Sosyal medyada paylaş

Köy halkının hepsi bütün köyde yankılanan yıkım sesinden sonra telaşlı bir şekilde kendilerini sokağa atmışlardı. Köy meydanındaki bütün çınar ağaçları yıkılmış, başka türden ağaçlar ve bitkilerin hepsi de boyunlarını bükmüşlerdi. Bütün bunların sebebi köyün ağası Mehmet Efendi’nin evinin önünü kaplıyor diye çınar ağacını kesmesiydi. Yaklaşık 150 yıldır orada duran ve köydeki bütün çocukların büyümesine, onlarca kişinin ölmesine şahit olmuş ağaç bir gecede kesilmişti ve köydeki diğer ağaçlar da bu acıya dayanamayıp ya boyunlarını bükmüştü ya da köklerini topraktan ayırıp kendini yere bırakmıştı. Köyde yıllardır süre gelen bir efsane vardı ve insanlar efsane diye geçiştiriyor, ciddiye almıyordu. Efsaneye göre bu bölgeden bir ağaç kesildiğinde bütün ağaçlar yasa bürünür ve yaşam ağacının sahibi Umay Ana gelene kadar o bölgede felaketlerin ardı arkası kesilmezdi.

Ağaçların kesilmesini; seller, depremler, salgın hastalıklar, çekirge istilaları takip etti. Köy halkı Mehmet Efendi’ye kızgındı, her gün evinin önünde toplanıp evini taşlıyorlardı. Umay Ana ise bir türlü gelmiyordu. Felaketler arttıkça halkın kızgınlığı da artıyordu. Artık yapabilecekleri tek şey dua etmekti. Her gün, gün doğumunda toplanıp Umay Ana’nın gelmesi için dua ediyorlardı.

Dualar karşılıksız kalınca insanlar artık sadece Mehmet Efendi’yi değil, yaptıkları yolsuzluklardan dolayı birbirlerini suçlamaya başladılar ve küçücük köydeki herkes birbirine düşman oldu. Bu felaketlerden etkilenmeyen sadece çocuklar ve köydeki herkesten uzak kalmış bir aileydi. Umay Ana kimleri cezalandıracağını gerçekten iyi biliyordu. Masumiyetini kaybetmemiş çocuklar ve köyün tek doğa dostu ailesi cezalandırılmamıştı. Üstelik bu ailenin efsaneden haberi vardı, doğaya bütün kalpleriyle bağlılardı. Umay Ana’nın geç de olsa geleceğini biliyorlardı ama ilk geleceği yerin kendi evleri olacağını bilmiyorlardı.

Bu olaylar bir hafta daha sürdü. Köy halkının huzursuzluğu git gide artıyordu. Artık kendilerini korumayı bırakmış, ne olacaksa olsun düşüncesine girmişlerdi. İçlerinden birinin canının alınacağını düşünüyorlardı ama bilmedikleri bir şey vardı: Yaşam ağacının sahibi olan ve yaşamın kutsal olduğunu savunan Umay Ana, kimseyi yaşamını elinden alarak cezalandırmazdı.

Artık Umay Ana’nın yeryüzüne inme vakti gelmişti. İnsanların dua ettiği gün doğumunda yeryüzüne indi. Umay Ana’nın yeryüzüne inmesiyle beraber bütün ağaçlar yattığı yerden kalktı, boynunu bükenler tekrardan başını dikleştirdi. Efsaneyi çok iyi bilen doğa dostu aile Umay Ana’nın geldiğini anladılar. Ağaçların canlanmasından kısa süre sonra kitaplardaki betimlemelerden suretini bildikleri Umay Ana kendilerine doğru geldi.

Umay Ana’nın bastığı yerlerden çiçekler bitti. Bütün ağaçlar, bitkiler onu selamlarcasına başlarını eğdi. Felaketler sonlanmıştı. İnsanlar cezalarının bittiğini düşündüler ama henüz bu süreç bitmiş değildi. Umay Ana bütün köy halkının kendini görebileceği bir nokta seçti ve asasını yere vurdu. Asasını yere vurmasıyla beraber vurduğu yerin büyük bir kısmı yeşillendi. Köy halkı şaşkındı. İlk defa böyle bir varlık görmüşlerdi. Üç boynuzu, beyaz elbisesi, yere kadar uzanan gümüşten saçları ve kanatları ile sadece kitaplarda görülebilecek bir varlıktı. Herkes pür dikkat ne söyleyeceğini bekliyordu. Umay Ana söze başladı:

Çocuklarım, ben kitaplardan okuduğunuz ama inanmadığınız Umay Ananızım. Yaşam ağacına sahibim. Doğacağınız bütün çocukları ben seçerim. En büyük dostum doğa, en büyük düşmanım doğayı katledendir. Yıllarca göklerden siz insanları seyrediyorum. Size sunulmuş doğayı katletmekten başka bir şey yapmayı bilmiyorsunuz. Üzerine bastığınız toprak, kestiğiniz ağaçlar size ait değildir. Bugün buraya inişimin nedenini hepiniz biliyorsunuz. Ve bunun cezasını birileri çekmek zorunda.”

Köy halkı hemen birbirine bakarak cezayı çekecek olan kişinin kim olacağına karar vermeye çalıştılar. Bütün bunların yaşanmasına sebebiyet veren Mehmet Efendi’ydi. Bu insanlar kendi yaptığı hataları görmeden hep başkasını suçlu gösterirlerdi.

Herkes Mehmet Efendi’nin evine koştu. Umay Ana onları takip etti. Birkaç kişi içeri girip Mehmet Efendi’yi zorla dışarı çıkarttı. Onu tam ağacı kestiği noktaya getirdiler. Umay Ana kimsenin yaşamını elinden almazdı. Cezasını ona can vererek yaşatacaktı. Asasını yere vurmasıyla birlikte Mehmet Efendi dev bir çınar ağacına dönüştü. Artık herkes dersini almıştı. Kendilerinin de cezalandırılacağını düşünen köylüler korkan gözlerle Umay Ana’ya bakıyorlardı. Umay Ana çocuklarına gülümsedi ve mavi bir kuşa dönüşüp evine, göklere döndü.

Sosyal medyada paylaş

Ahmet Furkan Tunahanlı

Ahmet Furkan Tunahanlı
Ent Dergi Kültür&Sanat Editörü. Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümü Öğrencisi. Taze Vejetaryen, Pro-feminist. Kafkaokur Dergisi ile okuma alışkanlığı kazanıp sonradan yazı yazmaya başladı. Rol Modelleri Buket Uzuner ve Franz Kafka. Franz Kafka'ya olan hayranlığı öyle büyük ki yeni tanıştığı insanlara kendini Furkan Kafka olarak tanıtıyor.

Leave A Comment