Kategoriler
    More

      Lilith: Karanlıkta Uçan Kadın

      Yahudi geleneğinin en kötü iblisi olarak görülen Lilith, feminist bir kahramana dönüşüyor.

      “Bir yanım güzeldir benim,
      Ama hangi yanım, asla bilemezsin.”
      Ruth Feldman, “Lilith”

      Lilith Yahudi geleneğinde, belki de en kötü şöhretli iblis olarak bilinir. Bazı kaynaklara göre, Havva’dan bile önce yaratılmış ilk kadın olduğu düşünülür. Bazen de yeni doğmuş çocukları çalan bir hırsız olduğu ileri sürülür. Lilith “gece” anlamına gelir ve karanlığın duygusal ve ruhani yönlerini bünyesinde barındırır: korku, şehvet ve dizginlenemeyen bir özgürlük. Son zamanlarda ise artık “iyi kız” olmak istemeyen kadınların özgürlüğünü temsil eder hale geldi.

      İncil ve Eski Yahudi Yazınlarında Lilith

                  Lilith öyküsünün kökeni, “karanlık hizmetçi” olarak bilinen vahşi bir ruhun ortaya çıkmasından bahseden, “Inanna’nın Düşüşü” (M.Ö 3000 dolaylarında) isimli bir Sümer efsanesine dayanır. Suriye’nin Arslan Tash şehrindeki M.Ö 7. yüzyıldan kalma bir tablette ise şu şekilde bahsi geçiyor: “Karanlık odalarda yükseklerden uçan ruh! Git bir an önce, Lili!”

                  Lilith daha sonra İsrail geleneğine hatta muhtemelen İncil’e bile girdi. İşaya 34:14 çok davetkar olmayan vahşi bir doğadan bahseder: “Orada keçi-iblisler birbirini selamlayacak, ve Lilith tam da orada dinlenecek.” Bazıları bu Lilith kelimesinin bir gece kuşuna gönderme olduğuna inanıyor. Ama bunun gerçekten “şeytan” Lilith’e bir atıf olduğunu düşünenler de var. M.S 1. yüzyıldan kalma büyülü bir kasede, İbranice şöyle yazar: “Bu kase, Geyonai bar Mamai’den kaçan Lilith’i bu eve hapsetmek için yapılmıştır.” Lilith’in elleri bağlı halde resmedildiği eski tasvirler, onu zapt etmek için bir tür sihir kullanıldığını gösteriyor.

                  Eski Yahudi yazınlarında Lilith yalnızca karanlık bir ruh değil, aynı zamanda kontrol edilemeyen cinsel bir figür olarak kabul edilir. Eski Babil yazınlarında (Shabbat151a) şöyle diyor: “Erkeklerin evde yalnız başına uyuması yasaktır, çünkü Lilith onları ele geçirebilir.” Lilith’in dünyaya yeni iblisler getirebilmek için kendini erkek spermleri ile döllediği söylenir.

      Lilith’in Evlilik Sonrası Kaçması

                  Genesis Rabbah’da Adem’in Havva’dan önce başka bir eşi olduğunu iddia eden kısa bir tefsir ile karşılaşıyoruz. Bu yorum, Genesis’de iki farklı yaratılış hikayesi olmasından kaynaklanır: Genesis 1’de erkek ve kadın aynı anda yaratılır. Öte yandan Genesis 2’de Adem Havva’dan önce yaratılır. Hahamların hikayesine göre, ilk yaratılış hikayesi farklı şekilde gerçekleşmiş: Adem’in, tıpkı kendisi gibi topraktan yaratılmış bir eşi var. Ve bazı nedenlerden ötürü bu evlilik yürümüyor. Böyle olunca da Tanrı Adem için ikinci bir eş olan Havva’yı yaratıyor.

                  Dokuzuncu veya onuncu yüzyılda Ben Sira Alfabesi başlıklı bir efsane derlemesi, Adem ile eşinin iblislerle birleşme hikayelerinden yola çıkarak Lilith’in Adem’in ilk eşi olduğunu savunan detaylı bir hikaye anlatır:

               İlk insan Adem, baktı ki yalnız, Tanrı ona tıpkı Adem’in kendisi gibi topraktan bir kadın yarattı. Tanrı ona Lilith ismini verdi ve onu Adem’e götürdü. Hemen kavga etmeye başladılar. Adem: “Altıma uzan!” diye bağırıyordu. Lilith ise şöyle dedi: “Asıl sen benim altıma uzan! İkimiz de eşitiz, çünkü ikimiz de topraktan yaratıldık.” Birbirlerini dinlemediler.

               Lilith bu durumu görür görmez ilahi ismi söyledi ve gökyüzüne uçarak kaçtı. Adem Yaradan’ın önünde dua etmeye başladı. “Evrenin efendisi, bana verdiğin kadın kaçtı.” Tanrı üç melek gönderdi ve onlara dedi ki: “Gidip Lilith’i getirin. Eğer gelmek isterse gelir, istemezse de sakın onun iradesini zorlamayın.”

               Üç melek gitti ve onu Mısırlıların boğulmaya mahkum olduğu yerde buldular. Onu yakalayıp dediler ki: “Bizimle gelirsen iyi olur, gelmezsen de seni denizde boğacağız.”

               Lilith onlara şöyle dedi: “Arkadaşlarım, Tanrı’nın beni sekiz günlük bebekleri güçten düşüreyim diye yarattığını biliyorum. Bir bebeğin doğumundan sekizinci güne kadar onun üzerinde hakimiyetim var. Ama bebek erkekse sekizinci günden sonra hakimiyet kuramam, kızsa 12 gün boyunca kurabilirim.”

               Melekler dedi ki: “Her gün yüz çocuğunun ölmesini kabul edene kadar gitmene izin vermeyeceğiz.” Ve Lilith bunu kabul etti. Bu yüzden her gün yüz iblis ölüyor. Lilith meleklere yemin edene kadar onun peşini bırakmayacaklardı: “Seni veya isimlerini gördüğüm hiçbir yerde, o çocuk üzerinde asla hakimiyetim olmayacak.”

      Ben Sira Alfabesi 23a-b

                  Bazıları bu hikayenin, bebeklerin ölümünü açıklamak için önemli bir adım olduğuna inanırken, bir diğer kesim de bunun cinsel hayatla ilgili kavgalar ve başarısız melekleri anlatan mizahi bir hikaye olduğu konusunda ısrarcı. Bu hikayedeki Lilith hem Adem hem de Tanrı’yı karşısına alır: Ataerkil düzene meydan okur, itaatkar bir cinsel tutumu reddeder, ve son olarak da Adem’in otoritesi altında yaşamak yerine bir iblis olmayı tercih ederek evliliği elinin tersiyle iter. Lilith’in Sazlık Denizi’ne kaçtığını da gözden kaçırmamak lazım: Burası, İbranilerin bir gün kölelikten kurtulacağı yer olarak bilinir. Lilith hikayesinin bu versiyonunda Lilith tüm zalimlerin korktuğu şeyi temsil eder: Köleleştirildiğinin farkında olan bir birey.

                  Ben Sira Alfabesi’ndeki bu Lilith hikayesi, Yahudi toplumunda hızla yayıldı ve zamanla bu hikaye genişletilerek yeni versiyonlar ortaya çıkarıldı. 12. yüzyıl İspanyasından gizemli bir eser olan Zohar, Lilith’i sadece Adem’in ilk eşi olarak değil aynı zamanda Şeytan’ın da eşi olarak tasvir ediyor. Kabala’da ise Lilith evrensel gücü üstlenir. Shekhinah’ın ( Sonsuzluğun Gelini, Kadınsı İlahi Varlık) daha karmaşık bir suretidir. Aslında Zohar, Yahudiler sürgünde acı çekerken, Kutsal Olan’ın (İlahi Olan’ın erkeksi yönü) Shekhinah’tan ayrıldığını ve Lilith’le birleştiğini düşünüyor. Lilith’in İlahi Olan ile cinsel ve ruhani bağlantısı ancak Mesih geldiğinde ve dünyadaki kötülükler giderildiğinde sona erecektir.

                  Yahudi geleneğinde, Lilith hakkındaki birincil efsaneler onu öncelikle bir bebek hırsızı olarak tanımlamaya devam ediyor. Orta Çağdan modern zamanlara kadar, Lilith’i hamile kadınlardan ve bebeklerden uzak tutmak için, üzerinde Ben Sira Alfabesinde bahsi geçen üç meleğin ismi (Sanvi, Sansanvi, Samangelof) yazılı muskalar kullanıldı. Bu tür muskalarda ayrıca içinde Adem ile Havva’nın; dışında ise Lilith’in isminin yazılı olduğu daireler de içerebilir: bu da Lilith’i aile kurumunun dışında tutmanın gerekliliğine bir gönderme gibi kabul edilebilir. Bazen de Lilith’i uzak tutmak için bebeğin beşiğine kırmızı kurdele bağlanır.

      Lilth ve Modern Yahudi Feminist Tefsirler

                  Modern dönemde, köleleştirilmeye çalışılan kadının özgürlüğe doğru uçma hikayesi meşhur bir yaklaşım haline geldi. Çok sayıda kadın-erkek Yahudi şair ve yazarlar yeni fikirler üretebilmek adına Lilith’le ilgili eski hikayelerin farklı yorumlarını yazdı. Yeni Lilith hikayelerinin belki de en ünlüsü Judith Plaskow’un “Lilith’in Gelişi” adlı eseridir. Bu feminist hikayede, Lilith bulundukları bahçeden kaçar, çünkü Adem veya Tanrı tarafından sindirilmek istemeyen özgür kadın rolündedir. Ancak bir kadının kendisine refakat etmesinin özlemiyle yanıp tutuşmaktadır. Bu yüzden kısa süre sonra gizlice bahçeye girer ve Havva ile arkadaş olur. Aslında Havva’ya, Lilith’in bir iblis olduğu önceden söylenmiştir. Ancak iki kadın, hikayelerini birbiriyle paylaştıktan sonra arkadaş olurlar ve birlikte bilgi arayışı içine girerler.

                  Enid Dame “Lilith” isimli şiirinde, Lilith’i Eden bahçesinden ayrılıp Orta Çağda’ki cinsel erkek fantezilerinin içine girip çıkan ve şimdilerde New Jersey’de bir taksi şoförü ile birlikte yaşayan ebedi bir bohem olarak hayal ediyor. Lilith New Jersey’deki evinin banyosunda, Eden bahçesini hatırladığı zaman hala haykırır: “O erkek ve Tanrı’yla yaşayamam ben!”

                  Jacqueline Lapidus’un kısa şiiri Eden, Lilith ve Havva arasındaki lezbiyen bir ilişkiyi tasvir ediyor. Lilith efsanesini kullanan Lapidus, kadınlar arasındaki aşk için bir başlangıç hikayesi yaratır. Bilim insanı ve yazar Ohad Ezrachi Lilith’in gerçek bir ilişkiden korkan erkekler tarafından yaratılmış bir imge olduğunu savunur ve ona göre Lilith, kadınların bölünmüş cinsel bileşenlerini temsil eder. Bu bağlamda da Lilith ve Havva’nın aynı kişi olarak görülmesi gerektiğine inanır.

                  Lilith o kadar popüler bir figür haline geldi ki birçok işletmeye onun adı verildi (kadınların müzik konserlerini içeren Lilith Fuarı ve Yahudi feminist mecmuası Lilith Dergisi gibi). Bir zamanlar korku kaynağı olan Lilith, özgürlük simgesine dönüştü. Bazıları eskiden iblis olarak kabul edilen bir figürün bu derece benimsenmesini onaylamasa da Lilith’in yeniden doğuşu kayda değer bir öneme sahip. Lilith’in korkutucu kişiliği birçok açıdan baskıdan kurtuldu: cinsellik baskısı, kadınlarda özgür dürtü baskısı, “ya her şeyi geride bırakırsam, ne olur?” sorunsalının baskısı. Modern Yahudiler cinsiyet, özgürlük ve seçim hakkında daha açık sorular sormaya başladığında, Lilith kendi arzularımızın karmaşık bir temsili haline gelir.

      Kaynak: My Jewish Learning

      Selma Ay
      Selma Ay
      Dil-Edebiyat mezunu ve İngilizce öğretmeni. Tabiatın her bir zerresinin kutsal olduğuna inanır. Kitapsız bir yaşam düşünemez. Doğanın sunduğu güzellikleri fotoğraflamayı sever. Eleştirel yazılar okumaktan ve hayat üzerine düşünmekten zevk alır. Yaşamının her anında İhsan Oktay Anar'ın şu sözünü hep hatırlar: “Dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.”

      Rastgele Yazılar

      Cinsel Kimlik Tabusu

      Toplumda alışagelmiş, kabul edilmiş, tabulaşmış birtakım profiller, kalıplar var. Doğduğumuz an çevremizdekiler kim olacağımızı belirlemeye çalışıyor ve bu hayatımız boyunca devam ediyor....

      Hep Kısa Kalan Çimenler

      Hayatımız betonlarla doldu dolalı hep doğaya özlemle yaşıyoruz ya da yaşamaya çalışıyoruz. Kimilerimiz çiçek kokulu parfümler kullanarak kendini doğa kokuları ile süslemeye çalışıyor, kimileri ise birtakım araçlar-gereçlerle hapsolduğumuz şehir yaşantısında kendimizi doğaya yakınlaştırmaya çalışıyoruz.

      Salda Gölü Talanı

      Salda Gölü, Burdur'un Yeşilova ilçesinin birkaç kilometre ötesinde bulunan ve bir süre öncesine kadar dünyanın en temiz suyuna sahip beşinci gölüydü.Salda, doğasında...

      Çabuk Tüketilenlerde Bugün: Dünya

       Sürekli olarak medyada yer almasına rağmen asla ciddiye alınmayan konulardan biri de doğal kaynakların nasıl hoyratça kullanıldığı ve yok edildiği. Genellikle haber...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz