Kategoriler
    More

      Nefes Alıyorsak Sizin Sayenizde Diatome’lar

      Yahu nefes alıyorsak sebebi çok falan derdik ama gerçekten öyleymiş. Dk’da 16 bir günde ise 23 bin kere nefes alıyoruz. Hiç düşündünüz mü nefes alıyoruz da nereden geliyor bu değirmenin suyu ? İşte bu değirmen nerede, nasıl geliyor gelirken nerelerden geçiyor şimdi biraz onlardan bahsedeceğim.Atmosfere bağlı oksijen oranı Evren ve Dünya oluştuğundan beri aynı. Tam olarak 20.95’tir. Eğer bu oran biraz azalırsa canlıların yaşayamayacağı bir Dünya , eğer biraz artarsa Roma’yı yakan NERON değil oksijen olurdu. Bu muazzam denge bazı dinler için şükür edilmesi gereken kutlama günlerine dönüşmüş. Örneğin Budistler ” Dünya’daki her şey diğer her şeye katkı sağlar.” şeklinde bir düşünceyle bu dengesi asla şaşmayan ve her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu evrene “PATHUM THANI ” festivalleriyle teşekkür eder. İşte bu dengenin sağlanmasında gözle göremediğimiz küçük kahramanlarımızın ( look to the right of the page ) görevi oldukça büyük : DİATOME’S.

      Diatome’lar oksijen kaynağının sırrıdır. Diatome’lar genellikle suda yaşayan, tek hücreli, fotosentez yapabilen ama karada da yaşayabilen alglerdir. Afrika’da bir tuz çölü hayal edin , bir fırtına çıkıyor ve çöldeki tüm kum taneleri atmosfere karışıyor. Rüzgarlarla diğer kıtalara doğru yolculuğa başlıyorlar. Bu tuz çölündeki tanecikler , yağışlı geçen bir yılın ardından bitkilerin ihtiyacı olan gübreyi sağlıyorlar. Atmosfere karışan bu kum taneleri bulutlar ile adeta bir nehrin alüvyonları taşıdığı gibi taşınır ve bir yamaç ile karşılaştığında yağmurlar ile yeryüzüne inerler. Bu kum taneleri artık yağmurlarla beraber akarsulara ve toprağa lezzetini katmış olur. Akarsuların döküldüğü okyanuslar, denizler ve göllerde yaşayan minik kahramanlarımız Diatome’lar için bu küçük mineral kaynakları, inanılmaz lezzetli birer besindir. Karnı doyan Diatome’larımızın artık biraz yük atma vaktidir , bu yüzden kabuk oluşturmaya başlarlar ve bunu yaparken çoğalırlar yani iki kat daha fazla olurlar ve fotosentez yapmaya başlayıp her biri oksijen üretmeye başlar. Pekii ışık saçmayan süper kahraman olur mu yahu hiç ?. İşte bu küçük kahramanlarımız da oksijen üretirken mavi- yeşil ışıklar ile bize gözle görülebilen bir şölen bahşederler . İşte uzaydan görüntülenen bir oksijen üretme şöleni ⇊

      Peki Diatome’lar yeterli besin almazsa ne olur ? E tabii ki her canlı gibi onlarda ölürler. Ölen küçük kahramanlarımız su havzalarının tabanına dökülürler. Burada birikerek yaklaşık 800 metrelik bir kalınlık oluşturabilirler. İşte deniz tabanında biriken küçük kahramanlarımızın cansız bedenlerine görünüşlerinden dolayı ” Deniz kar’ı” diyoruz. Ama küçük kahramanlarımız Dünya’yı tamamen terk etmemekte o kadar kararlıdır ki asla biriktikleri yerde erimezler. Suların çekilmesiyle , tekrar gün yüzüne çıkar ve tekrar tuz kaplı çöl olurlar … Döngü tamamlanır … Kahramanlarımız aynı görevi yerine getirmek için yine başladıkları yerdedir. Evren o kadar güzel bir dengeyle çalışır ki bu akıllara direkt olarak ; Toprak , su ve ateş olmasaydı hava olmayacak , nefes olmayacak ve küçük kahramanlarımızı asla bilemeyecektik. Yani YİN-YANG still working …

      Tuğçe Ok
      Tuğçe Ok
      96 İzmir doğumlu. küçüklüğünden beri özgürlüğüne düşkün , hayalleri olan bir kız çocuğu. Saçları gibi aklını bazen hiç toparlayamayan , ama istediğini elde etmeden mücadeleyi asla bırakmayan bir başak . Sosyal Hizmet lisans mezunu. Aktif olarak dezavantajlı bireyler için Erasmus+ projeleri yazıyor ve yönetiyor. Ha bir de "Nothing more than human".

      Rastgele Yazılar

      Korkunun İkliminde Umudu Yeşertmek

      Belki bu gün değil, ama bir gün mutlaka korkunun ikliminde umudu yeşertecekler. Bir türkü tutturacaklar o gün, içinde iklimler ve çocuklar olan bir türkü. Kadınların kahkahaları için ölmediği bir gün olacak, babaların gözündeki hüznü silecek ve de çocukların sırtlarını çöplere değil, gökyüzüne dayadığı bir gün. Biraz barıştan bahsedecek o türkü, biraz da aşktan. Bir adam bir kadını, bir kadın bir kadını veyahut bir adam bir adamı öpecek mutlulukla ve herkes aşkı yüceltecek, o gün aşkın sınırlarını kimse çizemeyecek.

      Sürdürülebilir Toplum: Ekoköyler

      “Hayat en iyi öğretmendir ve doğa sizin için eşsiz bir okul olabilir” Hayatımız boyunca en başta karnımızı doyurmak için;...

      Distopyaya Uyanmak

      Cemre düşmüş geçenlerde; havaya, suya, toprağa... Bahar geldi, çiçekler açacak, kuşlar ötüşecek, güneş içimizi ısıtacak. Belki yarın sabah taze domatesinizi kahvaltınız için doğrayacaksınız ve üzerine mis kokulu zeytinyağınızı gezdireceksiniz. Peki ya bunların hiçbiri olmazsa? Ya bir sabah kafanızı pencereden uzattığınızda, kuşları duyamazsanız?

      Kaz Dağları Madenciliğe Tahsis Edilmemeli

      Kaz dağları… Kaz dağları yine ve yeni bir tehlikeyle karşı karşıya. 29 Nisan Çarşamba günü ''Kaz Dağları'nda ki ormanların yüzde 80'i madenciliğe tahsis edildi.'' başlıklı bir haber yayımlandı. Haberde kullanılan "Kaz Dağları Milli Parkı'nın %80'i, Troya Milli Parkı'nın %10'u, Kaz Dağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı'nın %99.9'u ihale ruhsat alanındadır. Yani bu alanlara madencilik faaliyeti yapabilmek mümkün.” ifadeleri hemen hemen herkesi şaşkınlığa uğrattı.. Ki siyasi liderlerin bile dikkatinden kaçan bu durum oldukça endişe ve korku yarattı.

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz