Kategoriler
    More

      Kendi Esaretimiz: Duygular

      Gözlerini açtığında dün gece yattığı yatakta değildi. Ne zaman ne şekilde geldiğini hatırlamıyordu. Emin olduğu tek şey, buraya daha önce hiç gelmediğiydi. Nerede olduğunu anlamak için etrafa bakınmaya başladı ama kayda değer hiçbir şey bulamadı. Etrafında sadece telaşlı bir şekilde koşan insanlar vardı. İşin garip kısmı, koşan insanların hepsi kendi suretindeydi. Ama hepsinin boyutu farklıydı. Kimisi dev gibi, kimisi küçücük. Ne olduğunu aklı almıyordu. Kim getirmişti onu buraya? Yaşanan bütün bu karmaşa bir rüya mıydı? Bu belirsizliğin içinde merakı daha da arttı. Ne olup bittiğini birilerine sormak istedi ve kendi suretindeki telaşlı insanlara doğru ilerledi.

      Önce bir sureti durdurdu. Durdurduğu suret dev gibiydi. “Neredeyim ben?” diye sordu. Alacağı cevabı büyük bir endişeyle bekledi. Dev, konuşmak için ağzını açtı ama o kadar endişeliydi ki ağzından tek bir kelime bile çıkmadı ve arkasını dönüp gitti. Ne olduğunu anlamadı. Cevap alamadığı için sinirlendi. Hem de çok sinirlendi.

      Daha sonra öncekinden daha büyük bir suret çıktı karşısına. O kadar büyüktü ki ayağını hafifçe yere vursa yeri titretirdi. Sesini duyurmak için başını yukarı kaldırıp bağırdı. “Neredeyim ben!?” Geri çekildi ve alacağı cevabı bekledi. Karşısındaki de kendisine bağırınca irkildi. “Yeterince derdim var bir de seninle uğraşacak değilim!” O kadar sinirle bağırdı ki adeta gök inledi. Şahit olduğu bu öfke nöbeti onda büyük bir korku oluşturdu. Bir an kalbinin sıkıştığını hissetti ve sinirli devin gidişini izledi.

      Bu sırada sinirli deve kıyasla biraz daha büyük bir dev geldi. Bu dev biraz daha sakindi ama teni ruh gibi beyazdı. Yavaş yavaş o tarafa doğru ilerledi. Az önceki şokun etkisiyle sesi çıkmıyordu. Bu yüzden devi iki kere dürtmek zorunda kaldı. Dürttü ve hayatının en büyük hatalarından birisini yaptığını düşündü. Dev anında büyük bir çığlık atmıştı. Çığlıktan başı döndü ve kendini yerde buldu. Tekrar ayağa kalktığında devin koşarak uzaklaştığını gördü. Bir kez daha cevap alamayışı içinde büyük bir umutsuzluk uyandırdı ve bir daha asla buradan çıkamayacağını düşündü.

      Etrafında bulunan küçük suretler kaybolmuştu. Hemen yanında hiç görmediği kadar büyük bir dev gördü. Son bir kez şansını denemek istedi ve deve dokundu. Dev kendine baktı. “Neredeyim ben? Nasıl çıkacağım buradan?” diye sordu. Ve sonunda bir yanıt aldı. “Buradan çıkamazsın. Buradan çıkış yok!” Aldığı cevap karşısında dizlerinin bağı çözüldü ve yere yığıldı.

      Gözlerini açtığında küçük suretler kendini taşıyordu. Boyutlarına göre oldukça güçlüydüler ve bunun karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Hiçbir şey söylemeden ilerliyorlardı. Nereye gittiğini anlamak için hafifçe başını kaldırdı ama “Bilmediğim bir yerde nereye gittiğimi anlamamın ne önemi var!?” diye düşünüp tekrardan başını indirdi. Sonunda küçük suretler onu hafifçe yere bıraktı. Hepsi kendine bakıp gülümsüyordu. Yavaş yavaş anlamaya başlamıştı neler olduğunu. Bunların hepsi kendi duygularıydı ve duygularının büyüklüğü suretlerin boyutunu etkiliyordu. Bu yüzdendi endişenin, sinirin, korkunun, umutsuzluğunun boyutunun büyük; mutluluk, umut, huzur gibi duyguların boyutunun küçük oluşu. Onun için en ilginci küçük suretlerin boyutlarına göre bu kadar güçlü olmasıydı. Ve bir kez daha anladı… Her ne kadar küçük olursa olsun, bütün olumsuzluklara karşı güçlü bir şekilde onu ayakta tutan bu küçük duygulardı. Bu duygular ona her zaman yaşamanın her şeye değer olduğunu fısıldıyordu. Bunu anladığı sırada küçük suretler büyümeye, büyük suretler küçülmeye başladı. Durmadan büyüyor ve küçülüyorlardı. İçini büyük bir huzur kapladı. Tam o sırada kapının çalınmasıyla irkilerek uykusundan uyandı.

      Çizim: Masha Shendel

      Ahmet Furkan Tunahanlı
      Ahmet Furkan Tunahanlı
      Ent Dergi Kültür&Sanat Editörü.Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Adalet Bölümü Mezunu. Kafkaokur Dergisi ile okuma alışkanlığı kazanıp sonradan yazı yazmaya başladı. Rol Modelleri Buket Uzuner ve Sabahattin Ali.

      Rastgele Yazılar

      Avrupa’nın Geleceği

      Yazar: Frank Ruda ve Agon Hamza Çevirmen: E. Deniz Bütün Günümüzde oldukça...

      Birlikte Var Olmak

      Son zamanlarda ne kadar gündemde olan bir konu olsa da görmezden gelinen ve ciddiye alınmayan, işlerin giderek daha da kötü...

      Ozon Tabakası İyileşiyor

      Dünya ne yazık ki sanayi devriminden beri sürekli olarak zarar gördü ve hâlâ görmeye devam ediyor. Ancak son günlerde en azından ozon tabakası açısından güzel bir gelişme yaşandı. Güney Yarım küre sürekli olarak bu delinmeden etkilenirken Güney Kutbu üzerindeki ozon tabakası iyileşme gösterdi ve bu olumsuz etkilerin çoğunun yok olduğu gözlemlendi.

      İran’daki son protestoların öncekilerden farkı nedir? İran’da protestolar eşik mi atlıyor?

      15 Kasım’da benzin fiyatlarının üç katına çıkarılmasının ardından İran halkı neredeyse tüm ülkeye yayılan protestolara tanıklık...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz