerde bile az salınım yaptığına dair reklamlar verdi.

Tablo: https://www.transportenvironment.org/press/plug-hybrids-new-emissions-scandal-tests-show-higher- pollution-claimed

Bu Sonuçlar Karşısında Üreticilerin Önlemleri Neler Oldu?

İlginç bir biçimde otomobil üreticileri de motoru çok kullandıkları gerekçesiyle kullanıcıları suçladı. Halbuki bugün bile satışta olan PHEV modelleri gereken EV gücünden, menzilinden ve şarj hızından yoksun durumda. AB standartlarına uymayan bu otomobiller için verilen krediler sorunu daha da körüklüyor. Bu sebeple, taksitlerde ve kredilerde yeni düzenlemelere de gidilmesi gerekiyor.

Sosyal medyada paylaş

Sude Yıldırım

Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Biyoloji okumakta. Tema Vakfı gönüllüsü. Genetik ve ekoloji alanıyla ilgileniyor.
Published On: Mart 1st, 2021Categories: Uncategorized0 Yorum

Leave A Comment