Kategoriler
    More

      Pandemi Gölgesinde Hak Ve Adalet Arayışları

      Pandemi, depremler, doğa olayları ve daha fazlası 2020’nin öne çıkan önemli olayları olurken Türkiye’nin gündemi yaşananlara rağmen değişmiyor, yeni hak ve adalet mücadeleleri ortaya çıkıyor.

      Covid-19 salgınına rağmen 1 Haziran kararlarıyla birlikte Türkiye hızlı bir ‘normalleşme’ sürecine girdi. Normalleştik normalleşmesine de tedbirlerimiz devam ediyordu, hani Sağlık Bakanı’nın sürekli hatırlattığı, sadece sözde kalan, maske ve sosyal mesafe şartı…

      Halk zaten uymuyordu, bir de kendileri uymamaya başladılar, tablo ortada. Haziran ayında lise ve üniversite sınavlarının yapılmasının risk oluşturmayacağını söylediler. Sınava girecek öğrenciler, bu koşullarda sınavın yapılmamasını istediklerini sosyal medyadan duyurmaya çalıştı ancak sesleri duyulmadı.

      Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) ve Liseye Geçiş Sistemi (LGS) sınavları gerçekleşti. Sonucunda öğrenciler ve veliler sosyal mesafe kuralına uygun olmayan ortamlarda saatler geçirdi ve okul önlerindeki görüntüler hepimizi telaşlandırdı.

      Ardından, YKS’nin yapılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılan dava bu görüntülere rağmen Danıştay tarafından reddedildi. Bu kararla birlikte yaklaşık 2.5 milyon öğrencimim bu hafta sonu YKS’ye gireceği kesinleşti.

      Öğrencilerin yakınlarıyla birlikte -yani milyonlarca insanın- 2 gün boyunca her yerde hareket halinde olacağı da cabası.

      Peki soruyorum: Virüs hala yayılmaya devam ederken milyonlarca insanı bulaş riskine mahkum etmek hangi mantığa sığar?

      Hızlı normalleşme sonucu artan vaka sayısına rağmen sınavın yapılmasına karar veren ve öğrencileri duymazdan gelenler ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu üstlenecekler mi?

      LGS’den sonra Milli Eğitim Bakanı’nın “Sınavı başarıyla tamamladık” açıklaması ve duyarsızlığı bir yana dursun suçu velilerin çocuklarına eşlik etmesinde bulanlar vardı. Bu yetmezmiş gibi “Başa gelen çekilir, korkuyorsanız girmeyin” diyenler ortaya çıktı. Kimin umurundaydı ki harcanan emekler, gelecek kaygısı yaşayanlar, ekonomik açıdan tekrar hazırlanamayacak olanlar, öğrencilerin sağlığı…
      Herkes kendi penceresinden bakarken, milyonlarca öğrenci görmezden geliniyordu.

      Sadece Öğrenciler Değil…

      Pandeminin eşiğinde adalete ihtiyaç duyan sadece öğrenciler değildi elbette. Çoklu baro sistemine karşı başlatılan baro yürüyüşü de gündemden düşmedi.

      Baro başkan ve yöneticileri cuma günü başlayan yürüyüş sonucu Ankara girişine ulaştı ama kente girişlerine izin verilmedi. Taleplerini dile getirerek Anıtkabir’i ziyaret etmeyi, Meclis’te görüşmelerde bulunmayı amaçlıyorlardı ama polis barikatlarıyla karşılaştılar, darp edildiler, direndiler, oturma eylemi yapmak zorunda kaldılar…

      Engele takılanlar sadece baro başkanları da değildi, görevini yapmaya çalışan basın mensupları, gece boyunca direnişini sürdüren baro başkanlarına çadır gönderen Ankara Büyükşehir Belediyesi de polis engellerine takıldı.

      TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ise çoktan sarayın hizmetine girmişti bile…
      27 saatin sonunda direniş sonuç verdi, baro başkanlarının yürüyüşüne kurulan barikat kaldırıldı.
      O darp görüntüleri oluşmak zorunda mıydı?
      Peki engelleme gerekçeleri neydi, neden yürüyüşlerine izin verilmedi? Durumdan rahatsız olanlar neden rahatsızdı?
      Sahi neydi bu kadar telaşlanmalarına neden olan? Kendi elleriyle yargı sistemini teslim ettikleri kişilerin baskıları mı?

      Maskeyi Gözüne Takanlar Kim?

      Göründüğü gibi neredeyse yedisinden yetmişine herkes hak ve adalet arayışına girdi bu ülkede. Amaçları iddia edildiği gibi “kamu düzenini bozmak, terör örgütü propagandası yapmak” değildi, hak ve taleplerini belirterek seslerini duyurmaktı ama hukuk devletine yakışmayacak engellemelere maruz kaldılar.
      Hoş hala hukuk devleti sayılır mıyız orası da muamma…

      Sağlık Bakanı bu görüntüyü “Bu gidişle sıfır vaka rüya mı?” diyerek paylaşmıştı.

      Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sosyal medya hesabından paylaştığı, maskeyi gözüne takan kişinin fotoğrafı geldi aklıma…
      Bunca uyarıya, hak ve taleplere rağmen duymazdan ve görmezden gelenlerin, sessiz kalanların amaçları neydi?
      Maskeyi gözüne takanlar kimdi? Halk mı yoksa halkı görmezden gelenler mi?

      Görsel: Aksesuarix

      Beytullah Arabacı
      Beytullah Arabacı
      04 Temmuz 2001'de Karadeniz'in küçük şehirlerinden biri olan Bartın'da dünyaya geldi. Şu anda Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nde eğitimini sürdürmekte.

      Rastgele Yazılar

      Sosyal Medyanın Gücü; Avantajları ve Dezavantajları

      Geçirdiğimiz süreç boyunca hepimizin daha fazla odak noktası olan sosyal medya hesaplarımızı bir hatırlayalım. Kimilerimiz Twitter vs. kullanarak gündemi takip etmeye çalışırken,...

      Doğaya Kelepçe Takılmaz

      Sizce kişi hangi suçu işlerse devlet eliyle kazığa çıplak bağlanıp yakılmayı ve buna ailesinin tanık edilmesini hak edecektir? Ya...

      Neydi Bu SLS?

      Bilimsel adı Sodyum Loril Sülfat (Sodium Laureth Sulphate) olan SLS, emülgatör işlevi görür. Yağ ve su birbirine karışmayacağından dolayı bunları bağlama görevi...

      Asterix, Koronavirüsü 3 Yıl Önce Tahmin Etti!

      Galyalı Asteriks’in Maceraları Türkçe çevirileri ile oldukça popülerleşen bir çizgi roman serisi. René Goscinny’nin yazdığı ve Albert Uderzo’nun çizdiği Fransız çizgi roman serisi Astérix...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz