”Dünya Kadınlar Günü”, her yıl 8 Mart’ta dünyanın dört bir köşesinde kutlanmaktadır. Kadınların eşitlik talebinin ve her gün sürdürdükleri direnişin eş zamanlı haykırıldığı, Birleşmiş Milletler tarafından da tanımlanmış uluslararası bir gündür.

Peki nasıl başladı ve neden 8 Mart?

8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak belirlenmesine kaynaklık eden olay hakkında tartışmalı birkaç farklı iddia mevcuttur. Bu iddialardan biri, Rusya’da çarlığın yıkılmasına yol açan 1917 Şubat Devrimi sırasında 8 Mart günü yapılan kadın yürüyüşü ve grevleri ile başlamış olmasıdır. Diğeri ise 8 Mart 1908 tarihinde 15 bin çalışan emekçi kadın bir miting düzenledi. Daha kısa mesai süresi, daha yüksek maaş ve sendikal hak talep ettiler. Sonuncu iddia; 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York şehrindeki bir tekstil fabrikasında grevci kadın işçilere polisin müdahalesi uygulandı. İşçiler fabrikaya kilitlendi ve barikatlar sonucunda içeri kaldılar. Bunun sonucunda yangında 120 kadın işçi hayatını kaybetti. İşte bu olaylar zinciri 8 Mart’ı bir anma gününe dönüştüren olayların zeminini hazırladı.

8 Mart’ın Uluslararası Mecrada Kabulü

Dünyada yankı uyandıran işçi kadınlarının katliamından yıllar sonra Amerika Sosyalist Partisi, 28 Şubat 1909’da New York’ta bir “Kadınlar Günü” düzenledi. Daha sonra 26-27 Ağustos 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhang kentinde Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı gerçekleşti. Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg bir öneri sundu. 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılması önerisi bu toplantıda oybirliğiyle kabul edildi. İlk zamanlar tarihi kesinleşmediğinden ötürü ilkbaharda yapılan anma, daha sonraları 8 Mart bilinciyle dalga dalga tüm dünyaya hızla yayılmaya başladı.

”Dünya Emekçi Kadınlar Günü” fikrini ortaya atan Clara Zetkin’in aklında tam olarak belirli herhangi bir tarih yoktu. Jülyen takvimine göre Rusya’daki kadın hareketinin başlangıcı 23 Şubat’tı. Dünya genelinde daha yaygın biçimde kullanılan Miladi takvimde bu tarih 8 Mart’a denk geliyordu.

1917’de Sovyet Rusya’da kadınlar oy hakkı kazandıktan sonra 8 Mart ulusal bayram ilan edildi.

Moskova’da 1921 yılında gerçekleştirilen 3. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda o dönem ağırlık kazanan “sınıfa karşı sınıf” politikalarının da etkisiyle “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” adı benimsendi. Ancak 1930’lu yıllarda “faşizme karşı birleşik cephe” politikalarına geçiş sürecinde oldukları için “Dünya Kadınlar Günü” ismine dönüldü. Bu değişiklik daha sonra kadın örgütlenmesi alanına da yansıdı.

Kadınlar Günü, 1967’de feminist hareket tarafından benimsenene dek ağırlıklı olarak sosyalist hareketler ve komünist ülkeler tarafından kutlanmaktaydı. 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından kutlanmaya başlanınca neredeyse tüm dünyada da kutlanmaya başlandı.

Günümüzde ”Dünya Kadınlar Günü” bazı ülkelerde resmi tatildir. Bazı ülkelerce görmezden gelinir. Bazılarında ise protesto günüdür ya da kadınlığı kutlayan bir gün olarak anılır.

Türkiye’de 8 Mart

Türkiye’de 8 Mart ”Dünya Kadınlar Günü” ilk kez 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın hareketi ile gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra, uzun süre boyunca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarına izin verilmedi. Ancak 1975 yılında “Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı” ilan edildi. Türkiye de bu kapsamda yer aldığından dolayı 1975 yılında Türkiye’de “Kadın Yılı Kongresi” gerçekleştirildi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün 1975 yılında kutlanmaya başlamasının İlerici Kadınlar Derneği’nin etkileri de büyük oldu. Böylece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapalı ortamlardan dışarı çıkarak sokaklara ve meydanlara taşındı. İlerici Kadınlar Derneği, işçi sınıfı ile kadınları bir araya getirerek haklarını aramaya çağıran bir sivil toplum örgütüydü.

Daha sonra 12 Eylül Darbesi’nden kaynaklı askerî cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle hiçbir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından kutlanmaya devam edilmektedir.

Bu yeni dönemde kadınlar günü artık resmi bir bayram gibi devlet yetkilileri ve kurumları tarafından da kutlanmaktadır. Hatta şirketlerin de reklam ve pazarlama faaliyetleri ile güçlenmeye başlamıştır.

Sosyal medyada paylaş

Halime Rüveyda Erdem

Adana'da yaşıyor. Şiirin, sinemanın, fotoğraf çekmenin, Mina Urgan'ın aşığı. Ancak bu zamanın insanı değil. O çiçekli yemenilerin, plakların, siyah beyaz fotoğrafların, Zeki Mürenlerin kadını. Eskiye takılıp kalmıştı aslında ama bir o kadar da yeniydi fikirleri. Tüm dünyayı kucaklamak istiyor ama kolları bazen yetişmiyor yine de dünyayı değiştirebilecek, bütün kalıpları, kuralları yıkıp atacak kadar güçlü hissediyor. Her kadının olduğu gibi onun da hayalleri ve gerçekleştirmek istedikleri var. Bir gün bütün kadınların bir arada olduğu çiçek dolu bir bahçede karşılaşıp birbirilerinin yüreğine dokunacaklarına güveni tam.
Published On: Mart 8th, 2021Categories: ENT Kadın, Feminizm, Kadın0 Yorum

Leave A Comment