Kitap İncelemesi: Stefan Zweig – Mecburiyet

   Yazım aşamasında ‘Firari’ olarak tasarlayıp kitabın ismiyle huzursuzluğa davet eden yazar, sonrasında kitabın ismini “Mecburiyet” olarak değiştiriyor.

Deliren dünyanın dehşetinden arınmaya çalışanların öyküsünü okuyoruz. Bu belki de bizim için son derece tanıdık olan içimizdeki iki iç sesin çatışmasının tereddütsüz dışa vurumu.

İlk sayfalarda Ferdinand’la tanışıyoruz. İçindeki karmaşa ve huzur arayışını da onunla tanışır tanışmaz anlıyoruz.

Kim bilir kaç kez içindeki karmaşadan kaçıp bu pencereye gelmiş, dışarıdaki huzur dolu manzaraya bakarak rahatlamıştı; karşı kıyıda evler sevimli bir şekilde yan yana dizilmişti, mavi suları zarafetle yaran küçük bir vapur, kıyıda neşeyle süzülen martılar, kırmızı bacalardan çıkan öğleyin çalan çan sesleriyle birlikte göğe yükselen gümüş renkli dumanlar, ona o kadar açık, o kadar net bir şekilde ‘’Huzur! Huzur!” diye bağırıyorlardı ki, dünyanın delirdiğini bilmesine rağmen bu güzelliklere inanıyor ve kendisine vatan seçtiği bu ülke sayesinde birkaç saatliğine de olsa vatanını unutuyordu.’

Yazar savaş karşıtı bir eser ortaya koyduğunu başından sezdirirken bunu belli ki tek bir şey için yapıyor: Hüzünlü bir hikâyeye değil acılı bir sorgulamaya davet ediyor.

Vatan neresidir? Sevdiğiniz insanla kaçıp yalnız ama sakin olabilme fırsatının olduğu bir başka ülke mi? Belirsizliklerle dolu vatansever sözlerin yankılandığı bir savaşta savunduğun sınırlar mı?

Bütün hikâye boyunca Ferdinand vatanını, aslında kendisini arıyor. Yaratılmış benliği ile inşa etmeye çalıştığı benliği de ülkesi gibi savaştadır. Korkmayan, öldüren ve ölebilen bir erkek olmak istemediğini içindeki erkeğe itiraf etmek ancak eşi Paula’nın kendinden emin,  savaşa karşı duruşuyla ara ara mümkün olmaktadır.

Paula, sevgiyi ve itaatsizliği açıkça vatanına ve savaşa tercih ediyor. Ferdinand’ın kaçışı ise sandığımız gibi anlamdan yoksun korkak bir sanatçının kaçışı değil. Onu dikkatle dinlediğimizde insanlığın kaçışına şahit oluruz. Paula ise sanki bir avuç sessiz insanın inatçı sesi olup öldürmeye giden bir eşi beklemeyi açıkça reddediyor. Kilisede ağlayan dua eden kadın olmayı istemediğini bağırarak ifade ediyor. Din ve ibadet burada sorgulanmayı bekliyor (Evet, onlar avuntu için mi?). Resmi yazılar, marşlar ve emirler Paula için yaşamdan kıymetli olamaz. Ferdinand ise hepimiz gibi -insanlığın o bocalayan zihinsel tarihi gibi- ‘’Evet biliyorum. Ama mecburum.’’ diyor. Sıklıkla Ferdinand’ı köşeye sıkıştıran ve cesaretlendiren sorgulamalar bir yandan da Ferdinand’a acı veriyor. Çünkü içinde kendisiyle beraber büyüyen biri daha var. O kadere inanıyor. Onu, yani bir parçasını yaralıyor. Acıyı açıkça çekiyor. Ferdinand da bir taraftan Paula gibi yaşama ve sevgiye bağlı. Ne kadar tanıdık bir karmaşa bu!

Mecburiyet diye teslim olunan onca an, insanlığı tıpkı Ferdinand gibi şehirden şehre, trenlerden sınırlara, cesaretten korkulara, sevinçlerden acılara sürükleyip durmuştu. Öyle ya içimizde her zaman ‘’Bunu yapmak istemezdim ama mecburum’’ diyen bir Ferdinand yaşar. Bir de ‘’Neden mecbursun?’’ diyen Paula. Paula’ya bu soruyu sorduran sevgisine duyduğu saygıdır. O sevdiği insanı savaşta kaybetmeye ikna olamayacak kadar sevgisine bağlıdır. Ferdinand’ı bu kadar korkutan ve zihnini bulanıklaştıran da yitireceğini düşündüğü onurudur. Hayır o tam anlamıyla bir zavallı değil. Zweig, onun korkaklığını aciz bir korkaklık olarak sunmuyor. Onun hikayesi hepimizin bir tarafının hikayesi. Acıya sebep olduğumuzu çıplak gözlerle görmeden savaşa karşı durabilmek hem de bir savaşın içindeyken bunu başarabilmek ne kadar kolaysa onun hayatı da işte o kadar kolay.

Savaştan kaçanlar bu eserde sayı değil. Sınırları zorlayan yoksul bir kalabalık değil. Yakın plandan bakıyoruz. Tanık oluyoruz. Aklı başında birbirini seven iki yetişkin insanın devlete ve savaşa itaat etmekte direnmesinin evlerine, ilişkilerine, geleceklerine nasıl bulanık sorular sordurduğunu apaçık görüyoruz.

Deliren dünyada içimizdeki makineleri (Zweig, kontrol edilmesi güç olan toplumsal tarafımızı makineye benzetiyor) alt etmek için kavramları yeniden düşünemez miyiz?

Paula ressam olan sevgilisine:

 ‘’Dürüst ol, vatanın hayatın kadar önemli mi senin için? Soylu hükümdarlarına bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun?’’ diye soruyor.

Paula Ferdinand’ı ve bizi içinde bulunduğumuz karmaşık savaşlardan korkmanın yaşama ve sevgiye bağlı olmanın en dürüst yanımız olduğunu bu soruyla hatırlatıyor.

Bilemem ben kendi makinemi hangi dehşet anında yok edebilirim. Kitabı bitirince kendime şunu öğütledim; Paula’yı susturma ama Ferdinand’ı da anla.

Goncagül Yılmaz
Goncagül Yılmaz
Van’da doğdu. Biraz büyüdü. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdi. Bir süre kurumsal kimlik danışmanlığı yaptı. Son üç yıldır yayın ve kitap alanında çalışıyor. Son gemi, Zamansız ve Oku-yorum dergilerinde öyküler yazdı. Jack London ve Virginia Woolf’un tavsiyelerine uyuyor. İstediği gibi yazabilmek için çok çalışıyor.

Rastgele Yazılar

Özgürlük Kural, Sınırlama İstisna

Emek ve fikrin korunduğu toplumdur özgür toplum. Bu sebeple özgürlükleri korumak adına kendimizden çok şey veriyoruz aktivistler olarak. Ve bu yazımda incelenecek olan özgürlük diğer tüm hak ve özgürlüklerin bekçisi; ifade özgürlüğüdür.

Bugünlerden Geriye Kalmak İçin.

İnsan sadece tabancanın namlusundan çıkan bir mermiyle mi öldürülür? Bıçaklanarak mı, dövülerek mi? Ya da Hiroşima’daki gibi büyükçe bir bombayla mı?...

Ozon Tabakası İyileşiyor

Dünya ne yazık ki sanayi devriminden beri sürekli olarak zarar gördü ve hâlâ görmeye devam ediyor. Ancak son günlerde en azından ozon tabakası açısından güzel bir gelişme yaşandı. Güney Yarım küre sürekli olarak bu delinmeden etkilenirken Güney Kutbu üzerindeki ozon tabakası iyileşme gösterdi ve bu olumsuz etkilerin çoğunun yok olduğu gözlemlendi.

Basın Özgürlüğünün Çığlığı: Sesimi duyan var mı?

Türkiye’de basın özgürlüğünde sorunlar yaşanmaya devam ederken, basın ve özgürlük kelimeleri birbirine daha da yabancılaşıyor Daha önceki yıllarda da...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz