Kendini feminist olarak tanımlamayan hemen herkesten sürekli olarak şu cümleyi duyuyorum:
“Feminist değilim ama cinsiyet eşitliğini savunuyorum, çünkü feministler çok öfkeli ve radikal.”
Neden feministler çok öfkeli ve radikal?
Çünkü böyle olmak zorundayız. Çünkü öyle bir dünya düzeninin içindeyiz ki uğruna mücadele verdiğimiz hak savaşlarımızın ne kadar komik ve ne kadar uğruna mücadele vermeye gerek olmadan sahip olunması gereken şeyler olduğunu biliyoruz. Yaşamak kadar temel bir hak için bile ciddi bir mücadele vermek zorundayız biz. Öldürülüyoruz. Sürekli, her gün öldürülüyoruz.
Evet öfkeliyim, çok öfkeliyim çünkü dışarı eğlenmeye çıktığımda kız kardeşime ya da yakın arkadaşıma konum atmak istemiyorum. Bunu gözetmek, bununla yaşamak istemiyorum. Sadece eğlenmek istiyorum.
Öfkeliyim çünkü birini sevmeye çalışırken bile ona içten içe ne kadar güvenmediğimi düşünmek, yarın bana bir zarar verir mi kaygısı duymak istemiyorum.
Öfkeliyim çünkü hayat dolu kadınların yok olup gittiğini görmek istemiyorum ve maalesef görüyorum.
Adeletin olmadığı her yerde öne çıkan ilk duygu öfkedir. İşçilere adil davranmadığınızda karşılacağınız şey öfkedir, öğrencilere adil davranmadığınızda karşılacağınız şey öfkedir, hayvanlara adil davranmadığınızda karşılacağınız şey öfkedir, peki kadınlara adil davranmadığınızda ortaya çıkan öfke neden bu kadar şaşırtıcı ve rahatsız edici oluyor?

Kadınlardan sürekli onlara atadığınız “yumuşak başlı olma, nazik olma, sessiz olma, hanım hanımcık olma, iyi niyetli olma” özelliklerini beklediğiniz için sesimizin çok çıkması rahatsız ediyor. Çünkü kulaklarınız bir kadın feryadı duymaya dayanamıyor. Ne kadar kötü olduğunuzu hissettiriyor belki bu adeletsizlik, ne kadar düşüncesiz olduğunuzu fark ettiriyor belki ve bununla yüzleşemiyorsunuz.
Ya da belki sadece konforunuzu bozuyor, sadece ayrıcalıklı hayatınızı tehlikeye atıyor. Bunlardan birisi bile oluyorsa biz öfkeli feministler olarak bir şeyleri doğru yapıyoruz demektir.
Dünyanın bütün kadınları dünyanın kalanıyla eşit oluncaya dek bu mücadeleye devam edeceğiz ve öfkemizden güç alacağız. Dünyanın bütün kadınları sokakta yürürken huzurlu oluncaya dek öfkeli olacağız.
Agnas Varda’nın şu sözlerini çok severim:
“Feminizmin yalnızca bir özgürlük mücadelesi olmadığını ne zaman fark ettim bilmiyorum. Neşe saçan bir feminist olmayı denedim ama fazlasıyla öfkeliydim. Tecav
üz, kadına şiddet, kadın sünneti, korkunç koşullarda kürtaj, kürtaj olmaya hastaneye giden genç kadınlara ‘anestezi yapmayacağım, bu sana ders olsun diyen doktorlar’… Fazlasıyla öfkeliydim.”
Bütün bunlarla yaşarken sakin kalabiliyorsanız bence oturup sorgulanması gereken bunu nasıl yapıyor olduğunuzdur.
GÖRSEL KAYNAKÇA

Sosyal medyada paylaş

Ezgi Soner

Ben Ezgi, 26 yaşındayım, Ankara’da sanat tarihi okudum. Ankara’yla gerçek bir gönül bağım oldu bu yıllarda fakat şu an İstanbul’da yaşıyorum. Dilerim gelecekte bir sahil kasabasında domates yetiştiriyor olurum her İstanbullu gibi. Kendimi yazarak ifade etmekten hep çok keyif aldım. Okumayı da çok severim. Bu iki bileşen bana her zaman güç verdi. Başkalarında da belki küçük bir gülümseme, belki minik bir umut parçası yaratabilirsem niyetiyle yazmaya başladım ve gördüm ki kendimi aktarmak en çok bana iyi geldi.
Published On: Eylül 18th, 2021Categories: Feminizm, Kadın0 Yorum

Leave A Comment