Cinsel şiddet meselesini konuşurken mutlaka dile getirilmesi gereken konulardan biridir onay inşası. Özellikle son dönemlerde daha fazla konuşulmaya başlayan bu onay inşasının ne olduğuna dair detaylı bir yazı yazmak, kafalardaki soru işaretlerini kaldırmak; bireylerin onay inşasına maruz kaldıklarında bu durumun onay inşası olduğunun farkına varmaları ve buna müdahale edebilmeleri için yararlı olacaktır muhakkak.

Aslında onay inşası meselesine giriş yapmadan önce, onayın ne olduğu üzerine tartışmak gerekiyor. Onay kavramı hayatın her alanında, farklı pratiklerinde karşımıza çıkan bir kavramdır.

Cinsiyeti, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi ne olursa olsun; interseks, akışkan cinsiyetli, cinsiyetsiz, kadın, erkek, gey, lezbiyen, heteroseksüel, biseksüel, trans, na-trans.. onay kavramı herkes içindir.

Cinsel ilişkilenmede ise onayı, kişinin özgür iradesiyle ve gönüllü olarak cinsel eyleme katılması şeklinde kısaca açıklayabiliriz. Cinsellikte onay, yalnızca partnerinin sorusuna cevap vermek gibi daha pasif bir yerde durmak olarak okunamaz. Asıl olarak bir katılım sağlamak, daha eşit bir yerde durmak; o eylemi yapmak istediğine dair sözel veya bedensel olarak beyanda bulunmaktır.

Susmak, Sessiz Kalmak Onay Vermek Değildir!

Sessiz kalmak asla onay göstergesi olarak düşünülemez. Sessiz kalmanın altında yatan sebepler farklılaşır. Örneğin; evliliğin biteceğinden korkmak, patronun kovacağından korkmak vb. Ayrıca sessiz kalmak, kişinin hala o konuda düşündüğünün, emin olmadığının ya da kararsız olduğunun da bir göstergesi olabilir. Bu da aslında ortada bir onay olmadığı anlamına gelir.

Toplumda cinsellik hakkında konuşmak bir tabu olduğu için partner(ler), karşı taraflarındaki kişinin cinselliğe evet diyemediğini düşünerek sessizliğini buna bağlayabiliyor(lar). Sessizliğin “bir kişi ancak hayır derse onay vermediği anlamına gelir” şeklinde algılanması, aslında onay inşasını içselleştirmek ve karşı tarafı buna maruz bırakmanın temellendirmesini oluşturuyor. Asıl olarak sessizlik, “evet” demenin (diyememenin değil) yokluğu olarak düşünülmelidir.

Başta onay vermek, o davranışı sürdürme konusunda da onay verildiği anlamına gelmez. Kişi, onayını her an geri çekme özgürlüğüne sahiptir. Yani onay tek seferliktir diyebiliriz. Her davranıştan önce onay almak bir gerekliliktir. Bu, uzun duygusal ve cinsel ilişkiler için “de” aynen geçerlidir. Partner(ler)le uzun süreli bir birliktelik, sık sık temas olsa da onay almak güvenli bir ilişki için gerekli hatta zorunludur.

Tek Başına Bedensel veya Tek Başına Sözel Onay Her Zaman Yeterli Değildir!

Kişi bedensel olarak uyarılabilir, cinsel davranışa karşı arzu duyabilir; fakat belli nedenlerle o cinsel davranışı yaşamak istemeyebilir. Yani bedensel onay tek başına, her zaman “gerçek anlamda” bir onay değildir. ( Maalesef onay kelimesini kullanırken önünde, gerçek anlamda ifadesini kullanmak zorunda kalıyorum; çünkü her onay, onay değildir. ) Fizyolojik olarak bedende uyarılma meydana gelmesi yeterli değildir; kişinin psikolojik, sosyal, duygusal, ahlaki vb. nedenlerden dolayı bu cinsel ilişkilenmeyi yaşamak istemiyor olması mümkündür. Bedensel işaretler; sözel, duygusal, toplumsal, ahlaki vb. açıdan onayın bir göstergesi değildir. Her zaman bu iki parametre birbiriyle uyuşmak zorunda değildir.

Çoğu zaman fizyolojik olarak arzulamak yeterli olarak görüldüğünden kişiler partnerlerine soru sorma gereği duymazlar ve davranışlarını sürdürmeye devam ederler. Tek bir göstergenin olmasını yeterli görürler ve bu durum aslında bir cinsel şiddet türüdür. Onay olarak yorumlamaya yatkın olmayı sorgulamak ve tam anlamıyla onay almadan herhangi bir eyleme geçmemek gerekir.

Arzunun olması her zaman onayın olduğu anlamına gelmediği gibi; onayın olduğu her zaman arzunun olduğu anlamına da gelmez. Bu nedenle arzunun olmadığı her cinselliğe cinsel şiddet demek doğru değildir. Kişi, yaşadığı her cinsellikten haz almak zorunda değildir. Bu nokta arzu ve onay ikiliğini doğru kavramak açısından oldukça önemlidir.

Onay İnşası, Baskı ve Şiddet İçerir!

Onay inşası, büyük anlamda manipülasyon içerir. Bu manipülasyonu bireyler çoğu zaman fark edemez veya çok güç fark eder. Onayı inşa ederken, kişiler partnerlerini cinsel davranış konusunda karar verme yetisinden uzaklaştırır. Bunun yanında, “hayır”ı “evet”e dönüştürme çabası içerir ve bu ikna sürecinde pek çok araç kullanılabilir. Bu araçlar olumlu veya olumsuz olabilir. Örneğin; partnerinizin size hediyeler alması, güzel sözler söylemesi gibi olumlu davranışları, aslında bir onay inşası olabilir.

Çoğunlukla duygusal manipülasyonun kolay fark edememek ve onay inşasının da duygusal şiddeti büyük ölçüde içermesi, onay inşasının onay inşası olduğunu anlayamamanın nedenleri arasında yer alır. Onay inşası sırasında yapılan davranışlar, kişinin kendini partnerine karşı borçlu hissetmesine veya cinsel ilişkilenmeyi sevginin bir göstergesi olarak düşünmesine neden olabilir. Bu da, çoğu zaman bireyin “borcunu ödemek” için onay vermesi ile sonuçlanmaktadır. Yani gerçek anlamda bir onaydan bahsedemeyiz.

Onay İnşasının Onay İnşası Olarak Kavramsallaşması, Travmaları Önlemek İçin Önemlidir!

Onay inşasının kavramsallaşmasının önemi daha çok hukuk alanıyla ilgilidir. Çünkü cinsel şiddet ile rıza ikiliğini kırmak ve bu ikilik dışındaki ara noktaları görmek, buna maruz kalanlar açısından önemlidir. Kendi sınırlarımızı görmek, kendi hazzımızı ve ihtiyaçlarımızı öncelemek için ara noktaları fark etmemiz gerekir. Cinselliği toplumsal baskı ve görev gibi değil, haz ve onay odaklı yaşamak ve buna dönüşmesi için onay inşası önemlidir.

Hukukta onay inşası, ne yazık ki çok fazla temsil edilmiyor. Hakimlerin sıkça “bağırmamış, çığlık atmamış” gibi ifadeler kullanması aslında onay inşasının ne kadar içselleştirildiğini göstermektedir. Yani eğer kişi bağırmamışsa burada bir saldırı yokmuş ve bu bir cinsel şiddet değilmiş gibi davranıyorlar. Fakat cinsel şiddetin illa saldırı şeklinde olması gerekmez. Onayın inşa edildiği pek çok davranış aslında cinsel şiddettir. Bunları görmek açısından onay inşasının ne olduğunu bilmek önemlidir.

Kişilerin cinsel aktivitelerini daha çok haz almak için yaşamaları ve daha az şiddetle karşı karşıya kalmaları açısından onay inşası yine önemli bir noktada durmaktadır.

Güç İlişkileri “Hayır” Demeyi Zorlaştırır!

Onay inşasının en yoğun uygulandığı alanlardan biri de güç ilişkilerinin bulunduğu yerlerdir. Yani kişiler, kendilerinden güç olarak aşağıda gördükleri kişileri daha çok onay inşasına maruz bırakma eğiliindedirler. Örneğin; bir patron çalışanına karşı onay inşası uyguluyor ve çalışan bu durumda işten kovulacağını düşündüğünden hayır diyemiyor. “Hayır” dediği zaman daha kötü senaryolar olacağını düşünüyor ve bu yüzden “evet” diyor. Burada da aslında karar verme yetisinden bir şekilde uzaklaştırma, manipüle etme, daha örtük bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Onay meselesi kimi ayrıcalıklı bir duruma da işaret eder. Yani kişi her zaman, her durumda onay verme ‘lüks’üne sahip ol(a)mayabilir. Onayı kullanma hakkı herkes için mümkün mü? Cinselliği haz olarak yaşamak herkesin kolayca elde edebileceği bir şey midir? Bu sorular üzerine ciddi anlamda düşününce, onayın da aslında bir noktada sınıfsal olduğu sonucu ortaya çıkar.

Evet Demek de Hayır Demek Kadar Önemlidir!

“Hayır hayır demektir.”

“Hayır, naz yapmak değildir.”

“Beni ikna etmeni istemiyorum.”

Aslında evet demek de hayır demek kadar önemlidir. Hayır demek kimi zaman partner(ler) tarafından naz yapmak, ikna edilmeyi beklemek gibi algılanmaktadır. Bu durumun aksine, “evet” bazen “hayır” anlamına gelebilir. Onay inşası sonucu evet cevabı alınabilir. Bu yüzden her iki cevabın üzerine de doğru düşünmek, bu cevaplar alındığında her türlü durumu göz önünde bulundurmak gerekir.

 

Kaynakça:

cinselsiddetlemucadele.org

tabukamu.org

Görsel:

kaosgl.org

Sosyal medyada paylaş

Beste Begüm Yigit

Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden taze mezun. Ent Dergi'de yazar ve Yaşam Kategorisi editörü. Kendini tanımlamayı ve kimliği reddeden biri. Hayvan köleliğine karşı bir abolisyonist vegan. Kadın, LGBTİ+, hayvan hakları ve azınlıklar konusunda aktivist. Analog makinelere, tiyatroya ve bağımsız sinemaya ilgili. Çoğunlukla okur kimi zaman yazar.
Published On: Temmuz 23rd, 2021Categories: Yaşam0 Yorum

Leave A Comment