Onarıcı Tarım Nedir?

Onarıcı tarım, tarım yaparken içinde bulunduğumuz ekosistemi iyileştirmeyi amaçlayan bir sistemdir. Onarıcı tarımı, sürdürülebilir tarımdan ayıran özelliği tam da “iyileştirmeyi” amaçlamasıdır. Diğer bir deyişle, sürdürülebilir tarım, ekosistemi olabildiğince “korumayı” amaçlarken, onarıcı tarım “iyileştirmeyi” amaçlamaktadır.

“Bu felaket kurbanı dünyada hayatın yeniden doğuşunu susturan ne kötü bir büyü ne de düşman saldırısıydı. İnsanlar bunu kendileri yapmışlardı.” Rachel Carson

Onarıcı Tarıma Neden İhtiyaç Duyuyoruz?

İsminden de anlaşılabileceği gibi onarıcı tarıma ihtiyaç duyuyoruz çünkü toprağın büyük bir onarıma ihtiyacı var. Bu ihtiyacın temel nedeni 1940’lar ile 1970’ler arasında (II. Dünya Savaşı sonrası) ortaya çıkan tarımsal üretim artışı yani Yeşil Devrim’dir. Yeşil Devrim, Rachel Carson’un “Sessiz Bahar” adlı kitabında da ele aldığı ve eleştirdiği gibi, Alman bilim insanı Fritz Haber tarafından üretilen yapay gübre ve pestisit gibi maddelerin kullanımıyla birlikte, gerçekten tarımsal bir üretim artışı sağlamış olsa da ekosisteme çok büyük zararlar veriyordu. Kullanılan bu maddeler bir yandan topraktaki karbon miktarını azaltarak toprağın yapısına zarar verirken, bir yandan da topraktaki mikroorganizmaları yok ediyordu.

Toprağın Kalitesi Git Gide Düşüyor

Toprağın canlı olduğu çok geç keşfedilmiş olsa da, bugün bir avuç topraktaki mikroorganizma sayısının dünyadaki insan sayısından çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Ayrıca, sanılanın aksine karbonun zararlı bir madde olmadığını, aksine topraktaki bu çok çeşitli mikroorganizmalar için gerekli olduğunu da biliyoruz. Ancak, ne yazık ki günümüzde hala tarımda kimyasal maddeler ve pulluk kullanımıyla toprak zayıflamaya devam ediyor ve toprağın kalitesi git gide düşüyor. Toprağın kalitesiyle birlikte yediğimiz besinlerin kalitesi de düşerken, tarımda kullanılan kimyasallar vücudumuzdaki mikropları da öldürüyor ve kanser de dahil olmak üzere birçok hastalığa neden oluyor. Öte yandan, toprağın yapısının zayıflaması erozyona da neden oluyor.

Kısacası, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kimyasal maddeler, pulluk ve traktör kullanımıyla toprak üzerinde hakimiyet kurma çabamızın ekosistem ve hayatlarımız üzerindeki olumsuz etkilerini görüyoruz. Dahası, eğer bu gidişatı değiştirmek için bazı adımlar atmazsak, gelecekte toprağın neredeyse tamamını kaybetme gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacağız.

Ne yapmalı?

Tüm bu problemlere karşı, onarıcı tarım bize çeşitli çözümler sunar. Tarımda organik madde kullanımını artırarak topraktaki karbon oranını artırmak mümkündür. Böylece karbon oranına bağlı olarak, topraktaki biyoçeşitliliği (fauna & flora) artırmak da mümkündür.

Onarıcı tarım, karbon ve biyoçeşitlilik artışının yanı sıra üst toprak yaratma, su döngüsünde iyileşme, ekosistem hizmetlerinde zenginleşme gibi alanlara da odaklanarak iklim değişikliğine karşı mücadele etmektedir. Daha önce de bahsettiğim gibi, onarıcı tarımı diğer tarımsal sistemlerden ayıran asıl nokta toprağı “korumayı” değil, “iyileştirmeyi” amaçlamasıdır. Onarıcı tarım, sağlıklı ve nitelikli topraklarla birlikte, canlılara sağlıklı yaşamlar sunmayı amaçlamaktadır.

Başlıca Onarıcı Tarım Teknikleri

Bütüncül yönetim: Allan Savory tarafından geliştirilen bu sistem, kaynakların bir bütün olarak ele alınarak yönetilmesine dayanır. Bu sisteme göre, hiçbir alan yalnızca bir ürünü göz önüne alarak değerlendirilmemelidir.
Toprak işlemesiz tarım: Pullukların ve traktörlerin toprak yapısına verdiği zararı önlemek için, toprağa, işlenmeden direkt ekim yapılmasına dayanan sistemdir.
Dönüm hattı tasarımı: Bir arazinin doğal su kaynaklarından (yağmur gibi) en iyi şekilde yararlanmasını sağlamaya yönelik sistemdir.
Permakültür: Sürdürülebilirlik ilkesine dayalı bir sistemdir.
Kompost: Organik atıkların bir araya getirilmesiyle ve çürütülmesiyle elde edilen doğal gübreye ve bu gübrenin kullanıma dayanan sistemdir.

Kaynaklar:

Akhuy, Murat. “Ekosistem sağlığı için onarıcı tarım”. Buğday.org, 7 Nisan 2020, https://www.bugday.org/blog/ekosistem-sagligi-icin-onarici-tarim/

Görsel: www.nationalgeographic.com

Sosyal medyada paylaş

Beyza Genç

Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünden taze mezun. Aynı zamanda İngiliz Dilbilimi bölümünde yan dal yapıyor. Feminist edebiyat eleştirisi alanında araştırma yapmayı, bu alanda metinler okumayı ve yazmayı, sinema ve tiyatro etkinliklerine katılmayı çok seviyor.
Published On: Temmuz 22nd, 2021Categories: Doğa, Ekoloji0 Yorum

Leave A Comment