Nazilerin iktidara gelmeden önce ellerindeki en önemli güç propagandaydı. Hitler Alman halkının tek çatı altında toplanması gerektiğini, ekonomik olarak zor zamanlardan geçen devletin kurtuluşunun kendisi ve partisi olduğunu iddia ediyordu. Goebbels konuşmalarında ekonominin sebebi olarak komünist ve Yahudileri hedef almıştı. 1933’te, Nazilerin iktidarı ele geçirmesinin ardından, Hitler, Joseph Goebbels’in başkanlığını yaptığı, Kamu Aydınlanma ve Propaganda Devlet Bakanlığı’nı kurdu. Herhangi bir şekilde Nazi inançlarına ya da rejime karşı tehdit oluşturan görüşler sansüre uğradı ya da tüm medyadan kaldırıldı. Bakanlığın amacı birçok alanda (sanat, müzik, film, tiyatro, kitap) ellerindeki gücü kullanarak basın üzerinden propaganda yapmaktı.  “Propaganda, bir doktrini tüm insanlara kabul ettirmeye çalışır. Propaganda, bir fikrin bakış açısından genel halk üzerinde çalışır ve onları bu fikrin galibiyetine hazır hale getirir”. Adolf Hitler bu sözleri, propagandayı Ulusal Sosyalizm ideallerini—bunların içinde ırkçılık, Yahudi düşmanlığı ve Bolşeviklik karşıtlığı vardı—yaymak için kullanmayı ilk kez savunduğu Kavgam (1926) adlı kitabında yazdı.

Goebbels’in, Nazilerin iktidara gelmeden önce komünist ve Yahudilere karşı tutumları iktidar olduktan sonra aynı şekilde devam etti ve eyleme döküldü. Devletin imkanlarını sonuna kadar kullanan Naziler tarafından büyük karalama kampanyası başlatıldı. Adolf Hitler propagandayı niteliklere ayırarak çeşitlendirmiştir. Bunların en önemlisi büyük topluluk üzerinde etki yapmak ve fikirleri dikte etmek için sabırla beklemektir.

Parti devleti haline dönüşen Almanya’da; Nazi öğrenci örgütleri, öğretim üyeleri ve kütüphaneciler halk tarafından okunmaması gereken kitapları tespit ettiler. 10 Mayıs 1933 gecesi bütün kütüphaneler basıldı ve tespit edilen kitaplar, geçitler ve meşaleler eşliğinde Yahudi yazar ayrımı yapılmadan, fikirleri Nazilerden farklı görünen bütün eserler yakıldı. Goebbels “Alman ruhunun temizlenmesi” hareketini ilan etti. Nazi fikirlerinin yayılmasında okullar çok önemli bir yoldu. Belirlenen kitaplar sansürcüler tarafından yasaklanırken, öğrencilere partiye sorgusuz bir şekilde itaat etmeyi, Hitler sevgisini ve Yahudi karşıtlığını aşılamak için yeni kitaplar getirildi. Hitler Gençliği’nin ve Alman Kızlar Birliği’nin okuldan sonraki mitinglerinde çocuklar Nazi partisine sadık olmak üzere eğitiliyordu. Gençler hem okulda hem de okul sonrasında Adolf Hitler’in doğum günü, iktidara gelişinin yıldönümü gibi günleri kutluyordu.

Özellikle filmler, ırkçı şekilde Yahudi düşmanlığını, Almanların üstünlüğünü ve Nazilerin yarattıkları düşmanların kötülüklerini aşılıyorlardı. Tam tersi olduğu zaman, yani Nazilerin hoşuna gitmeyen, karşıt ideolojik durumlarda diktatör devlet baskısı kendini fazlasıyla belli ediyordu.  Adolf Hitler’in yanındaki en önemli isimlerden olan Joseph Goebbels ve Fırtına Birlikleri (SA), Berlin’deki Erich Maria Remarque’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan “Batı Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok” adlı filmin galasını dağıttı. Filmin gösterimini durdurmak için sis bombaları atıldı. Filmin kesilmesine karşı çıkan seyirciler dövüldü. Roman, Naziler tarafından hiçbir zaman sevilmemişti, çünkü savaşın zalim ve saçma yanını tasvir etmesini “Almanların özüne ait bulmuyorlardı”. Sonuç olarak film yasaklandı. Remarque 1931’de İsviçre’ye göç etti ve Naziler iktidara geldikten sonra 1938’de Remarque’ın Alman vatandaşlığını feshetti.

Bu dönemde en çok kullanılan iletişim aracı radyodur. Her yerde kolay ulaşılabilirliği sayesinde propaganda için kusursuzdu. Hitler ve Goebbels ikilisi de bu konuda radyonun önemini bilen iki siyasetçiydi. Bu liderler radyoyu kendi düşüncelerini halka kabul ettirmek için bilinçli bir şekilde kullanmışlardır. Hitler savaş öncesi yaptığı radyo konuşmalarında kendi düşüncelerini halka kabul ettirmeye çalışmış, savaş başladıktan sonra da halkı savaşın gerekliliğine inandırmak için radyo yayınlarını kullanmıştır. Hitler’in kült lider inşasında; tanrısal bir otorite tarafından görevlendirildiği, Alman halkını yönetebilecek tek kişinin olduğu ve Hitler olmadan Nazi Almanya’sının asla büyük bir devlet olamayacağı mitlerinin inşa edildiği görülmüştür. Böylece Hitler’in aldığı tüm kararların tartışılmadan kabul edilmesi amaçlanmıştır. Bahsedilen kült liderler genelde totaliter rejimlerde ortaya çıkmıştır. Zamanla bu durum kırılmalar yaşasa da 20. Yüzyılda pik dönemini yaşamıştır.

Goebbels’e tarafından söylendiği düşünülen Büyük Yalan tekniği ile ilgili meşhur cümleler şöyledir: “Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda ona inanmaya başlayacaklardır. Yalan, ancak devletin halkı yalanın siyasi, ekonomik ve/veya askeri sonuçlarından koruyabileceği süre boyunca sürdürülebilir. Dolayısıyla, devletin muhalefeti bastırmak için tüm yetkilerini kullanması hayati önem taşır, çünkü gerçek, yalanın ölümcül düşmanıdır ve dolayısıyla gerçek, devletin en büyük düşmanıdır.” Bu cümlelerin gerçekliği ile ilgili kesin ve net kanıtlar hiçbir zaman ortaya çıkmamıştır. Goebbels, Büyük Yalan tekniğini İngilizlerin kullanmakta usta olduğunu belirtmiştir.

İktidarın son zamanlarına doğru yaklaşırken diktatörlük ve propaganda seviyesi de git gide artıyordu. 1939 yılında Polonya’ya savaş ilan edilmeden önce hakkında birçok karalama kampanyaları yapılmıştır. Naziler; Polonya’nın saldırgan tutumlar sergilediğini, Almanya’yı savaş için kışkırttıklarını söylüyordu. 1941 yılına gelindiğinde Naziler birçok dünya devletini adeta savaş için teşvik ediyor, birçok afişler, sloganlar üreterek ortamı kızıştırıyordu. Artık final diyebileceğimiz noktaya ulaşıldığı zaman Naziler için yolun sonuna geliniyordu. Stalingrad yenilgisi sonrası büyük güç kaybeden Almanya ve halk, Goebbels’in propagandaları sayesinde adeta ayakta uyutuluyor, Hitler’e taparcasına itaat ediyorlardı. 1945 yılına gelindiğinde Joseph Goebbels, Görlitz halkı ve Berlin Muharebesi hakkında çok büyük propagandalar yapıyordu. Konuşmasında; “Doğu Cephesi’ndeki askerlerimiz durumu kontrol altına alacak, düşmana mermiler yağdıracak, Führer bütün krizleri atlattı, bunu da atlatacaktır…” gibi gerçeği yansıtmayan şeyler söylüyor, güç gösterisine devam ediyordu. Halk ise propagandanın etkisinde kalmış Joseph Goebbels’i alkışlıyor ve ona inanmaya devam ediyordu. Savaşın son zamanlarında Alman halkı gerçekleri görmeye başladığında yolun sonuna gelinmişti. Hitler ve propaganda bakanı Goebbels intihar etmiş, o zamana kadar olaylardan haberdar olmayan Alman halkı ve Wehrmacht subayları Himmler’in Polonya’daki Yahudi, Sırp ve çingene katliamlarına şahit olmuştu. Adolf Hitler önderliğindeki Nazi Partisi, milyonları ikna edecek konuşmalara, propagandalara imza atmış ve Alman halkını savaşın son günlerine kadar arkalarından sürüklemeyi başarmıştı.

 

Kaynaklar:

dergiler.ankara.edu.tr/

www.ktu.edu.tr/

dergipark.org.tr/

tr.wikipedia.org/

encyclopedia.ushmm.org/

 

İlginizi Çekebilir: Berlin Holokost Anıtı

Sosyal medyada paylaş

Ersel Gündoğan

Hacettepe Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisi. Dünya üzerindeki her şeye meraklı. Kendini her daim öğrenci hisseder. Okumayı, gezmeyi, farklı kültürler görmeyi ve bunları diğer insanlara aktarabilmek en büyük gayesidir.
Published On: Mayıs 22nd, 2021Categories: Bilim, Tarih0 Yorum

Leave A Comment