Her an her yerde karşımıza çıkan, veganları ikiye bölen, pek çok tartışmalara yol açan ve sürdürülebilir olmayan palm yağı! Nedir peki bu palm yağı? Merak ediyorsanız eğer, gelin ardında yatan gerçeklere göz atalım.

Tropikal ormanlar dünyanın can damarı. Bu ormanlar, dünya üzerindeki en geniş biyolojik çeşitliliğe sahip ve geçimini buradan sağlayan milyonlarca insana da ev sahipliği yapıyor. Bu tropikal ormanlardan biri de Endonezya’da yer alıyor. Orangutan, kaplan, gergedan ve pek çok çeşit kuş türlerinin evi ve iklim değişikliği ile mücadelede dünyanın en kıymetli doğal alanıdır yağmur ormanları. Ancak Endonezya’daki yağmur ormanları şimdi palm yağı endüstrisi yüzünden yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış durumda. Yağmur ormanlarının palm yağı için yok edilmesi, dünyanın ciğerlerinin de bir adım daha kötüye gitmesine sebep olacaktır.

Ambalajlı Ürünlerin Yarısı Palm Yağı İçeriyor

Palm yağı, dayanıklı ve ucuz olması sebebiyle günümüzde çok fazla kullanılan bitkisel yağlarının başında geliyor. Greenpeace, süpermarket raflarında gördüğümüz ambalajlı ürünlerin yarısından fazlasının palm yağı içerdiğini belirtir. Dünyada yağ üretimi için en verimli bitki olduğu belirtilen palmiye türünün yüzde 90’ı Endonezya ve Malezya’daki ekili alanlarda üretiliyor. Palmiye ağaçları, kökenleri Batı Afrika’ya dayanmış olsa da yağış miktarı ve sıcaklığın yüksek olduğu Asya, Güney Amerika gibi farklı bölgelerde de yetişiyor.

Palm yağının kansere neden oluşu, sağlık endişelerinin başında geliyor. Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) palm yağının 200 dereceden yüksek ısılarda rafine edilmesinde, diğer bitkisel yağlardan daha çok kanserojen madde olduğunu ortaya çıkardı. Palm yağı, doğal kırmızı rengini değiştirmek ve kokudan arındırılmak için yüksek ısılarda rafine ediliyor.

EFSA’nın yanında Dünya Sağlık Örgütü, BM Gıda ve Tarım Örgütü gibi kuruluşlar da palm yağındaki GE olarak bilinen kanserojen maddenin tehlikesine dikkat çekmekle beraber, palm yağının tüketilmemesi hakkında tavsiyede bulunmuyor. Bazı araştırmacılar, yüksek oranda doymuş yağ sebebiyle kolesterol seviyesini artırarak, kalp krizi ve felç riskini artırdığını belirtir. Greenpeace, son 25 yılda en büyük üretici ülke olan Endonezya’da palm yağı üretiminin altı katına çıktığını raporladı. Çevreciler, üretimin artırılması için şirketlerin, yağmur ormanlarının büyük bölümünü yağmalayarak ve yakarak yerlerine palmiye ağacı diktiklerini belirttiler.

Maymun Türleri Yok Olmakla Karşı Karşıya

Her palm içeren ürünler tükettiğimizde ise avcılığa ve ormanların katledilmesine yardım etmiş oluyoruz. Verilere göre Endonezya’da 2015-2018 yılları arasında toplam 3 milyon 403 bin hektar arazi palm uğruna yakıldı. Sadece 2015 yılında 2 milyon 600 bin hektardan fazla alan yok edildi. Bu çıkarılan yangınların tek bir amacı var o da yeni fabrika kurmaya yer açmak. WWF, her saat 300 futbol sahası büyüklüğünde arazinin sadece palm için yok edildiğini ve yılda 50 milyon ton palm yağı üretildiğini açıklıyor. Tüketimimiz bu şekilde devam ederse sadece 5-10 yıl içerisinde Borneo Orangutanı, Sumurta Kaplanı, Asya Gergedanı, Sumurta Gergedanı, Bulutlu Pars ve bazı maymun türlerinin nesillerinin tükeneceği öngörülüyor.

Yağmur ormanlarının yok olması demek, orangutanlar başta olmak üzere kaplan ve filler gibi birçok hayvanın doğal yaşam alanlarından koparılmasına neden olacak ve dünyanın akciğeri daha fazla para uğruna yok olacak demektir. Doğal yaşam alanlarının palm  fidanlığına dönüştürülmesi, orangutan gibi büyük maymunların kaçırılmalarını da kolaylaştırıyor.

Bu süreçte gıdanın sürdürülebilirliğinden bahsettiğimizde, gıda üretiminin de sürdürülebilir yollarla gerçekleşmesi lazım.

Unutmayın, her insanın bilinçli bir adımı dünyayı değiştirmeye yeter.

Kaynaklar:

https://dunyalilar.org/palm-yagi-yok-edilen-yagmur-ormanlari-ve-orangutanlar.html/
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38658890
https://ekoiq.com/2018/11/23/palm-yagi-icin-gelecegi-yok-etmeyin/

Görsel:

https://dunyalilar.org/palm-yagi-yok-edilen-yagmur-ormanlari-ve-orangutanlar.html/

Sosyal medyada paylaş

Halime Rüveyda Erdem

Adana'da yaşıyor. Şiirin, sinemanın, fotoğraf çekmenin, Mina Urgan'ın aşığı. Ancak bu zamanın insanı değil. O çiçekli yemenilerin, plakların, siyah beyaz fotoğrafların, Zeki Mürenlerin kadını. Eskiye takılıp kalmıştı aslında ama bir o kadar da yeniydi fikirleri. Tüm dünyayı kucaklamak istiyor ama kolları bazen yetişmiyor yine de dünyayı değiştirebilecek, bütün kalıpları, kuralları yıkıp atacak kadar güçlü hissediyor. Her kadının olduğu gibi onun da hayalleri ve gerçekleştirmek istedikleri var. Bir gün bütün kadınların bir arada olduğu çiçek dolu bir bahçede karşılaşıp birbirilerinin yüreğine dokunacaklarına güveni tam.
Published On: Haziran 7th, 2021Categories: Doğa, Ekoloji, Sürdürülebilir Yaşam, Uncategorized0 Yorum

Leave A Comment