Özel Mülakat: Coffee Lab Atölyeleri

1. YapımBöyle Film sayesinde tanıştığım harika bir mekân olan Coffee Lab’ı ve içerisinde yer alan muhteşem atölyelerden bahsedeceğiz. Bunun için yanımızda Coffee Lab’tan Güneş var. Öncelikle hoş geldin. İlk olarak seni tanıyalım.

– Merhaba, öncelikle güzel yorumlarınız için teşekkür ederiz. Ben Coffee Lab’ın medya ve sanat danışmanıyım. Coffee Lab’larda sanat atölyeleri düzenliyor, dijital ve basılı medyalarını tasarlıyor ve tanıtımlarını yapıyorum.

2. Coffee Lab’ın bizimle buluşma hikayesi nedir?

– Bünyemizde atölye yapma fikri zaten hali hazırda sanattan ilham alan Coffee Lab’larda, sanatçı kafasına ve sanatın enerjisine inanarak çıktı. Bu fikir, mekanları kiralama usulü basit bir “müşteri çekme’’ taktiğinden ziyade, ortak anılar biriktirmek adına uygulamaya geçti. Eğer mekanların duvarlardan ibaret olmadığını, yaşayan alanlar olduğunu algılayabiliyorsanız derdiniz işte tam o noktada ‘’buluşma’’ oluyor. Biz kolektif üretimin, ortak sanat akıllarının ve genç sanatçıların enerjisine çok güveniyoruz. Bu noktada, kendisine atölye aç(a)mayan, üretim için mekan arayan sanatçıları önce -bize- davet ettik ve onlardan hiçbir ücret talep etmedik. Sanatçıyı desteklemek sadece lafta kalmamalı mottosundan hareketle, çeşitli sanat etkinlikleri tasarladık ve zaman içerisinde bunları geliştirdik. Uzun zamandan beri ücretsiz ve makul ücretli etkinliklerimiz aylık takvim olarak dijital medyadan sizlere ulaşıyor. Sonuç olarak özgün sanat içerikleri önce spesifik kitlesiyle, sonra cesaretlenenlerle ve en son ulaşabildiğimiz herkesle buluşmuş oluyor. 

3. YapımBöyle Film sayesinde duymuştum sizi sonrasında Ankara’da düzenlenen buluşmaya katıldım ve oldukça hoşuma giden bir mekân oldunuz. Samimi ve dostane havanın sırrı nedir?

– Öncelikle mekan olarak belki Türkiye’de en büyük kahve evi metrekaresine sahip bu alanların samimi görülmesi bizleri çok mutlu ediyor. Samimiyetin asıl sırrı ise bir önceki soruda söylediğim mekanları duvarlardan ibaret görmeme anlayışı sayesinde aslında… Kahve hayatlarımızda öyle güçlü bir kültür ögesi ki ders çalışırken, sohbet ederken, toplantı yaparken ve ilk buluşmalarda -hatta bazen son buluşmalarda ki bu bizi üzer- hep ilk tercih oluyor. Kahvenin kültürümüze bu kadar yerleşmesi de elbette onu sadece bir içecek olarak görmememiz, kahve evlerini de sadece dört duvar olarak algılamamız gerektiğini anlatıyor bizlere. Biz burada o kadar çok anıya ev sahipliği yapıyoruz ki misafirlerimizle dost olmamız asıl normal olan oluyor. Biz zaten hali hazırda müdavim diye tabir edilen misafirlerimizle de dostuz. İşin özeti Coffee Lab elbette profesyonel bir işletme ancak, bizler tüm çalışanlar olarak kocaman bir aileyiz. Birbirinin çıkışını bekleyen ve ortak zaman yaratıp büyük masalar halinde oturan bir aile… İçinde mutlu hissedilen yer her zaman samimi, gerçek dostlukların kurulduğu yer de her zaman dostane olur ve bence bu modern dünyada başarılması en zor şeylerden birisi budur. Ayrıca eklemek isterim, YapımBöyle Deren ve Yasin de çok sevdiğimiz dostlarımızdır. 

4. Geniş ve herkese hitap eden menünüzden bahsedelim biraz. Ekşi Sözlük’te coffee lab hakkında girilen bir entry dikkatimi çekmişti ve geldiğimde daha dikkatli bir şekilde inceleme fırsatına sahip oldum. Kahve demleme cihazlarınızın çeşitliliği ve tadından da belli olan kahvelerin tazeliği beni benden almıştı. Tıpkı o entry’yi yazan Sabutay gibi. Bir vegan olarak sizde 3 liraya yediğim harika bir İtalyan ekmeği var. Çıkardığınız kalite içeriklerle ve oldukça ucuz fiyatlarınız var. Bunun sebebi nedir?

– Foccacia ekmeğinden başlayalım; kendisi zaten senin de söylediğin gibi bir İtalyan ekmeği ve neticede çeşnili bir ‘’ekmek’’. Vegan ürünlerin oldukça pahalı olduğu zamanlarda bizlerde naçizane bir çeşit koymak istedik ve üretim sorumlumuz Kemal Usta bu çok lezzetli ekmeği yaptı. Aslında aradığın sebep tüm ürünlerimiz için bu cümlede gizli. Lab’ların sekteye uğramayan operasyonları her konuda alanında iyi ekipler ve ekip arkadaşlarını bünyesinde tutmasından kaynaklanıyor. Bu ekipler kahveyi, pastane ürünlerini, dekorasyonu ve medyayı araştırıyor, geliştiriyor ve üretiyor. Her şey kendi üretim bandımızda olduğu için de bizler, kalite ve uygun fiyatlandırmayı, alanında uzman kişiler bünyemizde olduğu için de lezzet ile çeşitliliği bir arada sağlayabiliyoruz. 

5. Gelelim en sevdiğim konuya… Düzenlediğiniz atölyeler neden bu kadar güzel? YapımBöyle Film’le ortak düzenlediğiniz “Canım Resim Yapmak İstiyor!” atölyesine katıldım. Başta bu atölye olmak üzere düzenlediğiniz diğer atölyeleri sizden dinleyelim istiyoruz.

– Ah canım ‘’Canım Resim Yapmak İstiyor!’’ ! Bu atölye benim uzun soluklu bir projemdi aslında. Yukarıda da bahsettiğim gibi Deren ve Yasin ile olan dostluğumuzla anladık ki aynı benim gibi Deren’in de canı cidden deli gibi resim yapmak istiyor. Bu atölye ile ikimizin de söylemek istediği çok şey var ancak özetlemek gerekirse: tüketirken tükenen insanlar olarak asla mükemmel olmayan bir dünyada, mükemmeli yakalama çabası içerisinde debeleniyoruz. Bu debelenişin sonucu olarak da “geri dönüştürülemez” atıklar üretiyor, sanat üretmekten korkuyoruz. Biz, sanatı mükemmel zincirinin bir sonucu olarak değil; kafasının bir yerinde sanat motoru çalışanların özgün ürünleri olarak görüyoruz. Yani dağların üzerinde ahenkle eriyen karlar ya da fotoğraf gibi portreler çizemesek de sanat üretebileceğimize inanıyoruz. Bunu yaparken de çok iyi ressamların gölgeleri doğru yerlerde kullanmadığı için taşlanmadığı aksine kuralları ve öğretilmişlikleri yıktığı için orijinal bir sanat ürünü çıkarabildikleri, bu yüzden onları hatırladığımız örneklerini veriyoruz. Hayal kurmanın tanımını bir daha düşünüyoruz, canımız resim yapmak istiyorsa hayallerimizden beslenerek yapıveriyoruz ve resim yaparken geri dönüştürülemez ya da geri dönüştürülmesi zor parçaları kullanıyoruz (süt kutuları, plastik şişeler, eski diş fırçaları vb.). Kısacası geri dönüştüreceğiz ve asla tüketmeyeceğiz iddiamız yok, “ne yapabilirsek kârdır’’ mottomuz var , geri dönüştürürken kendimize döneceğimize dair umutlarımız var. Umuyoruz bu atölyelerden sonra bir de sergimiz olacak. 

Düzenlediğimiz diğer atölyelere gelince… Arkadaşım Pınar (sulu tasarım) ile beraber tasarlıyoruz bütün atölyeleri. Aylık planlara oturtuyor, özgün içerik olmasına özen gösteriyor ve herkese sesleniyoruz. Resim atölyelerimizi Pınar veriyor ve birçok eğitime nazaran atölyelerini “hazır çizim üzerine boyama” anlayışından uzak, baştan sona temelden başlayarak tasarlıyor. Atölyelerde komplike düşünmeyi de seviyoruz. Bir insanın hem edebiyatla hem resimle ilgili olabileceğini, çok yönlülüğü ve sanatın iç içe bir kavram olduğunu kendimize hatırlatarak devam ediyoruz. Coffee Lab’lar mekan olarak zaten çok elverişli zaten kurulurken atölye masalarımız ayrıca düşünülüp dizayn ediliyor. Bizimle atölye veren başka arkadaşlarımız da var, Melih Olca gibi mesela, bu arkadaşlarımızla ve katılımcılarımızla kolektif bir kafanın ürünü işler de çıkartma şansına sahip oluyoruz. İnsan özel hayatında da sanatla uğraşıyorsa veya uğraşmışsa, paylaşmayı da seviyor ve bunun için hevesleniyor. Heyecanlı olduğumuz için her seferinde daha güzel işler çıkıyor ve yeni fikir hiç bitmiyor. Yani bir dinamizmimiz var.

Batuhan Tozkoparan
Batuhan Tozkoparan
Eskişehir’de Medya ve İletişim okurken aynı zamanda Misery Tiyatro’yu kuran yazar, tiyatroyla ilgilenir. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında Herdem Dergi’de gönüllü yazarlık yapmaktadır. Lady Gaga’nın küçük canavarı olup Akademi Ödüllü Parazit gibi her yere sızar. Çok harika müzikler dinler ve paylaşmayı sever.

Rastgele Yazılar

Mücadelemiz Onurumuzdur!

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmasıyla adını şehrimizden alan İstanbul Sözleşmesi’nin tam adı ‘Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. Sözleşme yürürlük maddesi gereğince 10 ülkenin sözleşmeyi onaylamasının ardından 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, sözleşmeyi imzalayan ve onaylayan ilk ülke olmuştur. İlgili sözleşmenin amacı ve kapsamı Sözleşme’nin ilk 2 maddesinde açıklanmıştır.

Akıllı At Hans

Antroposen devriyle (insan çağı) birlikte Homo Sapiens kendi türü haricindeki hayvanları insanlaştırma eğilimine girmiştir. Özümüzde biz de fareler, kediler, yunuslar ya da...

Teşekkürler Süfrajetler

Her ne kadar kadınlar kamusal alandan itiliyor, hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor olsa da aslında yaşamlarımızı insanca yaşayabilmemiz geçmişte verilmiş mücadelelerin kazanımı.

Tekellerin Çatırdama Sesleri: Epic Games VS. Google ve Apple

Günümüzün en popüler oyunlarından biri olan Fortnite, iki teknoloji devi olan Apple ve Google’a savaş açtı. Oldukça büyük bir mobil oyuncu kitlesine...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz