bir kertenkele, bir kambur terzi, bir de ben; minicik bir taşın üzerinde oturuyoruz. ben, yakut dilli bir yılanın haklı bıkkınlıkla kurtulmaya çalıştığı bir deri parçasıyım. üstelik incecik!

bir de serçe vardı bir zamanlar. nasıl ölmüştü sahi o? artık ne zaman öldüğünü de nereye gömdüğümüzü de hatırlamıyoruz.

serçe, bu üzerinde oturduğumuz taşın adını dünya koymuştu.

kambur terzi çok güzel elbiseler diker. öyle canlı renkli kumaşlardan diker ki, ben o elbiselerden çok ürkerim.

kambur terzinin diktiği elbiseleri kim giyse bütün erkekleri kendine aşık eder. büyü kumaşlarda zannediyordum, yok, dedi. kumaşlarını sihirli bir makasla kesermiş ve onları da en neşeli kadınların taraklarından gizli gizli topladığı saçlarla dikermiş.

benim annem neşeli kadınların sonuncusuydu.

kertenkele günün birinde çok yakışıklı bir adama dönüşeceğinden bahsedip durur. ona, kertenkelelerin adama değil; adamların kertenkeleye dönüştüğünü anlatıp da onu üzmüyorum.

her gece rüyalarımda, seviştiğim adamlar sürüngene dönüşüyor. onlar hala içimdeyken, ben, derilerinin ve şekillerinin dönüşmesini izliyorum.

minik taşımızı çevreleyen sular günbegün yükselip bizi yutmaya hazırlanırken,

bir sabah kertenkele, gençliğinde çok yakışıklı bir adam olduğunu hatırladı.

aynı günün öğle vaktinde kambur terzi, etrafta hiç neşeli kadın kalmadığını öğrendi.

yine o akşam, yakut dilli yılan benden kurtuluverdi. birden, öylece.

o gece, kara kara sular minicik taşı bir lokmada yutup sindirdi.

Görsel Kaynak: Birce Demircan

Sosyal medyada paylaş

Birce Demircan

"Sürekli tabuları dürtme, ayıpların üzerine yürüme eğilimindeyim" diyerek kendisini tanımlayan Birce'nin en çok kullandığı kelime ‘hissediyorum’. "Ben sürekli bir şeyler hissediyorum ve bu hisleri temellendirebilmek için yazmaya ihtiyaç duyuyorum. Herkesin okumasına ise ihtiyaç duymuyorum fakat herkesin okumasını istiyorum. 6 yaşımda okuma yazma öğrendiğimde ilk yaptığım şey bir çocuğa aşk mektubu yazıp vermek olmuştu. Birce ben, hissediyorum ve yazıyorum"
Published On: Ekim 3rd, 2020Categories: Edebiyat, Kültür & Sanat0 Yorum

Leave A Comment