Pandemide Özel Tiyatrolar Dayanışma ile Yaşar!

Sosyal ve iktisadi açıdan olumsuz etkileri nedeniyle koronavirüs salgınını 1929 Büyük Buhranı ile özdeşleştirebiliriz. Yalnız Covid-19 salgının Büyük Buhran’dan şöyle bir farkı vardır: 1929 krizinde ve hatta dünya savaşlarının yaşandığı dönemde tiyatrolar kapanmamıştı, şimdi ise uzun süredir tiyatrolar aktif değil. Bu yazımda özel tiyatroların koronavirüs salgının en başından bu yana nasıl bir süreç geçirdiğinden, ayakta kalma mücadelelerinden ve bizim yapmamız gerekenlere değinmek istedim.

Tiyatrolar, koronavirüs salgının etkisinin artmasıyla birlikte diğer sektörlerde de olduğu kapatıldı. Salgının etkisinin zamanla azalması üzerine pek çok sektör yeniden aktif hale gelirken tiyatrolar uzun süre kapalı kaldı. Şu an resmi olarak tiyatrolar açılsa bile salgının caydırıcı etkisi nedeniyle seyirci bulmakta zorlanıyorlar. Özellikle özel tiyatroların genel olarak kaynak, oyuncu, sahne gibi yetersizliklerden dolayı yeterince öne çıkamadıkları gibi bir gerçek var maalesef.

Kültür ve sanat faaliyetleri ne yazık ki, ülkemizde birer hobi niteliği taşımaktadır. Fakat bu etkinlikler eğitim, kendini geliştirme, toplumu anlama vs. gibi alanlarda oldukça önemlidir ve bence gelişim farkındalık yaratmak adına zorunludur. Fakat maalesef ülkemizde sanatın yeterince değer görmemesi, olağanüstü durumlarda ilk önce bu alanın gözden çıkarılmasına neden olmaktadır.

Covid-19 salgınıyla birlikte gelen pek çok kısıtlama, olumsuzluk, maddi zorluk yukarıda da bahsettiğim gibi en çok kültür sanat alanını etkilemiştir. Özel tiyatrolar da bu kültür sanat kuruluşları içinde en olumsuz etkilenen kuruluşlardır. Özel tiyatro emekçilerinin çoğu pandemi döneminde kısa çalışma ödeneğinden yararlanamamıştır; çünkü özel tiyatrolar yapısı gereği düzenli, sürekli ve ücretli olarak çok fazla sayıda sanatçı çalıştıramaz. Yani sigortasız çalıştığı için pek çok özel tiyatro emekçisi bir anda işsiz, gelirsiz ve devlet desteksiz kalmıştır.

Bununla birlikte yalnızca tiyatro oyuncuları değil, dekorcular, kostümcüler ve diğer pek çok tiyatro çalışanı da işsiz kalmıştır. Böyle bir dönemde özel tiyatroların ayakta kalma çabasını tamamen sanatın gücüyle özdeşleştiriyorum. Sanatın birleştirici ve dayanışmacı gücü. Bu ayakta kalma çabasının var olması bir yandan umut verici iken; bir yandan da hüzünlendiricidir.

Tiyatrolara Karşı Kültür Bakanlığı’nın Tutumu

Halkın sağlığı açısından tiyatroların kapalı kalma kararı nedeniyle pek çok özel tiyatro yeni sezon hazırlıklarına başlayamamıştır. Fakat kira, fatura gibi masraflar devam etmekte ve özel tiyatroların borç yükü gittikçe artmıştır. Tiyatroların kapalı olduğu dönemde uygulanan geçici K.D.V. indirimi yetersiz olmakla birlikte Kültür Bakanlığı, ne yazık ki mevcut hayati sorunlara karşı kayıtsız kalmıştır.

Pandemi döneminde dileyen özel tiyatroların %60 kapasiteyle çalışabileceğini söyleyerek gerçeklikten uzak bir düzenleme getirilmiştir. Tüm masrafların tamamen devam ettiği göz ardı edilerek elde edilen kârın %40’ından vazgeçilmesini beklemek, bana kalırsa “sahnelerinizi açmayın zira açarsanız daha ağır koşullara maruz kalırsınız” demektir. Bir gösterişten ibaret olan bu düzenlemenin tepki almamak adına yapıldığı apaçıktır; her anlamda yetersiz ve görmezden gelicidir.

Özel tiyatroların her zaman vermiş olduğu görünürlük savaşı, pandemi nedeniyle daha da şiddetlenmiştir. Yeterli desteği alamadığı için dayanışma ile ayakta kalmaya çalışan özel tiyatrolar, devlet tarafından bu dönemde daha da yok sayılmıştır.

Pandemide Özel Tiyatrolar İçin Neler Yapılabilir?

Özel tiyatroların gelir elde edebilmesi için 2 yol vardır. Bunlardan biri hizmet bedeli diğeri ise bağışlardır. Salgın nedeniyle bilet, kantin, büfe, mal vb. satışı yapılamadığı için hizmet bedelinden gelir elde edilememektedir. Özel tiyatroların online olarak oyun gösterebilme altyapısı yetersiz olduğundan düşük de olsa fiyat uygulama olanakları yoktur. Bu gösterimler sırasında bağış toplama kampanyalarıyla da gelir sağlanabilirdi. Bunu yapabilen bazı özel tiyatrolar olsa da küçük özel tiyatrolar maalesef ki hiçbir şekilde hizmet bedeli alamamaktadır. Bu yüzden küçük özel tiyatrolara teknik yardım yapılmalıdır.

Bir diğer yol ise vakıfların, sendikaların, derneklerin vb. özel tiyatroların oyunlarına toplu bilet almasıdır. Bu da ancak sezon açıldığında yapılabilecek bir şeydir. Toplu bilet alımı özel tiyatrolara gelir sağlamak açısından oldukça önemlidir. Bu, toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir.

Bağışlar ile özel tiyatrolara gelir sağlanabilir; ancak Türkiye’de sanat kurumlarına bağışlar sadece büyük kültür sanat vakıflarına veya büyük özel tiyatrolara yapılmaktadır. Küçük özel tiyatrolar bu bağışlardan neredeyse hiç yararlanamamaktadır. Bu nedenle bağış kültürü oluşturmak amacıyla kampanyalar yapılarak kamuoyunun dikkati çekilmelidir. Aynı zamanda özel tiyatrolara yapılan bağışlardan vergi kesilmemelidir.

Tüm bunlar özel tiyatrolara teknik destek sağlama kategorisindedir. Bunlarla birlikte geçmiş vergi borçlarının faizlerini silmek, bu borçları uzun ödeme planına bağlamak, birikmiş faturaları silmek veya ertelemek, özel tiyatroları gelir vergisi veya kurumlar vergisinden mükellef etmek, belediye reklam panolarını özel tiyatrolara ücretsiz olarak açmak gibi pek çok destek sağlanabilir.  

Tüm bu devlet destekleriyle birlikte seyircilere ve tiyatro severlere de bazı görevler düşmektedir. İptal edilen oyunların bilet parasını geri almamak, özellikle tiyatro küçük, bağımsız ve ayakta kalmaya çalışan bir tiyatro ise, büyük destek sağlar. Sezon başladığında toplu bilet almak da özel tiyatrolara destek sağlamak açısından oldukça önemlidir. Ayrıca salgından dolayı işsiz kalan ve evden workshop, kurs, atölye gibi online eğitimler düzenleyen oyuncuların derslerine kayıt olmak sanatı ve sanatçıyı desteklemek için yapılabilecek en büyük işlerden biridir.

Sanat Dalları Birbirine Destek Olmalıdır

Salgın, tiyatroları olumsuz olarak etkilemiş olsa da bir diğer sanat dalı olan sinemayı olumlu etkilemiştir. Örneğin Netflix üyelikleri Türkiye ve dünya çapında oldukça artmış ve bu da Netflix’in bir anda gelir açısından tavan yapmasını sağlamıştır. Bu durumda Netflix’in sanat dernekleri, vakıfları ve özel tiyatrolara bağış yapması için yazılar yazılmalı ve kamuoyu oluşturulmalıdır. Aynı zamanda birden elde edilen gelirden KDV, hakkıyla hesaplanmalı ve toplanmalıdır. Bu verginin belli bir oranı da şehirlere kültür ve sanat alanında harcama yapmak için aktarılmalıdır.

Pandemi gibi kriz durumlarında sanatın değeri daha da anlaşılmaktadır. Bu durumda krizden farklı şekillerde etkilene sektörler, birbirine destek olmalı ve sanatın her zaman değerli olması sağlanmalıdır. Özel tiyatroların ayakta kalma mücadelesine dört bir yandan destek sağlamalı, sanata ve sanatçıya, özellikle bu kriz dönemlerinde yanlarında olduğumuzu hatırlatmalıyız!

Kaynakça:

birgun.net

tr.euronews.com

Görsel: izgazete.net

Beste Begüm Yigit
Beste Begüm Yigit
Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden taze mezun. Ent Dergi'de yazar ve Yaşam Kategorisi editörü. Kendini tanımlamayı ve kimliği reddeden biri. Hayvan sömürüsüne karşı. Kadın, LGBTİ+ ve azınlıklar konusunda aktivist. Analog makinelere, tiyatroya ve bağımsız sinemaya ilgili. Çoğunlukla okur kimi zaman yazar.

Rastgele Yazılar

Yaratıcılık ve Gelecek

Yaratıcılık, değerli orijinal fikirlere veya buluşlara sahip olma durumudur. İnsanoğlunda doğuştan var olan bir özelliktir. Gelişiminde ailenin, çevrenin ve en önemlisi...

Yurtdışı Yolcuları Dikkat: Covid-19 İmtihanı İçin Sıraya Geçin

AB ülkelerinden herhangi birine giriş yapmak için zorunlu olan COVİD-19 testinin stresi var. Paranla rezil olma fikrinin ortaya çıktığı canım ülkede, parasını yatırdıktan sonra test için sıra bekleyenler olmuş, saatlerce.

Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’nin Sonuçları Açıklandı

Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen “Uluslararası Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali”nin başvuru sonuçları açıklandı. Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇKM) ve Dersim...

Dünyayı Anlamamızı Sağlayan Kelimeler

Gündelik dilimizde farkına bile varmadan kullandığımız metafor ve mecazlar daha derin düşünmemizi sağlıyor - öyle ki çevremizdeki dünyayı böyle anlamlandırabiliyoruz, diyor Hélène Schumacher.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz