Kategoriler
    More

      Obezite Ve Psikolojik Boyutu

      Obezite, günümüz dünyasında çok yaygın olan bir kilo problemi. Peki bu yeme bozukluğundan muzdarip, sürekli düşmanca söylemlere maruz bırakılan kişilerin psikolojisi nasıl etkileniyor?

      Genellikle sebepleri ve tedavisi açısından genetik ve fizyolojik faktörleriyle ele alınan obezitenin psikolojik boyutu görmezden geliniyor. Toplum bu kişileri hakaret içerikli sözlerle yargılayıp; obezite sorununa sahip olmalarının sorumlusu olarak obezite sahibi kişileri görüyor. Fakat kişilerin beden algılarını olumsuz bir hale getiren ve bu sebeple kişileri obeziteye sürükleyen, toplumun ve birebir iletişimde oldukları kişilerin olumsuz davranışları. Bu açıdan bakıldığında obezitenin sebeplerini ve obezite sahibi olan kişiyi anlamak; aynı zamanda da obezitenin tedavisi sürecinde başta kişiye zarar vermemek sonra da süreçteki kişiye fayda sağlamak için psikolojik boyutu anlamak çok önemli.

      Obezite nedir?

      Obezite, tüm dünyada hızla yaygınlaşan çok faktörlü bir kilo problemidir. Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi dünya çapında bir salgın olarak tanımlamaktadır. Obezite bir tedavi süreci ile çözülmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite, kilo ve boy ile hesaplanan vücut kitle indeksinin belirli bir sınırın üzerine çıkmasıdır. Aynı zamanda vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye kıyasla aşırı fazla olmasıdır. Kilosu ve kilo temelli hesaplanan oranları normal sınırlar dışında olan kişilere obezite tanısı konulması yüksek bir olasılıktır. Henüz gelişim aşamasında olan çocuk ve ergenlere obezite tanısı konulması için daha detaylı ve hastaya özel bir inceleme yapılması gerekir. Kişinin yetişkin yani gelişimini tamamlamış veya gelişim aşamasında olması fark etmeksizin; obezite tanısı konulması için tanıyı koyan kişiler bu alanda yetkinlik kazanmış uzmanlar olmalıdır.

      Obezite ne değildir?

      Obezite, bireyin iradesizliği sonucu yemeğe karşı koyamadığı için sahip olduğu fazla kilolar değildir. Genellikle fazla kilolu veya şişman kişileri toplum obez olarak etiketler. Şişmanlık ve obezite dile yerleşmiş bu etiketleme kalıbından dolayı çok karıştırılıyor olsa da şişman veya fazla kilolu olmak değildir. Obezite sorununa sahip olmak; gerek akademik yaşamda, gerek özel hayatta gerek de günlük hayatta geride olma veya görünür olmamaya çalışma gerekliliği değildir. Kişinin hayatta hiçbir gayesi olmadığı için sadece yemek yemesi demek değildir. Kişilerin artık daha az değerli olmasına sebep olacak bir kişilik özelliği değildir. Obezite; bilimsel olarak alanın uzmanlarının yaptığı ve tanı koymak amaçlı kullanılan tanım hariç, toplumun atadığı hiçbir tanım değildir.

      Obezitenin sebepleri nelerdir?

      Obezitenin sebebi sorulduğunda birçok kişi açık ve net bir şekilde “fazla yemek yemek ve hareketsizlik” cevabını verecektir. Fakat kişiyi fazla yemek yemek ve hareketsizliğe iten etkenlerin kökenine indiğimizde çoğunluğu çevre temelli olan psikolojik faktör bulmamız zor olmayacaktır.

      Toplum Kalıp Yargıları

      Kişinin kendi bedenine karşı olan tutumu beden algısı olarak adlandırılır. Birçok toplumda bireylerin bedenlerinin “olması gerektiği” şekli çok net sınırlarla çizilmiştir. Toplumlar içinde barındırdıkları her birey için çeşitli “olmak zorunda olan beden kalıpları” üretmiş ve bunlara uymayan kişileri sert bir şekilde toplumdan itmiştir. Bu kişilerde olumsuz bir beden algısı şekillenir. Toplumdan itilen kişiler kilo problemleri çok olmasa da ideal olandan uzak olduklarını düşünmeye mecbur bırakılırlar. Bu düşünce hali hazırda bir yeme sorunu bulunan kişileri umutsuzluğa ve devamında daha çok yemek yemeye iter. Daha çok yemek yiyen kişi, toplum tarafından daha çok hakaret ve dışlanmaya maruz bırakılıp; yemek yeme ve olumsuz beden algısının getirdiği umutsuzluğu içeren bir kısır döngüye mahkum edilir. Mahkum edildiği döngü de kişinin obeziteye doğru ilerlemesine sebep olur.

      Gelişim Döneminde Aile ve Çevre Tutumu

      Görünüşe aşırı önem veren bir ailede yetişmek de kişiyi obeziteye sürükleyen sebepler arasındadır. Ailelerin bedene yönelik aşırı katı tutumu da toplumdaki ideal beden algısı ile benzer etki yaratır. Özellikle ergenlik döneminde yaşanan şakayla karışık düşmanca söylemlere maruz kalma, beden eğitimi derslerine zorlanma ve benzeri durumlar da olumsuz beden algısına sebep olur. Gelişim dönemindeki bireyin aile ve çevre tarafından gördüğü muamele kişinin kendine yönelik bakışını şekillendirir. Gelişim döneminde olan bu şekillendirmenin etkileri ileri yaşlara da yansır. Kişinin kendine yönelik olumsuz bakışı da olumsuz beden algısı ve sonrasında obeziteye kadar uzanan bir yola çıkılmasına sebep olabilir.

      Sosyal Kaçınma

      Olumsuz beden algısına sahip olmaya itilmiş kişi, onu bu duruma iten olumsuz davranış ve yargılamalardan uzaklaşmak adına kendini toplumdan soyutlayabilir. Soyutlanma sonucu kendi ile çok fazla vakit geçirmek zorunda kalan kişi kendine yönelik olumsuz beden algısını pekiştirir. Sosyal kaçınmayı yaşayan kişi olumsuz duygularıyla birlikte stres, kaygı, anksiyete ve depresyon gibi durumları da beraberinde yaşayabilir. Hem bu durumlarla baş etmeye çalışan hem de çevre ile iletişimi kalmayan kişi rahatlama yöntemi olarak yine yemek yemeye sığınmak zorunda kalabilir. Özellikle bu süreçte yakın çevresinden de destek göremeyen kişilerde tek başına ve kolay elde edebileceği rahatlama yöntemi olan yemek yeme eylemini seçme daha yoğun biçimde görülebilir. Yakın çevresi ve toplum tarafından destek görmeyen ve süreç içerisinde daha çok yargılanan kişi daha da izole bir hayat yaşamaya ve daha çok kilo almaya başlar.

      Yeme Bağımlılığı

      Yaşam öyküsü ne olursa olsun birey yaşadığı çeşitli sıkıntılara karşı baş etme yöntemi olarak yemek yemeyi seçebilir. Zevk veya kendini iyi hissetme adına yeme davranışı zamanla bir yeme bağımlılığı problemine dönüşüp kişide obezite sorunu görülmesine sebep olabilir. Diğer bağımlılıklar gibi ciddi bir problem olan yeme bağımlılığı asla hafife alınmamalıdır. Zevk veya rahatlama için yemek yeme davranışı zamanla yeme bağımlılığına dönüşen kişilere karşı asla yargılayıcı yaklaşılmamalıdır. Bu konuda kişilere yargılayıcı yaklaşıp onları iradesiz olmakla suçlamak çok hatalı bir yaklaşım olur. Bu yaklaşım obezite problemi yaşayan kişiye kendini güçsüz hissettirip destek aramaya iter. Kendine zihnine, destek olarak yemek yeme aktivitesine sığınmayı kodlayan kişi yine aynısını yapar. Yani bu yapılan kişiyi iradesiz görme ve kişiyi suçlama eylemi yeme bağımlılığını tetiklemek ve obezite seviyesini arttırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Ayrıca yemek yemek beyindeki ödül mekanizmasını tetiklediği için kişiler kendilerini ödüllendirmek için de sürekli bu yolu seçebilirler. Başka bir olumlu pekiştireç alamayan kişilerde kendini ödüllendirme ihtiyacı ve bunun için araç olarak yemeği kullanma; bunun sonucunda da yeme bağımlılığı ve obezite çok sık görülür.

      Kaynak: NYC Health and Hospitals Corporation

      Obezite tedavisinin psikolojik boyutu neleri kapsar?

      Obezite tedavisi genellikle beslenme ve spor odaklı ilerletilen bir tedavi programı şeklinde bilinir. Bu şekilde bilinmesine rağmen psikolojik boyutu yok sayılmış bir obezite tedavisinin tam bir başarı sağlaması düşük bir olasılıktır. Psikolojik süreci bulunmayan bir obezite tedavisi, başarılı olsa bile geriye olumsuz dönüş yaşanma ihtimali çok fazladır. Psikolojik süreç uzman psikolog veya psikolojik danışmanlarla yürütüldüğü takdirde bütüncül tedavi programı başarılı olacaktır. Buna ek olarak kişinin tedavi programının yanında toplum algısının da ciddi bir değişime uğraması gerekmektedir. Obezite sorunu olan kişiye ne şekilde tedavi uygulanırsa uygulansın ve ne kadar başarılı olunursa olunsun, toplum ve kişinin çevresi değişmedikçe kişiye süreci baştan yaşatma ihtimalleri bulunur. Bu sebeple sorunun tam olarak çözüldüğünü söyleyebilmemiz ancak ve ancak bireysel tedaviye ek olarak toplumun kalıp yargılarından sıyrılması ile olacaktır.

      Beden Algısı ve Alışkanlık Değiştirme

      Obezite sorununu çözmek isteyen kişilerde ilk önce kişinin beden algısındaki olumsuzlukları değiştirmek önemlidir. Obezite problemi ile baş etmeye çalışan kişi ilk etapta bedeninin kontrolünü kendi eline almalı bunun için de bedenini sahiplenmelidir. Bedenini sahiplenen kişi çevreden aldığı yargılayıcı tavırları bir nebze de olsa daha az önemsemeye başlayacak ve kendi ile ilgili kendi görüşlerini temel alacaktır. Bilişsel davranışçı terapi yöntemi de obezite tedavisinde etkin olarak kullanılır. Bu terapi yöntemini kullanan ruh sağlığı uzmanının bir diğer rolü de kişinin yeme bağımlılığı ile ilgili de terapi süreci düzenlemektir. Yeme bağımlılığı bulunan kişinin stresli olduğu veya bunun benzeri olumsuz duygulanım yaşadığı durumlarda rahatlama aracı olarak ya da farklı durumlarda ödül aracı olarak yemeği kullanması ile ilgili çalışmak da sürecin bir parçası olmalıdır. Kişinin ödül veya rahatlama aracı olarak seçtiği eylemlerin, yemek yeme eylemi yerine onun hayatına artı değer katabilecek eylemlerle yer değiştirmesi süreç açısından çok büyük bir adım olacaktır.

      Toplum Normları ve Hedefler

      Obezite sorunu yaşayan kişinin çevresinden duyduğu veyahut da toplum normları ile içselleştirdiği, kalıp beden algılarından sıyrılması da ancak psikolojik destekle sağlıklı bir şekilde olabileceği gibi sürecin hem başarılı olması hem de sonrasında olumsuz bir geri dönüş yaşanmaması için önemlidir. Aynı zamanda süreç yürütülürken kişinin hayatını sadece kilo verme ve tartıda gördüğü değer üzerine kurmasını engellemek için denge sağlanmalıdır. Sadece kilo odaklı bir hedef belirleme ve hedefe yönelik ilerleme haricinde de farklı yan hedefler de gündeme alınmalıdır. Böylece kişinin kiloyu takıntı haline getirmesi önlenmelidir.

      Sosyal Kaçınmanın Sonlandırılması

      Kişi obezite tedavisine başlamadan önce, toplumdan bir uzaklaşma yaşanmışsa bu da dikkate alınmalıdır. Kendini izole eden obez bireylerin, yeniden toplum içerisinde yer almaları üzerine de çalışmak da tedavi programında psikolojik boyutunun görevlerindendir. Yalnızlaşması devam eden bireyin yeniden kendine yönelik algı geliştirmesi ve ödül/ceza sistemlerini bireysel yürütmesi tümden bir başlangıca dönüşe neden olabilir. Aynı zamanda kişinin süreç içerisinde kaybettiği özgüvenini ve sağlıklı iletişim alışkanlıklarını yeniden kazanması için de sosyal izolasyondan sıyrılması gerekmektedir. Başta kişinin yakın çevresi olmak üzere toplumun da eğitilmesi kişinin kendi sosyal kaçınması sonlandıktan sonra yeniden toplumdan itilmesine engel olacaktır. Böylece programın bu basamağı da sağlıklı bir şekilde tamamlanacaktır.

      Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün obezite ile ilgili bilgileri derlediği sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

      İllüstrasyon: John Holcroft

      Deniz Bayramoğlu
      Deniz Bayramoğlu
      Ent Dergi Kültür&Sanat editörüdür. Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Küçük yaşlarından itibaren resim ve edebiyat alanları ile ilgilenmiştir. Sanat tarihi, sanat felsefesi ve tasarım alanları ile ilgilenmektedir. Eğitim hayatının yanında paralel olarak gönüllü faaliyetler yürütmüştür. Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu, Nilüfer Gençlik Meclisi, Türk Psikologlar Derneği, Nesin Köyleri, Enstitü Fabrika gibi topluluklarda gönüllü olarak yer almıştır ve yer almaktadır. Resim, edebiyat ve psikoloji alanlarında çalışmalar yapmaya devam etmektedir.

      Rastgele Yazılar

      Adaleti Beklerken: Rabia Naz Vatan Soruşturması

      12 Nisan 2018'de Giresun'un Eynesil ilçesindeki evinin önünde yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan'ın "şüpheli ölümü"...

      Doğayla İç İçe Bir Eğitim Üzerine: Orman Okulları

      Orman okulları, ormanda ya da açık havada aktif katılımlı öğrenmenin uygulandığı, öğrencilerin kendilerine güven ve öz saygı geliştirdiği, aynı zamanda çocuk bireyin...

      2020 Amerika Seçimleri: Başkanlık Yarışı Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

      Çeviri: Aysa Ersöz Beyaz Saray için yarış ciddi bir şekilde başladı ve tüm dünyada 2020 ABD Genel Seçimleri sonucunun bir etkisi olacak....

      Henüz Katledilmemiş Tüm Kadınlar İçin

      İstanbul Sözleşmesi'ni yürürlükten kaldırmak, kadın katilleri ile iş birliği yapıp işlenen ve işlenecek tüm suçlara ortak olmaktır. BİR KEZ...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz