Kırılgan Erkeklik Zehri

Kırılgan erkeklik kavramı, ilk defa Vandello ve arkadaşları tarafından ortaya atılmıştır. Erkekliğin ispat edilmesini gerektiren yapısını incelemek isteyen Vandello ve arkadaşları, modern dünyada erkekliğin sosyal yapısını anlamak için birtakım deneyler yapmışlardır. Bu deneyler, erkeklerin kadınsılık “tehdidi” karşısında verdikleri tepkileri anlamaya yönelik oluşturulmuştur.

Erkeklik çalışması olarak da adlandırılabilecek bu incelemelerden erkeklerin kadınsılık karşısında büyük bir kaygı yaşadıkları sonucuna varılmıştır. Kırılgan erkeklik ile ilgili elde edilen bilgilerin toplumsal cinsiyet rolleri ile paralel bir şekilde ilerlediği görülmüştür. Bu toplumsal cinsiyet rollerinin, toplumun her alanına yansıyarak cinsiyetçiliği yaydığı gerçeği kabul edildiğinde; yeryüzünde bulunan tüm somut ve soyut şeylerin bir cinsiyete sahip olması durumuyla karşılaşılmıştır. Örneğin hastalıklar bile kadın-erkek olarak cinsiyetçi bir tavırla birbirinden ayrılmış ve kadınsı hastalıklara yakalandığını öğrenen erkeklerin, toplumun kendilerini daha az erkek görmeleri durumundan rahatsız oldukları tespit edilmiştir.

Bununla birlikte günlük aktivitelerden tutun mesleklere, izlenen TV programlarından gidilen mekanlara, içilen kahveden giyilen kıyafete kadar aklınıza gelebilecek her şeyde cinsiyet atama örneğine rastlanmaktadır. Yani bir erkek içtiği kahvenin özelliklerinden dolayı kadınsı olmakla “suçlanmaktan” korktuğu için bile tercihlerini düzenleyebilmektedir. Örneğin; erkek, gittiği bir kafede damak tadına göre kahve siparişi vermek yerine, ona atfedilen kalıba uygun olarak seçim yapmaktadır. Cinsiyetçiliğin toplumun her birimine bu kadar nüfuz etmiş olması gerçekten trajikomik.

Erkekliğin “hak edilmesi” gereken bir statü olarak inşa edilmesi sonucu oluşan kırılgan erkeklik bu gün maalesef dört bir yanımızı sarmış durumda. Erkekliğin otorite ve güç çerçevesinde algılanan bir kavram olması nedeniyle ne kadar egemen, ezen, otoriter konum varsa erkeklikle bağdaştırılıyor. Bu konumlar dışında kalan erkek ise, büyük bir kaygı yaşayarak kendisini erkeklik kalıpları içerisinde davranmak zorunda hissediyor. Buradan da şu sonuca ulaşmamız mümkün: Erkekliğin sosyal anlamda kanıtlanması gereken bir statü olarak inşa edilmesi, erkeklerin kendilerini topluma “erkek” olarak kabul ettirebilmeleri için bazı davranışlara yönelmelerine neden olabilmektedir. Örneğin daha saldırgan, şiddete meyilli, risk alma konusunda cesur davranmak erkekliğin kanıtlanmasında erkeklerin sık başvurduğu yöntemlerdir.

“Kazanılan” Erkeklik

İlkel toplumlarda erkeklik kanıtlaması olarak hayvan öldürme, sünnet olma, vücutta yaralar açma gibi ritüeller sıkça kullanılmaktaydı. Bunun modern toplumlardaki karşılığının ise, şiddet kullanma ve kadınsılığın tam zıttı olan davranışlarda bulunma olduğu söylenebilir. Yani erkeklik, biyolojik cinsiyete bağlı olarak sonradan “kazanılan” sosyal bir statü olarak tanımlanmaktadır. Bu durumun yalnızca erkekler için geçerli olması, kadınlığı aşağılayıcı sistemi beslemektedir.

Erkeklik, toplumsal cinsiyet rollerinden etkilenmesinin yanında, kazanılması gereken bir şey olarak da görüldüğü için erkekleri pek çok sosyal sınava maruz bırakmaktadır. “Kazanılması” bu kadar zor olan erkekliği kaybetmek de bir o kadar kolaydır. Başkalarının gözünde ispatlama gerektiren erkeklik, kaygılı ve güvencesiz bir statü olarak görülür. Erkekliğin böylesine kaygan bir zemin üzerine inşa edilmesi nedeniyle erkekler, erkekliklerini yitirme korkusuyla sürekli güç, iktidar ve otorite çerçevesinde davranışlar sergilemektedir.

Kadınsı olmayı bir tehdit olarak görmeyen erkekler elbette vardır. Bu erkekler davranışlarında kendilerini veya cinsiyetlerini kanıtlamaya çalışmazlar. Bunun üzerine toplum tarafından kadınsı olmakla “suçlanarak” büyük tepkilere maruz kalırlar. Aynı durumu kadınlar için düşündüğümüzde ise; “erkeksi” özelliklere sahip olan bir kadının aldığı tepkiler daha çok bir şeyi “kaybettiği” yönünde değil, hatalı davrandığı yönündedir. Kimi zaman ise bu durum bir güç kazanımı olarak değerlendirilebilir; fakat öznenin kadın olmasından dolayı belli bir noktadan sonra ciddiye alınmaz.

Tabi ki bu sosyal statüyü elde etme durumunun yalnızca erkeklere has olmasından dolayı erkeklerin haksızlığa uğradığını ve kadınların da buna kadınlığı “kazanmak” bağlamında dahil edilmeleri gerektiğini söylemiyorum. Bana kalırsa ortada “kazanılacak” veya “kaybedilecek” bir şey olmamakla birlikte, biyolojik cinsiyete bağlı olarak gelen toplumsal cinsiyet rolleri de toplumu eşitsizliklere götürmektedir. Burada eleştirmeye çalıştığım şey, kırılgan erkekliğin kadınları ikincil statüye ittiği ve erkeklerin erkekliklerini pekiştirirken kendilerine de pek çok zarar verdiği yönündedir.

Kırılgan Erkeklik Herkese Zarar Verir

Erkeklik ideolojileri bağlamında erkekler, kadınlar ve eşcinseller gibi diğer gruplarla ilişki kurmakta problem yaşarlar. Bu kalıplara uygun davranmak zorunda olan erkek, kendine ve etrafındaki kişilere psikolojik ve fiziksel açıdan pek çok zarar vermektedir. Erkekler, saldırganlığı kimi zaman doğrudan kullanmakla birlikte; kimi zaman erkeklik statülerini kazanmak veya korumak amacıyla, konumlarına faydalı olması için toplumsal sistemi destekleyecek bir biçimde dolaylı yollarla kullanmaktadırlar.

Örneğin erkeklik normlarını karşılayamadığını düşünen erkekler sağlıklarına zarar verici davranışlarda bulunmaya daha eğilimlidirler. Diyet yapmama, egzersizden kaçınma bunlar arasında sayılabilir. Bir çalışmada, özellikle erkeksi olamama stresini yoğun olarak yaşayan üniversite öğrencilerinin korunmadan ilişkiye girme olasılıklarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte cinsiyet rolü çatışması yaşayan erkeklerin yoğun olarak düşük benlik saygısı, aşırı kaygı, depresyon, anksiyete, öfke, sosyal fobi gibi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kaldıkları da görülmüştür. Bununla birlikte erkeklik, psikolojik yardım almak yerine alkol tüketimi gibi sağlığı tehdit edici davranışlara yönelmeyi de beraberinde getirmektedir. Sonuç olarak toplumsal cinsiyet rollerinin erkeklik normları, erkeklerin sosyalizasyon sürecinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.

Erkeklik ile yoğun bağ kuran erkekler, yalnızca kendilerine değil çevresindeki insanlara da zarar vermektedirler. Özellikle kadınlara ve eşcinsellere karşı fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayarak erkeklik rollerini daha çok benimsediğini hisseden erkek, bu şekilde toplumdaki erkek konumunu sağlamlaştıracağını düşünmektedir. Erkeksi olamama kaygısı yaşayan erkekler, erkekliklerine yönelik tehdit aldıklarında farklı gruplara karşı ayrımcı tutumlar sergilemektedir. Bu grupların başında eşcinseller gelmekte ve eşcinsellik korkusu içinde olan erkek, sürekli homofobik ve cinsiyetçi söylemlerle erkekliklerini topluma ispat edeceklerine inanmaktadırlar.

Kadınsı olduğu söylenen erkekler, başkalarının olumsuz tepkilerine maruz kalmamak için toplumsal cinsiyet rollerini daha fazla desteklemekte ve erkek üstünlüğünü daha fazla savunmaktadır.

gramho.com

Erkek Kimliğini Aşırı Benimseme

Her gün bin bir türlü farklı şekilde karşımıza çıkan “erkek şiddeti” bugüne kadar milyonlarca kadının, hayvanın ölümüne sebep olmuştur. Bu şiddetin erkekler tarafından uygulanması, şiddet uygulamayan erkeklerin yazılı, görsel veya sosyal medyada utançlarını dile getirerek ne kadar üzüldüklerini ifade etmeleri ve kendilerini açıklamaları ile sonuçlanmaktadır. Bu erkekler kadınlardan özür dileyerek, şiddeti uygulayan cinsiyette olmanın “sorumluluğunu” alarak alkış toplamaktadır.

Yukarıdaki durumla birlikte bir de kadınlara ne yapması gerektiğini söyleyen kırılgan erkekler de medyada epey yer tutmaktadır. Şiddeti uygulayan cinsiyete mensup olduğu için üzüldüğünü dile getiren erkek, bir de üstüne kadınlara “ölmemelerini” tavsiye ederek erkeklik konumundaki yerini besleyici bir tutumu daha da açık bir şekilde sergilemektedir.

Sırf cinsiyeti erkek olduğu için, erkek şiddeti suçunu üzerine alınan bir erkek, bize erkeklik kimliğiyle yüksek seviyede bir özdeşleşme kurulduğunu göstermektedir. Erkek şiddetinin utanç verici olduğunu kabul etse dahi erkek, erkeksi kimlikten vazgeçememekte yalnızca üzüntüsünü dile getirmektedir. Yani erkekliğin hegemonik tarafı öylesine benimsenmektedir ki; yanlış hatta ahlaksız olarak görülen bir durum varken bile erkeklik sorgulaması yapılmamaktadır.

Güncel Bir Örnek: Koronavirüse Karşı Maske Kullanımı

ABD’de yapılan bir araştırma, Covid-19 salgınında maske kullanımıyla ilgili ilginç veriler sunmaktadır. Maske takmaya karşı büyük bir direnç gösteren toplumda, maske kullanımına karşı olan en büyük kesim erkeklerden oluşmaktadır. Maske takmanın zorunlu olmadığı zamanlarda erkeklerin sadece %29’u ev dışında maske takmaktadır. Kadınlarda ise bu oran %45’dir.

Daha önceki salgınlarda yapılan araştırmalarda da erkeklerin kadınlara oranla daha az maske taktığı sonucuna ulaşılmıştır. Üstelik Dünya Sağlık Örgütü açıklamasına göre, erkekler kadınlara göre daha fazla oranda salgından etkilenmektedir. Erkeklerin maske takmama sebebi olarak ise, fiziksel açıdan rahatsız edici ve utanç verici olduğunu öne sürdüğü belirtilmektedir.

Maske takmayarak riskli bir davranışta bulunmanın evrimsel olarak açıklaması ise; avcılık ve toplayıcılık döneminde erkeklerin gereksiz risk alarak toplumda saygı ve statü kazandığı şeklinde yapılmaktadır. Aynen bu örnekte olduğu gibi maske takmama riskli davranışı ile erkek, toplumda güçlü bir konumda olduğunu diğerlerine kanıtlamaya çalışmaktadır.

Maske takmanın kişinin kendisini değil, diğer insanları koruduğu göz önünde bulundurulduğunda erkeklerin başkalarını tehdit eden durumlarda daha mı umursamaz olduğu sorusu akıllara gelmektedir. Örneğin erkeklerin kendilerini korumak için emniyet kemeri takma oranı oldukça yüksekken, başkalarını koruma konusunda aldıkları risk maske takma oranlarıyla ters orantılıdır.

Kırılgan erkeklik, erkeklerin kendilerini hiç düşünmeden riske atmalarına neden olmaktadır, hatta bunu zorunlu kılmaktadır; bu yüzden oldukça olumsuz etkilere sahiptir. Kadınların maske takmayı daha çok tercih etmesinin nedenleri arasında, korumaları gereken bir erkeklikleri olmaması ve erkeklerin bu erkekliği kaybetme korkusu yüzünden maske takmaya büyük bir direnç göstermeleri bize kırılgan erkekliğin kendilerine nasıl zarar verdiklerini açıkça göstermektedir. Sağlık gibi önemli bir konuda bile erkekliğin yaptırımı olarak erkek, kendini riske atmaktadır. Aynı zamanda sağlık gibi bir konunun nasıl sosyalizasyon geçirerek cinsiyetçi bir hal aldığını açıkça görebiliriz.

Kaynak:

https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpy1301996120190516m000014.pdf

http://nazifesisman.com/yeni-erkek-hegemonikten-kirilganliga-uzanan-celiskili-yol/

https://yesilgazete.org/blog/2020/07/21/kirilgan-erkeklik-ve-koronavirus-neden-maske-takmayi-daha-cok-erkekler-reddediyor/

Görsel: listelist.com

Beste Begüm Yigit
Beste Begüm Yigit
Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden taze mezun. Ent Dergi'de yazar ve Yaşam Kategorisi editörü. Kendini tanımlamayı ve kimliği reddeden biri. Hayvan sömürüsüne karşı. Kadın, LGBTİ+ ve azınlıklar konusunda aktivist. Analog makinelere, tiyatroya ve bağımsız sinemaya ilgili. Çoğunlukla okur kimi zaman yazar.

Rastgele Yazılar

Kesin Yaşanmıştır: Bir Otostopçunun Anadolu Öyküleri

Yedi sene önce meslek lisesini bitirdiğinde girdiği torna atölyesinden kazandığı parayı biriktirerek ilk arabasını alan Necip, yazları İzmir'den senelik izne gelen çocukluk...

Av Yasaları: Kapıdaki Ekolojik Felaket

Türkiye, son aylarını sosyal medyada sıklıkla gündeme gelen avcılık torba yasaları ve av ihaleleri haberleriyle geçiriyor. Sosyal medyada...

Beyhude ya da Değil

Görsel: James Lee Chiahan “Yaşamak? Beyhude.” Dostunun bu sözü üzerine masada oturuşunu değiştirdi. Dirseklerini masaya dayayıp yaklaştı. “Sevgisiz yaşamak...

Covid-19 Gölgesinde Erasmus: İptal mi, Devam mı?

Erasmus+ Öğrenim Hareketliliği, 1980’li yıllar itibariyle öğrencilerin farklı ülkelerde üniversite eğitimi görmelerini ve farklı kültürler tanımalarını sağlayan bir öğrenci değişim programıdır. Bu...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz