Mitoloji, tarih boyunca birçok alanda insanlara ilham kaynağı olmuştur. Evrenin yaratılış ve doğasını, geleneklere özgü inanç ve uygulamaların sebebini açıklamaya yönelik söylencelerin tümünü kapsayan mitoloji efsanelere de yer vermektedir. Efsaneler ise konu bakımından tanrıları, soylu kişileri, asilleri, kahramanları ve doğaüstü varlıkları konu alır. Sinemada yer alan efsaneleri ve mitolojik unsurları barından filmleri sizler için derledik.

ORFE (ORPHEUS – 1950)

Özgün Adı: Orphée

Yönetmen: Jean Cocteau

 

 

 

 

 

Fransa yapımı olan eser, fantastik ve dramatik bir filmdir. Dış ses ile birlikte anlatılan şiirsel bir aşk öyküsüdür.

Mitolojide Orpheus, Yunan mitolojisinde çok önemli bir müzik üstadıdır. Orpheus çok sevdiği karısı ölüp yeraltına gidince Hades ile anlaşma yaparak onu geri getirmeye çalışır. Film, yönetmen Jean Cocteau’nun aralarında 30 yıl bulundurduğu üçlemeden ikincisidir.

Konusu ise şöyledir: Paris’te orta yaşlı bir şair olan Orpheus, şairlerin kafesi olarak bilinen Café des Poétes’te oturmaktadır. Bu sırada içeri yanında sarhoş bir şairle birlikte bir prenses girer. Sarhoş şair Cégéste, gittikçe daha agresif hale gelir ve kavga çıkarmaya başlar. Polis onu gözaltına almaya çalışırken ellerinden kaçar ve başına gelen bir kaza sonucu ölür. Prenses, ”Cégéste’yi hastaneye götürüyorum,” diyerek yanına alır ve şahitlik etmesi için Orpheus’u da beraberinde götürür. Nitekim Orpheus, prensesin onları hastaneye götürdüğünü zannederken aslında yeraltına; yani ölüler diyarına gidiyorlardır.

Vardıklarında prenses, Cégéste’ye, “Benim kim olduğumu biliyor musun?” diye sorar. “Ben senin ölümünüm.” diye cevap verir. Bundan sonra olaylar karışmaktadır. Orpheus, prensesin şoförü olan Heurtebise ile birlikte yaşayanlar diyarına geri döner ve bazı olaylardan sonra Heurtebise, Orpheus’un karısı olan Eurydike’ye aşık olur. Eurydike ölür ve ölüler diyarına gider. Artık her şey daha karmaşık hale gelmiştir çünkü Orpheus hem karısına hem de prensese aşıktır. Prenses de ona aşıktır; öte yandan şoför de Eurydike’ye aşıktır. Mahkemeye çıkarlar. Orpheus’un ve Eurydike’in ölüler diyarına ait olmaması sonucu geri gönderilmelerini isterler. Fakat tek bir şartı vardır: Orpheus, Eurydike’in yüzüne asla bakmayacaktır. Aksi takdirde Eurydike yeraltı dünyasına geri götürülecektir. Jean Cocteau bu filmi, bilindik Orpheus söylencesini 1950’lerin Paris’ine uyarlamıştır. Bolca drama, fantastik ögeler ve gerilim içeren film, mitin doğaçlama gelişen bir yorumudur.

 

ULISSE (1954)

Özgün Adı: Ulysses – Ulisse

Yönetmen: Mario Camerini

İtalyan-Amerikan yapımı bir film olan Ulisse, Homeros’un mitolojik Odysseia öyküsünü esas almaktadır. Odysseus, (Odisseas, Ulixes, Ülis veya Romalılara göre Ulysses) Yunan mitolojisine göre İthaka’nın kralıdır. Truva Atı fikrinin sahibi ve Penelope’nin kocasıdır.

Film, mitolojide tıpkı Odysseia gibi Troya savaşından sonra evine dönmek üzere yola çıkan Ulysses’in maceralarını anlatıyor. Ulysses, eşi Penelope ile oğlu Telemakhos’ u bırakıp savaşa gider. Savaş bittiğinde ise eve dönmek üzere yolda başına birçok olay gelir. Bunlar olurken kralı olduğu Antik Yunan şehri İthaka, artık kralları uzun süre eve dönmeyince servetine, malına mülküne sahip olmak isteyen insanlar bir bir ortaya çıkar. Adaylar Penelope ile evlenmek için birçok yol denerler, umudunu hiç kesmeyen damat adayları ise hep türlü bahanelerle ve hilelere sığınan Penelope’yi beklerler. Bu da kendi ve oğlu için birtakım zorluklara yol açar. Ulysses ise bu sırada evine dönebilmek için Tepegöz’ün mağarasından sağ çıkmaya çalışmaktadır.

Siyah beyaz olan bu film, Odysseus’un ailesinden ayrıyken neler yaşadıklarını ve ailesinin, o evinden uzakken ne badireler atlattığını özenle ele almıştır. Fantastik-macera üzerine ortaya çıkan bu eser en iyi mitoloji uyarlamalarından biridir.

 

JASON ve ARGONOTLAR (ALTIN POSTLU CENGAVER – 1963)

Özgün Adı: Jason and the Argonauts

Yönetmen: Don Chaffey

İngiliz-Amerikan ortak yapımı olan film, Yunan mitolojisinden Argonautika’daki Jason ve Argo denizcilerinin efsanesinden ilham almaktadır. Fantastik-macera türünde olan film 1958 yapımı Herkül filminde bahsedilen mitolojik Argonotlar’ın efsanesini ayrıntılı bir şekilde ele almıştır.

Film Jason’ın, yıllar önce babasını öldürüp yerine geçen kraldan hakkı olan hükümdarlığını istemesi ile başlar. Bunu elde etmesinin tek yolu vardır: Dünyanın diğer ucunda bulunan, daha önce aramaya giden kimsenin geri dönmediği efsanevi altın postu bulmaktır. Jason, Herkül’ü de yanına alarak oluşturduğu bir grup asker ile Altın Post’u bulmaya gider. Sonuç olarak tıpkı mitte yer aldığı gibi filmde de devler ve gulyabaniler birçok sahnede ana karakter Jason’a eşlik etmektedir.

 

TRUVA (2004)

Özgün Adı: Troy

Yönetmen: Wolfgang Petersen

Film, Truva Savaşı’nın daha yakın tarihte bir uyarlamasıdır. Filmin başrolünde Brad Pitt (Akhilleus), Diane Kruger (Helen) ve Orlando Bloom (Paris) olmak üzere birçok ünlü isim yer almaktadır. Film, Aeneas ve İlyada gibi klasikleri ele almaktadır.

Bilindiği üzere savaş, Truvalı Paris’in Sparta Kraliçesi Helen’i kaçırması sonucunda başlamıştır. Aynı şekilde filmde de, Paris ile Helen’in arasındaki aşkın sonucu olarak Yunanlılar ile Truvalılar arasında savaş çıkar. Helena’nın kocası Kral Menalaos öfkeden delirmek üzeredir. İntikam almak için kardeşi Miken Kralı Agamemnon’un da yardımıyla Truva’ya savaş açar. Bakıldığında tarih boyunca hiçbir ordu Truva duvarlarını aşamamıştır. Burada ise olaya mitolojide de bilinen efsanevi savaşçı Akhilleus (Aşil) girer.

Film, ne kadar değerli kaynaklardan yardım alsa da birkaç konuda bu kaynaklardan farklıdır. Örneğin; tanrılar ile tanrıçaların üstüne düşen bazı rolleri yansıtmamaktadır ve en önemlisi savaşın asıl başlangıç noktası olan Paris’in kararından bahsetmemektedir.

İlginizi çekebilir:

Ayı: Bir Mitolojik Efsane Olan Hayvanlar

Boğa: Bir Mitolojik Efsane Olan Hayvanlar

At: Bir Mitolojik Efsane Olan Hayvanlar

İlginizi çekebilir:

Sinema ve Mit

 

Sosyal medyada paylaş

Yaren Ilgın Türk

Lise öğrencisi. Yabancı dil okuyor. Giresun'da yaşıyor. Ortaokul dönemlerinde verdiği kararla, Yabancı dil okumaya karar verdi ve asla pişman değil. Karşılaştığı bütün dillere hayranlık duyar ve araştırmadan duramaz. Bol bol dizi, film izlemeyi sever ve Instagram'da ön eklemelerinde paylaşmayı da unutmaz. Hayvan belgeselleri -özellikle su altı- izler. Film ödül törenlerini kaçırmaz ve kendince eleştirmekten de geri kalmaz. Küçüklüğünde duvar karalamasıyla başlayan resim aşkı tuval -ve yine duvar- boyayarak devam eder. Müzik dinlemeden bir gün bile geçirmez. Kitap okumayı çok sever. Tür ayırt etmeksizin okur. Hayatının geri kalanında da bu alışkanlığından vazgeçmemeyi ümit eder. Zamanının çoğunu hayal kurarak geçirir. Gelecek için güzel hayalleri vardır ama anı yaşamayı da unutmaz.
Published On: Haziran 9th, 2021Categories: Kültür & Sanat, Sinema0 Yorum

Leave A Comment