Sosyal medyada paylaş

Çizim: Agostino Iacurci

Dönüp yıllar önceki kendime baktığımda onu burada nasıl görüyorum? Peki ona bugün ben, bu masada nasıl görünüyorum? Bu bir tanışma mıdır? Bir çeşit hesaplaşma mı? Hayat çoğu kez ince ve küçük kırılmalar yaşatır. Neredeyim? Neden buradayım? Bununla mı uğraşıyor olmalıydım?

Uyandığımda yerimi yadırgadığım odalar, peşinden koşturduğum otobüsler… Ayrılıklar, birleşmeler, kavgalar, utançlar. İnsanın kendini aradığı o zorlu yol. Ne zaman başladığımı bilmiyorum. Bilmem siz hatırlar mısınız?

Bunu sadece ben yaşıyor olamazdım. İlk yayınlandığı günlerde sessiz sedasız elden ele dolaşan bir kitap benim de kitaplığıma girdi. Mahcubiyet ve Haysiyet’in son sayfasını çevirip kitaplığıma bıraktığımda içimde ufak bir sarsıntı belirdi.

Elias Rukla bir öğretmendir. Bir gün yine sınıfında, Yaban Ördekleri hakkında heyecanla konuşmak isterken karşısında neredeyse bambaşka dünyadan bir kitle ile baş başadır. İşini yapıyordur. Yıllardır işini yapıyordur. Elias Rukla biraz sıkılmış ama hala İbsen’in Yaban Ördekleri hakkında keşfettiği ince eleştirilerin heyecanını yaşıyor. İfade etmek ve anlaşılmak arzusuna bulunduğu mekan, karşılaştığı insanlar tatmin edici karşılıklar veremiyor. Bu noktada yazar eğitim sisteminin kuşaklar arasındaki farklılığa ne derece yetersiz kaldığını, öğrencilerin kayıtsızlığını aktararak bize hatırlatıyor. Bir öğretmenin saygınlığını yitirme korkusu tam da o boşlukta ortaya çıkıyor.

İçinde bulunduğu durum yaşamın en sıradan halinin çekilmezliğidir. Bu olağan durum onun İnce ince ruhunu yokluyor. Dag Solstad kelimelerle Elias Rukla’nın iç dünyasını ve bulunduğu çevreyi o kadar başarılı resmeder ki neredeyse içiniz romanın karakteri kadar sıkılır. Onu anlamak için çaba sarf etmezsiniz.

Tasarladığımız hayatla yaşamakta olduğumuz hayatın çarpıştığının işaretini veren basit bir olay. (Gündelik bir sıkıntının iç görüye daveti…) Bu basit olay sonrasında Elias Rukla’nın küçük çaplı bunalımı kendini suçlamalar ve bakımı için sorumlu hissettiği karısı ve çocuğu için duyduğu utangaçlıklar ortaya çıkıyor. Peki ne olur da insan birden hayatın bu bölümüne ulaşır?

Hikayenin öncesine kendi geçmişimizi sorgular gibi gittiğimizde Elias Rukla’nın entelektüel doyuma ulaştığı üniversite yıllarına, en yakın dostuna ve kırık bir aşk hikayesinin başladığı günlere tanık oluruz. Belli ki o günleri arıyoruz. Ama o günlerin devamını da yaşıyoruz. Sonuç ne olursa olsun o günlerde gördük bugünü.

Elias Rukla’nın geçmişinde Johan Corneliussen neredeyse en önemli karakterdir. Başlarda hayatını Kant ve Marx’ın literatürüne adamıştır. İki büyük filozof arasındaki ilişki üzerinde çalışmalar yapan bu adam onun zamanla en yakın dostu olur. Bu dostluk ikisi için de doyurucu ve keyiflidir.

Daha sonraları birçok şeyi değiştirecek bir kadın da artık dostluklarının merkezindedir. Aslında ikisinin de hayatlarını değiştiren bu genç ve güzel kadın mı? Yoksa iki başka insanın aşkı farklı yorumlayıp yaşamaları mı? Aşk her beyinde başkalaşıyor. Aşk mı bizi değiştirir? Biz mi aşkı ruhumuza göre değiştiririz? Dostluk, aile ve aşk hikaye derinleştikçe kafamızı kurcalıyor.

Dag Solstad temelde birbiriyle ilişki içinde olan üç kişinin arayış bekleyiş ve dönüşümlerini sorgularken her nedense kadın kahramanımızın aklımızda kalan en belirgin özelliği muazzam güzelliği oluyor. Oldukça pasif ama büyüleyici güzellikteki bu kadın karakteri gölge gibi resmetme nedeni neydi? Asıl derdi Elas Rukla’yı anlatmak istemesi miydi? Umarım bu yüzdendir.

Cinsiyete göre kader yaratma sıkıntısını bir tarafa bırakalım (üzgünüm). İnsanın yolunu kaybettiği ve kendi saygınlığına karşı çıplak kaldığı o anlar işte bu sayfalarda. Ruhumuz zamana yenilir mi? Utanır mıyız bu yenilgiden?

Sosyal medyada paylaş

Goncagül Yılmaz

Goncagül Yılmaz
Van’da doğdu. Biraz büyüdü. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdi. Bir süre kurumsal kimlik danışmanlığı yaptı. Son üç yıldır yayın ve kitap alanında çalışıyor. Son gemi, Zamansız ve Oku-yorum dergilerinde öyküler yazdı. Jack London ve Virginia Woolf’un tavsiyelerine uyuyor. İstediği gibi yazabilmek için çok çalışıyor.

Leave A Comment