İnsanların cezaevi hayatı yaşamaya başlamasıyla giderek daha fazlamız bizi eğlendirmesi için yüzümüzü Netflix’e dönüyoruz. Tırnak yedirten gerilimiyle internette fazlaca dikkat çeken “The Platform” da bunun bir parçası.

Netflix tarafından seçilip Toronto Film Festivali’nde çıkış yapan 2019 yapımı film, her bir katının alt alta dizildiği, “Delik” olarak da bilinen, distopik ve fütüristik bir hapishaneden oluşur.

Seyirciler, filmdeki platformun en üst kısmına bir yemek ziyafeti konulup üst katmanda kalan mahkûmların alt katmandakilere göre daha iyi şekilde beslenebiliyor olmalarını ve besin zincirinin en aşağısında bulunanların ise üsttekilerin artıkları için kavga ediyor olmalarını kapitalizmin ve toplumsal sınıf ayrımcılığının bir örneği olarak yorumluyor.

Netflix, bu İspanyol yapımı filmi “insanoğlunun karşılaştığı en karanlık ve aç, sosyal bir bükülme” olarak tanımlıyor. Birleşmiş Krallık’da birçok insanın, market raflarının panik dolu alıcılar tarafından boşaltılması sebebiyle kendini aç halde bulması, yapılan bu tanımı garip bir şekilde güçlü bir öngörü haline getiriyor.

Film, ağır bir metafor içeren sonuyla bazı seyircilerin kafasında birtakım soru işaretleri oluşturuyor. Galder Gaztelu-Urrutia’nın izleyici kitlesine vermeyi amaçladığı mesajları derledik.

The Platform’un Sonu Açıklandı!

48. katta Trimagasi (Zorion Eguileor) ile birlikte saplanıp kalmış, hücreye yeni gelen Goreng (Iván Massagué) üzerinden Delik’in kurallarını anlıyoruz. Trimagasi, Goreng’e yemek platformu aşağı düştüğü zaman gelen o yemeğin kendilerinden önce 47 mahkum tarafından da yendiğini ve bu yüzden kendilerine kalan tek şeyin üstteki mahkûmların artıkları olduğunu anlatıyor. Bu durumun da hapishane zincirinin en aşağısında kalanların daha fazla yemek alabilme umuduyla şiddete hatta cinayete başvurmalarına sebebiyet verdiğini açıklıyor.

Film ilerledikçe Delik’in en alt katında kısılıp kalmış küçük bir kız fark ediliyor. Çocuğun Miharu’nun (Alexandra Masangkay) kızı olduğunu ve kadının, yavrusunu o olumsuz koşullarda korumaya çalışıp onu sağlıklı tutmak için çabaladığını anlıyoruz. Görünen o ki Miharu’nun Delik’in en dibine gitmek için verdiği çaba sadece kızını bulabilmek için değil, aynı zamanda da sistemden sağ salim çıkabilmesini sağlamak içindir.

Hem kız hem de Goreng hapishanenin en üst katmanına çıkmayı amaçlarken Goreng, Delik’ in kurmuş olduğu sistem tarafından kendisine gaddarca davranıldığı için daha fazla devam etmez ve olduğu yerde kalmaya karar verir. Bundan dolayı, kız yoluna yalnız devam eder.

Bazıları Miharu’nun kızının, insan direncinin en karanlık ve en zor zamanlarda nasıl bir hal aldığının kanıtı olduğunu, diğer bir deyişle bir “metafor” olduğunu düşünüyorlar. Bu düşünceyi ilerletirsek gerçek değişimin ancak gençliğin masumiyetinden geldiği yargısına varabiliriz.

The Platform’un içerdiği ironi ise Delik’de bütün mahkumları memnun edebilecek kadar ve hatta daha fazla miktarda yemek ve yemek kaynağı bulunuyor olduğudur (hepimizin mahkumu olduğu ekonomik sistem tarafından kurulan kapitalizmin bir metaforu).

“Üst” (yani varlıklı) kısımda olanların aşırı tüketmesi, paylaşmak adına hiç teşvik edilmemeleri veya bir sebepleri olmaması eşitsizliğe, acıya ve çileye yol açıyor.

Sosyal medyada paylaş

Yaren Ilgın Türk

Lise öğrencisi. Yabancı dil okuyor. Giresun'da yaşıyor. Ortaokul dönemlerinde verdiği kararla, Yabancı dil okumaya karar verdi ve asla pişman değil. Karşılaştığı bütün dillere hayranlık duyar ve araştırmadan duramaz. Bol bol dizi, film izlemeyi sever ve Instagram'da ön eklemelerinde paylaşmayı da unutmaz. Hayvan belgeselleri -özellikle su altı- izler. Film ödül törenlerini kaçırmaz ve kendince eleştirmekten de geri kalmaz. Küçüklüğünde duvar karalamasıyla başlayan resim aşkı tuval -ve yine duvar- boyayarak devam eder. Müzik dinlemeden bir gün bile geçirmez. Kitap okumayı çok sever. Tür ayırt etmeksizin okur. Hayatının geri kalanında da bu alışkanlığından vazgeçmemeyi ümit eder. Zamanının çoğunu hayal kurarak geçirir. Gelecek için güzel hayalleri vardır ama anı yaşamayı da unutmaz.
Published On: Nisan 27th, 2020Categories: Kültür & Sanat, Sinema0 Yorum

Leave A Comment