Antalya’nın Kaş ilçesinde Çukurbağ Yarımadasında 24 Mayıs 2020 tarihinde gece yarısı çıkan yangını sosyal medyadan ve haber kanallarından takip ettik. Yangın birkaç saat sonra belediye, orman müdürlüğü ve AKUT ekiplerince söndürüldü ama şiddetli fırtınanın da etkisiyle 25 dönüm zeytinlik ve makilik alanın zarar görmesine, canlıların yaşam alanının yok olmasına engel olunamadı. Yangının kaynağıyla alakalı resmi bir açıklama yok.

Ülkemizde, özellikle yaz aylarında meydana gelen orman yangınları 2018 yılında 5.644 hektar, geçtiğimiz yıl 22 Ağustos’a kadar 3.191 hektar ormanlık arazinin yok olmasına sebep oldu. Ormanların yanması aslında içindeki ekosistemlerin geri dönülmez bir şekilde yok olması, hayvanların yanarak, zehirli gazlardan boğularak veya yaşam alanlarını kaybetmek suretiyle ölmeleri anlamına geliyor. Hassas bir dengeye bağlı bu ekosistemlerin ne kadar sürede meydana geldiğini ve kendilerini ancak ne kadar sürede toparlayacaklarını düşünmek bile birçoğumuzu tedirgin ediyor. Belki daha da tedirgin edici olan, kendi haline bırakılsa toparlanabilecek olan yeşil alanların, yeşil kimliklerinin unutturularak imara açılması ihtimali.

Kaş’ta neler oluyor?

Kaş’taki yangınla alakalı en güncel gelişme, arazi maliki olduğu söylenen Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin konuyla alakalı yaptığı açıklama. Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, bölgenin sit alanı olduğunu ve yapılaşmaya izin vermeyeceklerini belirterek bölgeyi tekrar ağaçlandıracaklarının sözünü verdi. Ancak Ankara Gazeteciler Cemiyeti, geçmişte Kaş’ta rant iddialarıyla gündeme geldi. Cemiyetin, 1974’te içine motosiklet bile sokulamayacak kadar doğası bakımından korunmuş bu yarımadada büyük bir arazinin tapusunu alıp daha sonra tapu düzeltme davasıyla sahip olduğu araziyi gerçeğe aykırı şekilde 6 katına çıkardığı iddia ediliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığının Kaş’ta 1980’lerin sonu ve 90’ların başında kişilere karşı açtığı davaları kazanmasıyla, yarımadanın kamu mülkü olması gerektiği tartışılmaya başlanmıştır. Ancak bir sebeple bu davalara ve söz konusu alanların kamu mülkü sayılması için hukuki mücadeleye devam edilmemiştir. 

Yusuf Yavuz’un 2018 tarihli haberine göre, Ankara Gazeteciler Cemiyeti 2016 Eylül’ünde yarımada üzerinde imar talebinde bulunmuş ancak bu talep kabul görmemişti. Antalya Büyükşehir Belediyesince hazırlanan Kaş’taki birtakım doğal sit alanlarının imara açılması sonucunu doğuracak çevre planı da Kaşlı sivil toplum örgütlerince dava edilmiş ve dava sonucunda iptal edilmişti. Tüm bunların üzerine cemiyet, 2018’de tekrar bir imar talebi ile gündeme geldi. Bu seferki imar talebi, 24 Mayıs gecesi yanan zeytinlik arazideki alanı da kapsıyordu.

Antalya Sokakları haber sitesinde olayların tarihsel detaylarıyla da anlatıldığı gibi, Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin burayı imara açmayacağız, ağaçlandıracağız sözleri ile imar talebi birbiriyle çelişmektedir. Kendilerine bu noktada, imar talebinin içeriğini şeffaf bir şekilde açıklama ve eğer yanan bölgeye dair iddialar gerçeği yansıtıyorsa acilen imar talebini geri çekme borcu doğmuştur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da elindeki imar planı ile ilgili hususları kamu nezdinde aydınlığa kavuşturmalıdır.

Yangınla alakalı verilen bilgi, yangının aydınlatma direğinden çıkmış olduğunu ifade ediyor. Ancak, turizm bölgelerimizde çıkan yangınlar yıllardır toplum nezdinde haklı bir şüphe yaratıyor. Bunun da aslında deneyimsel bir temeli var. Geçmişte kıyı şeridimizde yangından zarar görmüş arazilerin yazlık site, tatil köyü gibi yapılarla ekonomik çıkarların kurbanı olduğunu gördük.

Geçmiş ihlaller

Şüpheli durumlardan birine örnek, 2007 yılında Muğla Güvercinlik’te çıkan ve ancak saatler sonra kontrol altına alınan yangın. Bu yangın geçtiğimiz yıllarda, Orhan Aydın’ın paylaştığı bir iddia sonucu, teyit.org’un da araştırmasına konu oldu. Yangın sonrası, yerel otoriteler alanın yerleşime açılmayacağının, tekrar yeşillendirileceğinin sözünü vermişti. Araştırmaca teyit edilen iddiaya göre, bu söz tutulmadı ve araziye birer birer oteller ve tesisler kurulmaya başlandı. Yangın öncesi turizm teşviği adı altında MNG Kargo Şirketine kiralanan bu arazi üzerinde, yangın sonrasında aralarındaki hukuki ilişki gereği, Çankırı İnşaat A.Ş. tarafından bir otel dikiliyor: La Blanche Island. Sonrasında yeni oteller de yapılıyor. 2015 yılında, yine bir otel inşaatı ile, konunun tekrar gündeme gelmesi sonrasında Orman ve Su İşleri Bakanı bir açıklama yaparak, alanın orman rejimi altında korunan bir alan olmadığını, Turizm Bakanlığına tahsis edilmiş bir alan olduğunu söylüyor. Bununla da kalmıyor ve Turizm Bakanlığının bu alanı bir firmaya tahsis ettiğini, burada inşaatın zaten başlamış olduğunu ve bu söz konusu alanın da üçte birlik bir kısmının yangından etkilendiğini ileri sürüyor.

Bu olayda ve toplum nezdinde şüphe yaratan benzer durumlarda aslında kilit nokta, hukukumuzdaki “orman” tanımı ve buna bağlı yerleşen orman rejimi. 7139 sayılı kanun 17.maddesi ile “muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler … orman sınırları dışına çıkartılarak” söz konusu orman rejiminden yararlanmalarına engel olunabiliyor. Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara da, asıl rantın yakarak değil, bu gibi değişikliklerle elde edildiğini söylüyor. Yine, 6831 sayılı kanunun 2/B maddesinde düzenlendiği üzere, 31/12/1981 tarihinden önce “bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş” olan araziler belli gereksinimler durumunda orman sınırları dışarısına çıkartılarak ormanlara dair rejimden faydalanmasına engel olunabiliyor. Bu madde de ciddi manada sorunlu, zira “bilim ve fen bakımından” ne zaman orman niteliği yitirilir? Kanunun uygulanmasını düzenleyen mevzuata göre, “üzerinde ağaç veya ağaççık toplulukları bulunmayan, ormancılık faaliyetleri ve ekonomisi yönünden orman kurulmasında yarar olmayan yerler” olarak tanımlanmıştır. Ancak Doç. Dr. Yücel Çağlar’a göre, bu ormanla alakalı modern tanımlara uymamaktadır. Ağaçların o an o birim zeminde yetişmiyor olması, orman niteliğini zorunlu olarak ortadan kaldırmaz. Bu eksik bir ekolojik tanımdır. Zira bir orman ekosistemi devam ediyor olabilir. Bunun yanı sıra, bu kadar bilimsel temelli bir kararın yetkin olmayan bir kadastro komisyonunun “orman kurulmasına yarar olmayacağı” öznel görüşü ile kararlaştırılacağını da düşünürsek, bu maddenin kurtarır bir tarafı yoktur. 1987-2001 tarihleri arasında, 4,6 milyar m2 ormanlık arazinin orman niteliği unutturulmuştur.

Doğal sit alanlarını imara açarak binlerce yıldır güzelliği ile bilinen yarımadanın doğasını yalnızca ticari amaçlarla tahrip ederek sömürmekten kötü bir şey varsa; toplumun konuyla ilgili bilgilerini bulanıklaştırmak amaçlı söylenen, samimi olmayan sözler ile insanların hafızaları ve akıllarıyla alay etmektir. Bu sebeple, doğru ve samimi bilginin peşinde koşmaya devam etmeli, yerel ve ulusal otoritelerden görevlerini şeffaflıkla yürütüp bizleri bilgilendirmelerini istemeliyiz. Ancak bu şekilde, doğa talanına karşı durabiliriz.


Kaynak:

“Kaş’ta Sevindiren Gelişme: Yanan Alan Tekrar Ağaçlandırılacak.” Sözcü Gazetesi – Türkiye’nin Tek Gerçek Gazete Ve Son Dakika Haber Sitesi, 26 May 2020, www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/kasta-sevindiren-gelisme-yanan-alan-tekrar-agaclandirilacak/.

T24. 2020. Antalya Kaş’ta Orman Yangını; Gece Yarısı Villalar Boşaltılmıştı, Soğutma Çalışmaları Devam Ediyor. https://t24.com.tr/haber/antalya-kas-ta-orman-yangini-gece-yarisi-villalar-bosaltilmisti-sogutma-calismalari-devam-ediyor,880270

“2019’da 3 Bin 192 Hektar Orman Yandı.” Son Dakika Haberler, www.trthaber.com/haber/turkiye/2019da-3-bin-192-hektar-orman-yandi-428066.html.

Antalya Sokakları. “Çukurbağ Yangını Ve Ders Olarak Okutulacak Bir Utanç Öyküsü – Yusuf Yavuz: Antalya Sokakları: Antalya Haberleri.” Antalya Sokakları, 27 May 2020, www.antalyasokaklari.com/manset/sokak/doga/cukurbag-yangini-ve-ders-olarak-okutulacak-bir-utanc-oykusu-yusuf-yavuz/.

odatv. 2020. HANGİ GAZETECİLER GÜNEYDE ‘YAP-SAT’ İŞİNE GİRDİ. <https://odatv4.com/hangi-gazeteciler-guneyde-yap-sat-isine-girdi-0701111200.html>

Kaynağı, Veri. “Çevre: Veri Kaynağı.” Türkiye’nin Rakamları, 5 Mar. 2018, www.verikaynagi.com/konu-basligi/cevre/.

Sosyal medyada paylaş

Begüm Acar

"Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, ENT Dergi yazarı ve Ekoloji editörü. Çocukken hayali belediye başkanı olmak iken, Hukuk Fakültesi'nin getirdiği şok ile ileride üzüm bağı işletmek istiyor. Özellikle, uluslararası ceza hukuku ve insan hakları hukukuyla ilgileniyor. Tek bir şeyle ilgilenmeye bünyesi elvermediği için aklı daima birden fazla projeyle meşgul. Boş zamanlarında çevresindeki insanlara MBTI ve Enneagram testleri yapıyor. Hukuk dışında psikoloji ve mimari ile de ilgileniyor."
Published On: Haziran 9th, 2020Categories: Doğa, Ekoloji, Gündem, Haber0 Yorum

Leave A Comment