Geçenlerde bir sohbet esnasında ‘arkadaş’ şöyle dedi:

“Odaklanmak gereken şey kadın ölümleri olmalı, dile çok takılmamak lazım.” 

Yok, o öyle değil işte!

Çünkü dilde de şiddet var ve bunu bir türlü göremiyoruz.

Özellikle güzel bir eğlence ortamında, bir şarkıya kendimizi kaptırırken, o şarkının sözlerine hiç odaklanmayız. Gerek alışkanlıktan gerekse farkındalığımızın belirli yerlere kadar olmasından bir bakmışız; “Gel gel gel güzelim/ Gel gel acımayacak/ Gel gel gel güzelim, gel hiç acımayacak.” Diye bağırıyoruz. Ve kadının cinsel obje olarak görülmesine hizmet eden bu sözlere, biz de destek oluyoruz. Ya da Özgün’den “Bu kız zilli fakat ben yola getiririm.” Diye mırıldana biliyor ve bilinçaltına ‘kadına terbiye verilmeli’ mesajı yerleştiren bu popüler şarkıya ortak olmuş olabiliyoruz. Ve durum o kadar kötü ki getirilen bu eleştirilere ‘gereksiz duyar kasmak.’ Karşılığı alabiliyoruz. Çünkü aslında bu eril söylemler normalleştirilmiş vaziyette. Özellikle elimi sallasam birine denk gelebileceğim ‘’Kadınlar ölüyor sende tutturmuşsun bayan değil kadın!’’ Ya da ‘’Şarkı da mı dinlemeyelim?’’ söylemleri ile bu normalleştirmeyi iyice oturtuyorlar kafalarında. Cinsiyet ayrımına küçüklüğümüzden bu yana sürekli maruz kaldığımız için çoğu kişi dil ile zihniyet arasında olan organik bağı göremiyor ve karşısında birisi “Derken bir anda sabah oluveriyor, biri gidiyor, bir diğeri geliyor” diye sahnede kadını değersizleştiren sözleri bağırırken onu rahatsız olmadan dinleyebiliyor. Hâlbuki mizojinik içeriğe sahip bu şarkılar şiddeti yaygınlaştırmakta. 

Küçüklüğümüzden beridir cinsiyet ayrımı söylemlerine maruz kalıyoruz derken aslında bunların en önemli araçlarından birisinin şarkılar olduğunu belirtmemişim. Nasıl mı? Küçükken ağzımdan hiç düşürmediğim bir şarkının sözlerini sizinle paylaşarak bunu ifade etmeye çalışayım. 

’Takmış koluna elin adamını beni orta yerimden çatlatıyor

Ağzında sakızı şişirip şişirip arsız arsız patlatıyor.”

Tarkan’ın şımarık adlı şarkısından bu sözler. Ve ben bunu sürekli söyler ve dinlerdim. Şarkının devamı ‘sahibin olamadım ya…’ diye buna benzer kadını aşağılayan ve aynı zamanda taciz boyutuna ulaşacak ve bu tacizi normal görmemize yol açacak sözlerle devam ediyor. Bu şarkıların bilinçaltına kodlandığı açık bir gerçek. Biz kadınlar sürekli başkaları tarafından belirlenen davranışlar çerçevesinde değerlendirilip duruyoruz. Bazen bizim için; ‘Hayır dedi ama nazlandığı için’ ‘ısrar edeceksin’ ‘beni kıskandırmak için onunla beraber.’ Diyorlar. Bazen de ‘baştan çıkaran bir ateş’ ‘hizmet etmeli’ ‘edepli olmalı’ diyorlar. Bu söylemler ve patriyarkanın kuralları olan bu kodlar bir şekilde işlendi. Ve bu şarkılar da bu düşüncelere/kurallara çanak tutuyor. 

Başka bir dillerden düşmeyen şarkı, birçok sanatçının da söylediği Anma Arkadaş. Ne diyordu orada: ‘Bir sevgili uğruna sende benim gibi, yanma arkadaş. O yaşlı gözlerine o yalan sözlerine, kanma arkadaş…’ Resmedilen kadın iç açıcı bir manzaranın figürü değil. Kadın, tüketen, pasif(aşkı için bir şey yapmayan) olarak lanse edilmiş, erkek ise aşkının peşinden koşan, her şeye katlanan… Bu mağdur edebiyatı kadını ‘şeytanlaştırıp’ erkeği yüceltmiştir. Hemen ardından zihniyetin dile yansımasına bir örnek vermek istiyorum. İbrahim Tatlıses’in Erkekler parçası; 

‘’Yahu kadın beni dinle kendine gel hey

Ben erkeğim hemen önümde eğil diz çök

Bak kızıyorum evinde otur çocuk doğur hey

İşin gücün yok mu senin bir sıcak çay dök’’

Ataerkil düzen, kadının hizmetkâr olması için tüm kanalları kullanmaktadır. İşte yukarıdaki şarkıda o kanallardan sadece biri. Neden ‘zihniyetin yansıması dil’ başlığı altında bu şarkıyı ve sanatçıyı(!) örnek verdim? Çünkü İbrahim Tatlıses denilince aklıma ilk gelen gerçek; çevresindeki çoğu kadına uyguladığı fiziksel-psikolojik birçok şiddet. 

Toplumsal cinsiyet kodlarını görünür kılmaya çalışmak bu yazının amaçlarından bir tanesiydi. Bizim sessizliğimiz, patriyarkanın oluşturmak istediği, kadın kimliğinin yapımında önemli bir yer tutuyor. Bu yüzden elimizden geldiğince eleştirmek, susmamak yapacağımız işlerin başında gelmeli. Son olarak şuraya ‘cinsiyetçi, sorunlu olmayan bir şarkı iliştir be!’ deseniz inanın üstüne biraz düşünmem gerekir. Bu da üzücü olan kısımlarından biri. 

Not: Bu konu üzerine araştırma yaparken Mental Klitoris’in Sorunlu Şarkı Sözleri podcast’ine rastladım ve beni daha da çok yazmaya teşvik etti. Oraya da mutlaka bakmalısınız. 

 

PODCAST:

Sosyal medyada paylaş

Berfin Aslan

Siyaset Bilimi ve uluslararası ilişkiler mezunu. İnsan hakları mücadelesine inanır ve eril dilden nefret eder. Toplumsal cinsiyet, insan hakları ihlalleri üzerine araştırma yapmayı seven taze bir yazardır. Seramik sanatı ile yakından ilgilidir.
Published On: Eylül 23rd, 2021Categories: Feminizm, Kadın, Müzik0 Yorum

Leave A Comment