Dede Korkut Kitabı, on üç hikâye ve bir mukaddimeden oluşur. Kitabın son nüshası daha yakın tarihlerde bulunmuştur. Dede Korkut Hikâyeleri, çok sayıda araştırmacı tarafından incelenmiş, üzerine çok sayıda makale yazılmış, Türk Edebiyatı’nın ve kültürünün önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Kitaba adını veren, hikâyelerin anlatıcısı olan kişi ise; Oğuz Türklerinin kültürünü, geleneklerini ve törelerini bilen yarı efsanevi bir bilgedir. Destanları önceleri kopuz eşliğinde söylemişler, 14-15. yüzyılda yazıya geçirmişlerdir. Bu destanların sözlü halk edebiyatı ürünleri olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Düzyazı ve koşuk biçimde aktarılmıştır.

Kitabın girişi Dede Korkut’u takdim için yazılmış ve iki kısımdan oluşmuştur. Birinci kısım Dede Korkut’u tanıtan kısım, ikinci kısım ise Dede Korkut’un sözlerine yer verilen kısımdır. Besmeleyle başlayan ve dua ile biten bölümden sonra kitapta hikâyeler başlar. Dirse Han Oğlu Boğaç Han’ın özeti şöyledir: Hanlar hanı olan Kam Gam oğlu Han Bayındır yılda bir kez ziyafet tertipletir ve Oğuz Beylerini konuk olarak ağırlardı. Bayındır Han, bir gün böyle bir ziyafet hazırlığı içerisindeyken bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ kurdurtur:

“Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayanı kara otağa alın, altına kara keçe döşeyin, önüne kara koyun yahnisinden getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin, oğlu kızı olmayana Tanrı Teâlâ gazap etmiştir, biz de ederiz, iyi bilsin!” der.

Oğuz Beyleri de birer birer toplanmaya başlarlar. Dirse Han adında oğlu ve kızı olmayan bir bey de bu kırk yiğidin arasına katılır. Bayındır Han’ın adamları Dirse Han’ı alarak kara otağa kondururlar, altına kara keçe sererek önüne kara koyun yahnisi getirirler. Dirse Han bunun sebebini sinirle sorar ve Bayındır Han’ın boyunduruğunu anlatırlar. Dirse Han da ziyafeti bırakıp eve gelir. Karısıyla neden çocukları olmadığını konuşurlar. Karısı da bunun üzerine ziyafet düzenlemesini, bütün Oğuz Beylerini davet etmesini ve fakirlere yardım etmesini söyler. Dirse Han karısını dinleyerek bir ziyafet tertip eder ve sonunda beylerin duasını ister. Beyler ellerini kaldırarak Dirse Han’a çocuk vermesi için Tanrı’ya dua ederler. Dirse Han’ın duası kabul olur, bir oğlu dünyaya gelir. On beş yaşına geldiğinde Bayındır Han’ın ordusuna katılır. Bayındır Han’ın bir boğası ve bir buğrası vardır. Bu hayvanların meydana çıktığı bir gün, Dirse Han’ın oğlu ve arkadaşları aşık oynar. Diğerleri kaçarlar ve Dirse Han’ın oğlu boğa ile mücadele eder. Çocuk, boğa ile verdiği mücadeleyi kazanır. Beyler çocuğun başına toplanırlar. Ad koymak, babasından taht ve beylik alması için Dede Korkut gelir. Çocuğun boğa ile verdiği mücadeleden kaynaklı adını Boğaç koyarlar. Boğaç beylik alınca babasının kırk yiğidini dikkate almaz. Bu yiğitler de eski itibarlarını kazanmak için Boğaç’ı yok etmeye karar verirler. Babasına oğlunu kötüleyen dedikodular getirirler. Dirse Han da bunlara kanarak oğlunu öldürmek için bir av düzenler. Av esnasında kırk yiğit oğlana, babasını mutlu etmesi için av yapmasını teşvik ederler. Diğer yandan da Dirse Han’a, “Bak oğlun senin üzerine geliyor, geyiğe atarken seni vuracak” diyerek oğlunu vurmasını teşvik ederler. O da oğlunu ok ile vurur. Sonra Dirse Han ve kırk yiğit eve dönerler. Boğaç’ın annesi, oğlunun ilk avı olduğu için büyük bir hazırlık yapar. Avdan dönenlerin içinde oğlunu görmeyince telaşa kapılır ve kırk ince belli kızı alarak av yerine gider. Oğlanı kanlar içinde bir çukurun içinde bulurlar. Boğaç, korkmamaları gerektiğini ve Hızır’ın yarasını gelip okşadığını anlatır. Boğaç’ı babasından gizli tabiplere verirler ve kırk günde iyileşir. Kırk yiğitte bu haberi alınca yaptıklarının duyulmaması için Dirse Han’ı yakalayıp kâfir iline götürürler. Annesinin isteği üzerine Boğaç, arkadan yetişerek babasını kurtarır. Hanlar hanı Bayındır Boğaç’a taht verir, beylik verir. Dede Korkut da arkadan gelir, boy boylar soy soylar. Hikâyenin sonunda da dünyanın geçiciliği anlatan manzumeler ile ozan dileklerine yer verilir.

Oidipus Kompleksi ya da Oidipus Karmaşası Sigmund Freud’un kurucusu olduğu psikanalitik bir teoridir. Oidipus Kompleksi; adını Yunan Mitolojisinde, babasını öldürerek onun yerine geçen ve annesiyle evlenen Oidipus’tan alır. Bu olay mitolojide, Oidipus büyüdükten sonra gerçekleşir; Freud’a göre ise fallik döneminde* ortaya çıkar. Erkek çocuğu anneye düşkün olup, babanın yerini almak istemesi “Oidipus Kompleksi”; kız çocuğunun da babaya aşırı düşkün olup, annenin yerini almak istemesi “Elektra Kompleksi” olarak adlandırılır. Oidipal dönemde çocuk babasına karşı olan tutumdan dolayı, babasının onu cezalandırmasından korkar. “Hadım edilme” korkusu, annesine karşı olan korkulardan daha ağır basar. Çocuğun annesine karşı olan ilgisi zamanla sönümlenir, babayla kurduğu ilişki de daha çok özleşme yaşar. Oidipus’un hikâyesine az çok hâkim olanlar, Boğaç Han anlatmasıyla alakalı bağlantıyı kurabilirler. Hikâyede Oidipus, Boğaç Han’dır. Oidipus’un babası Thebai kralı Laios, ileride onun yasalarına karşı çıkacağını kehanetten öğrendiği için oğlunu ayakları bağlı biçimde, Kitairon Dağlarına attırır. Dirse Han’da ise kırk yiğit oğlunun onun yerine geçeceğine dair kandırır, bu yüzden oğlunu ortadan kaldırmaya yeltenir. Oidipus ve Boğaç’ın hikâyesi, bu açıdan benzemektedir. İkisinde de güç ve iktidar çatışması vardır, babalar oğullarının kendi yasaları altında olamayacağını düşünür. Bu çatışmadan çocukların haberi yoktur. Oidipus, tanımadığı babasını öldürür ve fark etmeden de olsa kehanet yarı yarıya gerçekleşir. Babasını öldürdükten sonra yoluna devam eden Oidipus, Thebai şehrinin girişine gelir. Kapıda karşısına Sfenks adında yarı insan yarı aslan olan bir yaratık  çıkar. Sfenks, kapıya gelenlere bilmece sorar ve bilemeyenleri öldürür. Şimdiye kadar gelenlerin içerisinde de sorduğu soruyu bilen birisi yoktur ama Oidipus bilir. İlk kez doğru cevabı alan Sfenks sinirlenir, oracıkta kendini öldürür. Sfenks, destanda boğa ile eşleşir. Oidipus hayvan ile olan mücadelesini zekâsıyla, Boğaç Han bilek gücüyle gösterir. Oidipus, hayvanla mücadelesinden sonra şehirde kral ilan edilir, tanımadığı annesiyle evlenir, kehanet tamamen gerçekleşir. İokaste ve Boğaç’ın annesi de birbiriyle benzerdir. Boğaç’ın annesiyle kurduğu ilişki de yakındır.

Boğaç Han anlatısındaki epizotlar ve motifler: Çocuğun ad ve taht alabilmesi için baş kesip, kan dökmesi gerekir. Çocuğa ad koymak ve babasından taht istemek Dede Korkut’un görevidir. Kadının ailesine verdiği önem bir diğer önemli motiftir. Boğaç’ın annesinin oğluna verdiği önem, oğlunu kurtarmak için kırk ince belli kızla aramaya çıkmasından anlaşılabilir. Ayrıca merhem olarak anne sütünün gösterilmesi de önemli bir motiftir. Hızır motifi; Boğaç yaralıyken Hızır’ın geldiğini, yarasını sıvazladığı, merhemini göstermesi Hızır’a verilen önem ve dini inanışın göstergesidir. Kırk motifi; hemen hemen her hikâyede karşımıza çıkan, Türklerdeki sayı inanışıyla ilgilidir. Ayrıca metinde formel sayılar sık sık kullanılmıştır.

 

Oğlanın anası memesini bir sıktı sütü gelmedi,

iki sıktı sütü gelmedi,

üçüncüde kendisini zorladı, iyice doldu,

sıktı süt ile kan karışık geldi.

Dağ çiçeği ile sütü oğlanın yarasına sürdüler.

 

Oğlan orada yıkılınca

boz atlı Hızır oğlana hazır oldu,

üç defa yarasını eli ile sıvazladı,

“Sana bu yaradan korkma oğlan ölüm

yoktur,

dağ çiçeği

ananın sütü ile senin yarana merhemdir”

dedi,

kayboldu.

Oğlan tahta çıktı, babasının kırk yiğidini anmaz oldu. O kırk yiğit haset eylediler, birbirine söylediler.


*Fallik Dönem. 3-6 yaş arasındaki dönemdir. Bu dönemin en önemli haz kaynağı cinsel organdır. Karşı cins ebeveyne karşı sevgi, yakınlık ön plandadır.

**Psikanalitik Teori, “psikanalizin babası” olarak da bilinen Sigmund Freud tarafından 19. yüzyılın sonlarına doğru geliştirilmiş bir teoridir. Freud’a göre psikolojik rahatsızlıklar, çözülmemiş ve bilinçdışında bastırılmış çatışmalardan meydana gelmektedir. (Evrim Ağacı)

 

Kaynakça:

1-) Dede Korkut Hikâyeleri. (Çev: Ayşegül Çakan) İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

2-) Saydam, M. Bilgin. Oidipus ve Boğaç: Oidipal ve Pre-Oidipal. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi

Psikiyatri Anabilim Dalı.

3-) Anzerli, Cihan. Dede Korkut Hikâyeleri Epizotları ve Motifleri Üzerine.

4-) https://psikoofis.com/icerik/freudun-oidipus-kompleksi

5-) Ekici, Metin. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Anlatmasında Bireysellik ve Toplumsal Bütünlük. Milli Folklor Dergisi.


İlginizi çekebilir: Türk Mitolojisinde Yaratıklar

 

 

 

Sosyal medyada paylaş

Birgül Tekin

2000 yılında Denizli'de doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim hayatı halen devam ediyor. Edebiyat tutkunu. Küçük yaşlarından beri şiir ve deneme yazıyor. Fikir ve düşünce hayatında Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Montaigne ve Halide Edip Adıvar etkilidir.
Published On: Temmuz 17th, 2021Categories: Edebiyat, Kültür & Sanat, Mitoloji0 Yorum

Leave A Comment