Kategoriler
    More

      Mafya Sendikacılığının İbretlik Öyküsü: The Irishman

      The Irishman 2019’un en beğenilen yapımları içerisine girdi. Filmin içeriği kadar prodüksiyonu, bütçesi, yönetmeni, yönetmenin açıklamaları da gündem oldu. Filmin yönetmeni Martin Scorsese sinema tekellerini ve süper kahraman filmlerine ayırdıkları bütçe ve gösterim süresine dikkat çekerek şunları belirtmişti; “Başka tarzda bir filme yer yok. Daha fazla ne kadar (film) yapabilirim bilmiyorum, belki de buraya kadar. Bu sonuncusu” ifadelerini kullandı. Netflix’in eline “düştüğünden” bahsetti.

      Elbette ismini de belirterek yönetmen Martin Scorsese Marvel yapımlarını eleştiriyordu. Yaptığı bu eleştiri üzerine yeniden gündem olan yönetmen hiç geri adım atmayarak; “Amerika’da ve dünyanın birçok yerinde insanların beyaz perdedeki ana tercihleri büyük film serileri oluyor. Artık bağımsız sinemalar kendine yer bulmakta zorlanıyor. Denklem ters çevrildi ve akış birincil dağıtım sistemi haline geldi.” diye vurguluyor. Yapıtlarının bir çoğunu ikinci üçüncü kez zevkle izlemişliğim de olmuştur. Ancak benim değineceğim nokta M. Scorsese’in son yapımı “The Irishman (İrlandalı) üzerine olacak. Oyuncular içerisinde kimler yok ki. Daha da öznelleştirdiğimizde belki oyuncu Jack Nicholson’un canlandırdığı “Hoffa” isimli 1992 yapımı ve Danny Devito tarafından yönetilen filmden hatırladığımız Jimmy Hoffa isimli işçi lideri bulunuyor The Irishman ’de. Tabi ki bu sefer Al Pacino’nun canlandırdığı bir Jimmy Hoffa. Peki kim Jimmy Hoffa ve neden öldürülüyor, kim öldürüyor…

      Asıl ismi James Riddle Hoffa olan ve Jimmy Hoffa olarak bilinen International Brotherhood of Teamsters (Uluslararası Kamyon Sürücüleri) Sendikası’nın efsanevi başkanıdır. Hoffa, ilk 40’larda iş kolunda örgütlenme çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Ancak Amerika’da aynı iş kolunda çalışanlar ve işverenler ile ilgilenen bir mafya da vardır aynı yıllarda. Bu çeteler iş kollarında işleri durdurmak tehdidi ile çalışanlar ve işverenlerden haraç almaktadır. Aynı dönemde Jimmy Hoffa bir sendikacı olarak ortaya çıkar ve hem işverenlere hem de işçilere sendikalaşmanın sağladığı güvenceden bahsederek örgütlenmektedir. Yavaş yavaş UIBT, taşımacılık sektöründe Amerika çapında yetkili tek sendika haline gelmektedir. Bu örgütlenmeleri sürdürürken öte yandan mafya ile de yakın ilişkiler içerisinde olan Jimmy Hoffa 1958’de sendikanın başkanlığına seçilmiş ve üye sayısını bir rekor kırarak 1.5 milyon işçiye çıkarmıştır.

      Gücü tartışılmaz, hiçbir davranışı sorgulanmaz olan Hoffa – işçilerden gelen aidatlar dahil- sendikaya ait olan parayı Las Vegas’ın kumarhane yöneticisi çete örgütlerini finanse etmek için kullanmaya başlamış, sendikası için bir nevi tefecilik yapmaktan da geri durmamıştır. John F. Kennedy’nin Başkan olarak seçilmesinden sonra kardeşi Robert Kennedy’i Adalet Bakanı olarak atandığı J. F. Kennedy döneminde, Adalet Bakanı’nın uğraşları sonucu yolsuzlukları ıspatlanan Jimmy Hoffa 1967’de tutuklanarak 13 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Ancak, J. F. Kennedy suikastinin ardından her ne kadar hapishaneden sendika başkanlığını sürdürse de 1971’de Başkan Nixon ile bir anlaşma yaparak sendika başkanlığından istifa etmek ve 1980 yılına kadar bir daha sendikacılık faaliyetleri yapmamak şartıyla özel bir af ile tahliye edilmiştir. Sendika başkanı olmasa da sendika bürokrasisi içerisindeki örgütlülüğü Jimmy Hoffa’nın mutlak gücünün kaynağıdır. İddialara göre mafya ve Amerikan burjuvasını sendika parası ile finanse eden Jimmy Hoffa aynı zamanda Başkan Nixon’un seçim kampanyasının da finansörleri arasındadır.

      Bu tür sendikacıları elbette gündelik hayatımızda görmek de mümkün. Pahalı takım elbiseler, lüks makam araçları, her eleştirilere cevap veren fedaileri, sendika lojmanları olarak bilenen ultra lüks villalar, sınır tanımayan tatiller, aşırı tüketim arzusu… Bu sendikacılar siyasal iktidar her ne kadar değişse de hep oradadırlar. Yüzleri değişir ama ne kıyafetleri, ne yaşam standartları, ne de işçiye sırt dönüp iktidara attıkları sevgi dolu bakışlar ile iktidarın kulağına “fısıldadıkları”. Hiçbiri değişmez. Sendika içi demokrasi elbette bolca vardır. Muhalifler patronlarla görüşülür, işten atılır örneğin. Sendika seçimlerine korumalar ve/veya fedailer eşliğinde gelinir. Çarşaf listeler dışında seçim sistemi dışına çıkanlar bu sendika kongrelerinde dövülür. Elbette bunlar genel kongrelere çok yansımaz. Daha çok sendikaların yerel delege seçimlerinde karşınıza çıkar. Karşı koyanlar polise ihbar edilir sonra. O sandikacıların evlerinin etraflarında mobeseler hiç bozulmaz, çalışır vaziyettedir. O mobeselerden geçenler sendika başkanının muhalifiyse tehdit ediyor diye tutuklatılır.

      Peki noluyordu Jimmy Hoffa’ya? Aslında Hoffa’nın akıbetine dair onlarca kitap, makale yazıldı. Amerikan sinemasında hep duyarsınız adını. Biri çıkar; “Amerika’daki en büyük şeyi ben yaptım, Hoffa’yı ben öldürdüm” der. Amerika’da faili meçhul cinayet ararsanız ilk karşınıza Hoffa dosyası çıkar. Komplo teorileri dahil onlarca iddia dolanmaktadır ortada Hoffa’ya dair. En kuvvetli iddia ise Hoffa (1992) filmi ile hatırlayacağınız sahnedir. İddiaya göre Jimmy Hoffa aracılığıyla sendikadan aldıkları paranın miktarı dolayısıyla çeteciler bu parayı geri ödemek istememektedirler ve buna karşılık sendika ile mafya arasındaki tek bağ olan Jimmy Hoffa bu borcu ödememek için korumasız bir şekilde mafya yöneticileri ile randevulaştığı bir restoranın otoparkından kaçırılmış ve öldürülmüştür.

      Jimmy Hoffa’nın durumu günümüz sendikacılarına ibret olsun. İşçiyi sırtından vuran, işçinin üç kuruş alın teri ile ödediği aidatı iktidarlara, mafya ve çetelere peşkeş çeken sendikacılar için Hoffa bir prototip olarak geleceklerine dair önlerinde duruyor. İktidar ortaklığına aday olan, siyaseti işçiden yana değil, iktidar ve patronlardan yana işleten sendikacılar, o patronlar için sadece dönemsel bir araç ve ihtiyaçtan öteye gitmemektedirler.

      Ceyhun Dönmez
      Ceyhun Dönmezhttps://entdergi.com/author/ceyhundonmez/%20
      Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. Ent Dergi kurucularından ve editörlerinden. Bir kedi bir köpek babası.

      Rastgele Yazılar

      Kadınlar ve Erkekler Eşittir Ama Erkekler Daha Eşittir

      2008-2019 yılları arasında 3185 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2017 yılında 207.233 kadın koruma talebinde bulundu. 2016’dan itibaren üç yıl boyunca düzenli olarak yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’deki kadınların %61 ’inin en büyük sorununun şiddet olduğu...

      Dünyanın Yalnızca Bize Ait Olmadığını Fark Etmek

      Fotoğraf: Tuğçe Berber DÜNYANIN YALNIZCA BİZE AİT OLMADIĞINI FARK ETMEK ...

      Doğayla İlişiği Kesilen Canlı: İnsan

      İnsan; diğer tüm canlılar gibi varoluşundan beri doğayla iç içedir. En temel ihtiyaçlarını doğadan karşılamış, belli bir dönem boyunca kalıcı ve...

      Adaleti Beklerken: Hande Kader Cinayeti

      “Dünyada translar için güvenli bir ülke yok.”

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz