Bundan 2 yıl önce, 2019 yılının sonlarına doğru yavaş yavaş adını duymaya başladığımız Covid 19 salgını, hepimizin düşüncesinde Aman, gelir ilaçlarla geri göndeririz şeklindeydi. Korona 

İlk zamanlarda karmaşa içerisindeydik. Kimilerimiz azıcık öksürse kendini Covid sanıyor, kimilerimiz de olayın sadece büyük bir oyun olduğunu savunuyorduk.

Ne zaman ki en yakın akrabamızı, eşimizi ve dostumuzu bu hastalıktan kaybettik, işte o zaman kafamız daha çok karıştı.

Hani bu bir oyundu? Hani hafif öksürüklerle atlatılıyordu … Bunları düşünürken yıl 2020 olmuştu bile.

Art arda gelen yetkili açıklamaları, maske kullanım zorunluluğu, dezenfektan ürünlerinin her yerde olması derken, bu yıla çok hareketli başladık. Korona

Fakat önlemler alınsa dahi bir yerlerde halen komşularımız, ailemiz yahut akrabalarımız birer birer aramızdan ayrılmaya devam ediyor. Peki biz? Maske takmak ve belirli düzeyde kendimizi dezenfekte etmekten başka hiçbir şey yapamıyorduk.

Artık ülke genelinde bir şeyler olmalıydı. Çözüm bulunamasa dahi, önlemler geliştirilmeliydi. Mart – Nisan aylarında sokağa çıkma yasağı hayatımıza dahil olmaya başladı.

Toplum sokağa çıkma yasağını tarihinden dolayı kötü biliyordu. Aniden alınan bu karar ülke genelinde çalkantı oluşturdu ve bir anda kendimizi marketlerin ve bakkalların içinde bulduk. Bizim korkumuz her yerin kapanacağından, yiyecek – içecek tedarikini sağlayamayacağımızdan yanaydı, çünkü detaylı bir açıklama yapılmamıştı.

O süreçlerin çoğu deneme – yanılma yöntemi ile geçti ve toplum olarak çok insan kaybettik. Korona

Yılbaşı yaklaşıp 2020 yerini 2021’e devrederken, tüm temenni ve dileklerimiz bu yılın biraz daha rahat geçmesinden yanaydı. Fakat, değişen pek bir şey olmadı.

Bu yılı da öyle böyle ilerletirken, hayatımıza birkaç çeşit aşı girdi ve bunlar Covid vakalarını sizden uzak tutacak, haydi aşı olun bakalım denildi.

Bir yanda günlük veri tablolarının giderek yükselmesi, diğer yanda ülkemize gelen aşılar … Toplum olarak bu iki olayın tam ortasındaydık ve bir an önce aşı olmayı seçmek zorundaydık.

Gün geçtikçe aşı olan insan sayısı arttı. Kademe kademe yasaklar kaldırıldı ve şu günlerde Covid öncesi süreçlerden farksız bir şekilde yaşamımıza devam ediyoruz.

Ne maske, ne dezenfektan, ne de Entübe olma riski … Hiç bir şey kalmadı adeta. Korona

Peki onlarca insanın ölümüne sebep olan, hayatımızı mahvedip psikolojik sorunlara bizi boğan Korona virüs kısa sürede yok edilmiş miydi?

Şu günlerde yaz sıcağının en yoğun olduğu yerlerde tatil yapıp, denize girip, turizm sektöründen faydalanarak günlerimizi rahat bir şekilde geçiriyoruz değerli okurlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi Covid 19 çoğumuzun aklından çıkmış durumda. Çünkü her gün gördüğümüz veri tablolarını artık ya hiç görmüyoruz ya da çok hafifletilmiş bir şekilde görüyoruz.

Biz bu rahatlığın tadını çıkartırken, tam turizm sezonunun bitmesine yakın Covid 19 farklı bir varyant ile yavaş yavaş hayatımıza girmek üzere, bunu ne yazık ki görüyoruz. Bu durumdan da anlıyoruz ki, Covid 19 yok olmamış, o da bizimle birlikte tatile çıkmıştı. 

Aşıların 3. doz önerisi de bize şunu açık ve net ifade ediyor ki, bu virüs ülkelerin sağlık sistemleri istediği taktirde daha çok hayatımızda bulunacak. Bazen tatile gönderecekler, sağlık sektöründe çığır açmak gerektiğinde geri çağıracaklar. Korona

Unutmayalım. Büyük sistemler ekonomik anlamda bir şeyden fazlaca katkı elde etmişse, o kaynağı bir anda kurutmazlar. Bitecekse de yavaş yavaş bitmesini sağlayıp, 3. doz aşı, 5. parti maske satarak süreçten yararlanabildikleri kadar yararlanırlar.

Toplum olarak bizler de bu hengame içerisinde bir sağa, bir sola savrulur dururuz.

Sonuç olarak:

Bu yılı da yavaş yavaş bitirmek üzereyiz değerli okurlar. 2022 neler getirir, bizleri neler bekler bilinmez fakat, önümüze baktığımızda bu salgın ile uzun süre yaşayacağımızı görüyoruz.

Bize düşen olumsuzluklardan hem yaşamsal, hem de psikolojik olarak ne kadar az etkilenebiliriz, bunun yollarını aramaktır.

Eğer fiziki sağlığımızı ve psikolojimizi koruyamazsak, salgını tüm dünyadan yok etseler dahi bize bir faydası olmayacaktır. Bu doğrultuda en önemli görevimiz de salgın çemberinden çıkışı kendi gözlerimizle net olarak görene kadar önlemlerimizi asla düşük seviyeye çekmemektir.


Kapak Görseli: Tri-Cities bowlers rally to strike a deal to reopen in WA state, Youtube.

Sosyal medyada paylaş

Kadir Ahiska

1997 yılında sivas merkez'de doğdu ve yaklaşık 6 yıl boyunca orada yaşadı.Eğitim hayatının başlaması ile birlikte ailesiyle Istanbul'a gelerek ilk ve orta okul eğitimimi tamamlamak için Türkan Sabancı Görme Engelliler okuluna kayıt oldu. Burada 8 yıl boyunca eğitim aldıktan sonra Çobançeşme Anadolu Lisesi'nde lise eğitimimi tamamladı Eğitim hayatı sürerken bir yandan da projelerle uğraşmaya başladı ve liseler arası fikir festivaline katılıp aldığı derece sayesinde hayatının yoğun zamanlarının başlamasındaki ilk adımı attı. Lise süreci tamamlandıktan sonra iki hedeflerinden birisi olan Sosyoloji bölümüne odaklanıp üniversite sınavına girerek Istanbul Esenyurt Üniversitesi "Sosyoloji" bölümüne yerleşti ve lisans eğitimine başladım. Şimdi 4. sınıfta ve genel çizgisi üzerinden toplumsal yazılar yazmayı kendisine hedef edinerek hayatına devam ediyor. "Sosyoloji bölümüne başladıktan sonra yazmak artık bir hobi değil görev haline geldi" diyen Kadir toplumun kendinden bahseden yazılara çok ihtiyacı olduğunu düüşünüyor.
Published On: Ağustos 28th, 2021Categories: COVID-19, Gündem0 Yorum

Leave A Comment