Yakın tarihe kadar sosyal hayatın ev dışında aktif olmayı gerektiren pek çok alanı gibi spor da erkeklerin tekelinde olan ve çoğu zaman kadınların izleyici olarak bile bulunması uygunsuz görülen bir aktiviteydi. Kadınların yoğun fiziksel efor gerektiren ve rekabetçi spor aktivitelerine katılımını ancak 19. yüzyılın son yarısından itibaren yaygınlaştığını görüyoruz.

Günümüzde kadın sporcular BM Kadın Birimi ve Kadın Spor Vakfı gibi uluslararası kuruluşlar tarafından desteklense ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi olimpiyatlarda cinsiyet eşitliğini ilerletmek için çalıştığını belirtse de kadın atletler hala pek çok zorlukla karşılaşmaya devam ediyor. 2020 Tokyo olimpiyatları pek çok branşı birleştiren en büyük uluslararası spor organizasyonlarından biri oluşuyla hem olimpiyatların kurallarından doğan ayrımcılığı hem kamuoyunda kadın atletlere bakışı gözler önüne serdi.

Bu yılın olimpiyatların da hem dünya genelinde gündem konusu olan hem de Türkiye özelinde tartışma yaratan konulardan biri kadın atletlerin formaları oldu.

Norveç kadın plaj hentbolu takımı, olimpiyat maçlarında yönetmelikte belirtilen kenar uzunluğu dört inçten uzun olmayan bikini altları yerine şort giydikleri gerekçesiyle Avrupa Hentbol Federasyonundan oyuncu başına 150 euro ceza aldı. New York Times’ a göre Norveç hentbol takımı, bu forma ihlalini kadın sporculara uygulanan çifte standarda dikkat çekmek için özel olarak planlamış. Times’e konuşan takım oyuncuları daha önce defalarca bikini altı düzenlemesiyle ilgili şikayette bulunduklarını ancak sonuç alamadıklarını belirtirken, oyunculardan biri olan Martine Welfler özellikle bedeni aşağılamak (body shaming) ve benzer şeyleri düşününce maçlarda biraz daha kapalı giyinmek istediklerini söylüyor.

Türkiye A milli kadın voleybol takımının formaları ise ilk olimpiyat maçlarında Çin’i mağlup etmelerinden hemen sonra ülke gündemini meşgul etti. Spor yapan kadın fikrini ve kadın sporcuların üniformasını eleştiren ilahiyatçı İhsan Şenocak’ın sosyal medyada “İslamın kızı! Sen oyun alanlarının değil, imanın, iffetin, ahlakın, hayanın, edebin sultanısın. Sen “burnunu göstermekten utanan” anaların evladısın. Ekranlara ve sakallı ağabeylerinin popüler kültürün kurbanlarına “sultan” demesine aldanmayasın! Umudumuz da duamız da sensin”ifadesini kullanması üzerine kamuoyu ikiye bölündü. Kimileri bu yorumu yerinde bulurken,  Şenocak’ı eleştiren, tiye alan ve kadın sporcuları destekleyenler de özellikle sosyal medyada oldukça aktifti.

Erkek atletlerin formalarının “uygunsuzluk” tartışmalarına konu olmayışı hem kadın spor müsabakalarının odağını hem de kadın atletlere bakışı sorgulatıyor. Kadının sporcu kimliğiyle de objeleştirilmesi olimpiyatların bir kez daha yüzümüze vurduğu bir gerçek. Örneğin kadın plaj hentbol oyuncuları bikini altı yerine şort giymek için yukarıda bahsedilen savaşı vermek zorundayken erkek sporcuların yönetmelikte belirtilen üniforması zaten şort. Türk kadın voleybolcuların giyimini eleştiren ilahiyatçı erkek sporcunun ve onun formasının “ahlaka uygunluğunu” sorgulamıyor. Kadın sporcuların estetik görünmesiyle ilgili kaygılar, kadın sporcuların bedenlerini ne kadar göstereceğine karar verme özgürlükleri üzerindeki ciddi resmi ve sosyal kısıtlamalar ve bu kaygı/kısıtlamaların cinsiyet bazlı iki yüzlülüğü ne yazık ki hem uluslararası alanda hem de ülkemizde kadın haklarında gidecek çok yolumuz olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

KAYNAKÇA

Sosyal medyada paylaş

Işıl İdrisoğlu

Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu, yine aynı üniversitede Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans yapmakta. Güvenlik çalışmaları akademik anlamda birincil ilgi alanı. Teknoloji çağında kağıtla, kalemle ve basılı kitaplarla bağını koparmamak için ısrarla direniyor. İnsanların doğayla barıştığı, hoşgörülü ve saygılı bir dünyada yaşamayı hayal ediyor.
Published On: Ağustos 24th, 2021Categories: Feminizm, Kadın, Yaşam0 Yorum

Leave A Comment